Tesettür ve pranga
Radikal · 27 Nisan 2005
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in, kulaklarımı şenlendiren, içime serin sular serpen, kısacası 'Oh!' dedirten, laiklikte türbana geçit yok konuşması, benim gibi düşünenleri ferahlatırken, bazılarını gerdi tabii ki. O bazılarının arasında ve zaten ilk sırada, Bülent Arınç da vardı.
TBMM Başkanı Arınç, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in 'anayasal' saptamasına: 'Yasaklarla, kayıtlarla, prangayla hiçbir ülke ileri gidemez,' sözleriyle tepki göstermiş. Başka bir deyişle Arınç, okul ve kamu alanında tesettürü yasaklayan laikliği, tesettür özgürlüğüne vurulmuş zincir, yani pranga olarak tanımlıyor.
Ama bizzat tesettürün kadın kafasına vurulmuş pranga olabileceği, aklına gelmiyor, çünkü kendi zihni de tesettürlü. Karşılaştırmalı mantığa, düşünce özgürlüğüne, kadın erkek eşitliğine kapalı, çünkü kadın özgürlüğüne karşı!
Bülent Arınç, çağdaşlık, uygarlık ve ilericilikten yalnızca erkek çağdaşlığını, erkek uygarlığını, erkek ilericiliğini anlıyor. AKP'lilerin hepsi frak ve smokin giymekten bucak bucak kaçarken, bir tek o 'penguen sendromu'nu yenmiş ya da tövbeler getirerek frak giyebiliyor. Ama tövbe mövbe, frakları çekince kendisini çok modern sanıyor, hatta bazen, son Roma gezisinde olduğu gibi, Avrupa'daki bazı önyargılı çevrelerin Türk halkını hâlâ 'fesli ve şalvarlı' algılamaktaki ısrarından dert yanıyor!
Böylece biz de anlıyoruz ki, Bülent Arınç için 'fes' ve 'şalvar', birer 'gerilik' imgesi olmakla kalmayıp, bu geriliği aşmış Türkiye'ye karşı önyargının ifadesidir. Neden önyargının ifadesidir? Çünkü bizzat kendisi Roma'ya ne fesle gitmiştir, ne de şalvarla. İtalya'nın takım elbiseli TBMM Başkanı'nı gördükten sonra hâlâ 'fesli şalvarlı Türk imajı'nda ısrarı, ancak önyargı ya da düpedüz kötü niyetle açıklanabilir.
Ama endişe buyurmasınlar, kendileri biraz 'Fransız' kalmışlar, hiçbir Avrupa ülkesinde Türk'ün fesi ve şalvarıyla dalga geçilmiyor artık: Türbanı, peçesi, kara çarşafıyla hicvediliyor çağdaş vatanımız!
Oysa Arınç, tam da Türkiye'nin yeni karikatüral imajını, kadın tesettürünü savunan ve tesettüre geçit vermeyen laikliği 'yasakçı zihniyet' diye niteleyen hem er kişi, hem de erk. TBMM Başkanı, geçmişteki fesli şalvarlı bir 'erkek' Türkiye imgesinden utanırken, günümüzün başı bağlı, türbanlı ve kara çarşaflı 'kadın' Türkiye imgesinden hiç rahatsız olmamakta!
Çünkü Bülent Arınç için 'modernlik', erkekte başlayıp erkekte bitmekte, kendisi lacileri çekince Türkiye çağdaş olmuş olmakta, ama bizzat eşinin tesettürü ve yasaklı başı bileği, ülkenin çağdışı, gerici ve yasakçı zihniyetini temsil etmemektedir. Çünkü Bülent Arınç'ın bilincindeki Türkiye 'erkek'tir. Zaten Modern Türkiye'den anladığı da, sakalı kesip bıyık bırakan, fesi kavuğu atan ama şapka giymeyen, İslamiyet'te en az diz altı olması gereken cüppe yerine ceket, potur yerine pantolon giyerek 'reform', kravat takarak da 'devrim' yapan Müslüman Erkek Moda imgesidir. Bu modernleşmede, saçlara jöle sürmek de, 'hacı yağı'nda evrim sayılabilir. Tabii erkeklerde!
Bu erkeklerin Türkiye'nin öteki yarısı, hatta yarısından fazlası kadınlar için sundukları ve savundukları sıkma başla kapalı zihin 'çağdaşlığını' ise, buyrun, bir (kadın) doktor okurumdan öğrenin:
"Muayeneye gelen tesettürlü kızlarımız ve kadınlarımız soyununca, dayanılmaz bir ter kokusu yayılır. Memelerinin altı kırmızı ve kokulu bir sıvı ile kaplıdır. Din uğruna eliniz ıslanır, mideniz bulanır. Türbanları yumurta gibi sert olsun ve dik dursun diye, eski röntgen filmlerini kesip, iki kat eşarbın altına koyuyor bazıları. Başlarını açtıklarında, baş derileri, havasızlıktan suları akan, cılk yaradır. Ve bizden, yani hekimlerden, tam da bu yaralar için tedavi isterler. Dünyada bu kadar iğrenç bir manzara ile karşılaşmamışsınızdır Mine hanım. D vitamini eksikliğinden geçtim, fındık kadar beyni olan erkek zihniyetinin marifeti bu işte! Yeryüzünde kadınlarına bunu reva görürken, öbür dünyada açık saçık hurilerin hayali ile yaşamak yetiyor o zihniyete!.."
Pranga ne, pranga nerede, kime takılıyor, sayın seyirciler?
Kadın başı ve gövdesini yasaklamak mıdır pranga takmak, yoksa yasaklamayı yasaklamak mı? Bir yasağa özgürlük istenebilir mi?
Pranga türbandır, pranga çarşaftır, pranga tesettürdür ve görüntüden silinen kadını, yok saymak, kemiklerini eritmek, cılk yaralar açmaktır, zavallı kafasında, bedeninde. Bu kadar.
Kadını yok sayanlar içinse, Türkiye elbet modern bir ülke, çünkü erkekler gericiliği takım elbise ve kravatla yenmişlerdir. Erkek erkeğe. Ve bu erkekler, erkek Türkiye'yi kadınlarla paylaşmak fikrine yasak, laikliğe pranga derler. Oysa onların kafası ve onlara itaat eden kadınların başına takılıdır pranga!