Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Tarih yazan cinayet

Radikal · 27 Mayıs 2005

Bir insan tarih yazabildiği gibi, bazen bir ülkenin, bazen tüm insanlığın da talihini değiştirebilir. Hele ortam uygun, koşullar hazırsa, toplumların önüne düşmek, lider olmak, ordu kurmak gerekli değildir. Bir katil bile tarih yazabilir : Birinci Dünya Savaşı'nı ateşleyen kıvılcımı, 28 Haziran 1914'te Avusturya veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ı öldüren Boşnak bir öğrenci çakmıştı...

Bugün Hollanda'nın tarihi de İslamcı bir katil tarafından yazılıyor, bu ülkede yaşayan göçmenlerin talihini bir cinayet değiştiriyor.

Theo Van Gogh, 2 Kasım 2004'te Amsterdam'ın ortasında, bisikletinin üstünde giderken tabancayla vuruldu, yere düştü. Can çekişirken yanına yaklaşan katil, Van Gogh'un kafasını kesti, yetinmedi, başsız vücudunu defalarca bıçakladı.

Ressam Van Gogh'un üçüncü kuşak yeğeni Theo, sinema yönetmeniydi ve senaryosunu Hollandalı kadın milletvekili, Somali (yani Müslüman) asıllı Ayan Hirsi Ali'yi, senaryosunu birlikte yazdıkları 'İtaat' adlı bir televizyon filminde oynatmıştı. 'İtaat', İslamiyet'te kadının ezilmişliğini irdeleyen, sert bir eleştiri filmiydi. Yönetmen Van Gogh ve milletvekili Hirsi Ali ülkedeki İslamcılar tarafından tehdit ediliyor, ancak haklarında 'ölüm fetvası' çıkarıldığını bilmiyorlardı. Van Gogh öldürüldükten sonra, kadın milletvekili uzun süre Hollanda hükümeti tarafından gönderildiği Kanada'da saklandı. Amsterdam'a yeni döndü, mecliste alkışlarla karşılandı, korumalarıyla ve her gün ev değiştirerek yaşıyor.

Hollanda polisi, yönetmen Van Gogh'un katlinden iki saat sonra patlak veren bir silahlı çatışmada, Muhammed Buyeri isimli bir aşırı İslamcıyı, cinayet zanlısı olarak tutukladı. Buyeri'nin evinde yapılan aramalarda, zanlının 'edemediği' intiharından sonra açılmak üzere yazdığı bir vasiyet, ama daha önemlisi polisi Hofstad Çetesi diye anılacak İslamcı terör örgütüne ulaştıracak ipuçları vardı. Ülkede sekiz İslamcı tutuklandı. Arananlar listesindeki bir numara, çünkü vasiyetin üstünde parmak izleri bulunan Bislan İsmailov ise Fransa'nın Tours kentinde yakalandı.

Haberi dün yansıdı medyalara, oysa Fransız Antiterör birimi DNAT, 18 Mayıs'ta sessiz sedasız bir baskın operasyonuyla tutuklamış Bislan İsmailov'u. Amsterdam'daki cinayetten sonra kayıplara karışan terörist Avrupa'yı harmanladıktan sonra iki aydır Tours kentinde saklanıyormuş. Hollanda'da Van Gogh cinayetine karışan Bislan İsmailov, Çeçen asıllı bir Rus yurttaşı. Yakalandığı evde bulunan belgeler, Hollanda'daki Hofstad çetesinin, Çeçenya'dan tüm Avrupa'ya yayılan İslamcı bir terör örgütü olduğunu gösteriyor.

Fas'ın Kazablanka kentinde 45 kişinin ölümüyle sonuçlanan suikast, İspanya'da 400 kişinin canına mal olan patlamalardan sorumlu örgüt ve zanlı kişilerle bağlantıları var. Tabii Avrupa polisinin de eli boş durmuyor: İspanya'daki saldırıların bazı sorumluları İsviçre'de, Hollanda'daki cinayet zanlısı Fransa'da v.b., yakalanıp duruyor.

Ama...

Bütün bu ülkelerde, İslamcı teröre karşı mücadele artarken, terörle hiçbir ilgisi olmayan Müslüman göçmenlere yönelik bir düşmanlık kabardığı gibi, terörü şimdilik olmadan önleyebilen Fransa'da bile 'sessiz kalabalığın' İslamiyet dinine olan bakışı sertleşiyor.

Hollanda, Van Gogh cinayetine kadar Avrupa'da dinsellikten cinselliğe tüm özgürlüklerin sınırsız olduğu, dolayısıyla Müslüman göçmenlerin de istedikleri gibi örgütlenebildikleri, şeriatçıların fink attıkları bir 'hoşgörü' ülkesiydi. Aşırı hoşgörüden, aşırı ırkçılığa kayıverdi, bir cinayetle. Halk tabanı, açıkça İslamiyet düşmanı kesildi. Ve ülkede, salt Müslüman göçü önlemeyi vaat ediyor diye, AB'ye de karşı olan ırkçı politikacılara olan meyil artıyor.

Hollanda, AB Anayasası'na da aynı gerekçelerle 'Hayır' demeye hazırlanıyor.

Pazar günü Fransa'da yapılacak referandumda, AB anayasasına 'hayır' diyeceklerin tek nedeni ise elbette Müslüman Türkiye karşıtlığı değil. Ama silme tamamının, Türkiye'nin AB üyeliğine de muhalif olmaları hiç tesadüf değil!

Avrupa, İslamcı terörle birlikte, İslamiyet'in prensiplerini yargılamaya başladı.

Pazar günü Fransa'daki referandumdan 'Hayır' çıkarsa, AB Anayasası'nı ret aynı zamanda Müslüman Türkiye'nin dışlanması anlamına gelecek. Üstelik Fransa'daki sonuçlar, birleşik kaplar örneği, tereddüt eden başka AB ülkelerindeki referandumları da etkileyecek.

Müslüman Türkiye, hele hükümeti Müslüman Türkiye'nin orta vadede AB üyeliği, giderek zorlaşıyor.