Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Nasıl anlatsam?

Radikal · 17 Mayıs 2005

Geçen ay Pakistan’ın Gujrahwala kentinde bir maraton düzenlendi. Koşuya erkeklerin yanısıra kadın yarışmacılar da katılmak istedi. Ancak aşırı İslamcılar, kadın koşucuların üstüne ateş açtılar ve dokuzunu yaraladılar. Pakistan hükümeti, maratonu kana bulayan erkekleri kadınların kışkırttığına hükmetti ve zaten ‘kadın görünce gözü dönen erkekler’den oluşan İslamcı partilerin baskısıyla, ülkede kadınların erkeklerle birlikte yarışmasını yasakladı. Haberin tamamını Radikal Gazetesinin 16 Mayıs sayısında, 11. Sayfada okuyabilirsiniz:Pakistan polisi, Lahore’da bu yasağı protesto etmek isteyen hepi topu 30 kadın eylemciyi tekme tokat dağıtırken, İnsan Hakları savunucusu Esma Cihangir’in (nedense) elbiselerini parçalamış! Olaydan sonra Pakistan İnsan Hakları komisyonundan yapılan açıklamada, kadınların erkeklerle birlikte yarışmalarına yasak koyan hükümetin tavrı, ‘yöneticilerin kadınlara karşı önyargıları ve horgörüleri’ olarak eleştiriliyor. ‘Bu olay liberalizmi ve hoşgörüyü savunduğunu iddia eden hükümetin, sert ve diktatör bakışını ortaya koyuyor,’ deniliyor.

Pakistan’lı kadınlara, bizzat ‘hoşgörü’ deyiminin kadınları horgören din rejimlerinde üstün erkekliğin aşağılık kadınlığa (kışkırtmaması koşuluyla) tahammülünü simgelediğini...İslamiyet’in liberalizmden yalnızca serbest ticareti anladığını....Kısacası kadınların dünya genelinde üç tek tanrılı din tarafından ezildiğini, Pakistan özelinde ise asıl sorunun İslami şeriat olduğunu nasıl anlatsak?

Pakistan’lı dinciler gerçekten aptal. O zavallı kadınları bıraksalardı erkeklerle maraton koşmaya, yeldirmeleri, mintanları, poturları ve başörtüleriyle tepeden tırnağa örtülü, zaten kaç metre koşabilecek, kaç metre dayanacak, ne derece kazanacaklardı ki?

Türkiye’de görece laikliğin kendilerine sağladığı hakların bilincinde olmadan bile yararını gören kadınlar, tesettürü salt inanç gereği benimsediklerini ve kendilerini erkeklerle eşit hissettiklerini ileri sürüyorlar. Sorarım onlara, tesettüre uygun formalarla yüzme şampiyonu, tenis şampiyonu olmaları, baskette, uzun atlamada, jimnastikte, buz pateninde ve her türlü spor dalında bırakın evrensel, ulusal bir başarı göstermeleri mümkün müdür? Mümkün müdür tesettür kafasıyla bale yapmaları, violonist, piyanist, dünya çapında biyolog, astrofizikçi, matematikçi, hatta jet pilotu ya da astronot olmaları?

Nasıl anlatsam ki onlara, özgürlük istedikleri tesettür, bırakın kafalarına çekilen içli dışlı yasak duvarını, bizzat gövdelerinin koşmak, uçmak, atlamak, yüzmek, dans etmek, kısacası gücünü göstermek özgürlüklerine vurulan prangadır?

Nasıl anlatsam ki Türkiye’deki tesettür yanlılarına, özgür bir ülkede yasak istemek kolay, ama yasak bir ülkede özgürlük istemek zor, hatta imkansız.

Pakistan’da kadınlar koşamazken, Türkiye’de koşamamak için yürüyenler var...

Nasıl anlatsam ki geçen gün Ankara Sıhhiye meydanında Milli Görüş’çülerin harem selamlık ‘Beyaz Yürüyüş’, yani tesettür mitingine kadından çok erkeğin katılması, kadından çok erkeklerin yürümesi; ‘Ne kamusalı lan, Allah her yerde’ pankartlarının açılması bir tesadüf değil. Kadın tesettürü, bir erkek sorunu, erkek zoru, erkek dayatması. Allah, peygamber, açılırsan günah, kapanırsan sevap diye diye oyulan kadın beyinlerinin ‘kendi iradesi’yle kendisini aşağılamaya koşullanması, tarihi bir komplodur!

Ve nasıl anlatsam ki şeriatın yolu tesettür başlarıyla döşenir. Girmeyen birse, giren bin pişman: İran, Afganistan, Pakistan, Arabistan... Nasıl anlatsam ki kadın kendi beynine ve bedenine sahip çıkmadan, kadın özgürleşmeden, cinsel eşitlik gerçekleşmeden, ne erkek uygarlaşır, ne ülke çağdaşlaşır. Anlatabilsem, ah bir anlatabilsem, acaba anlayacak var mıdır, kafa kalmış mıdır?

--------------------------------------