Avrupa birliğinin kader günü : dünyanın gözü fransa’daki referandumda, ancak fransızların gözü, ‘evet’ ile ‘hayır’ arasında şaşılaştı
Milliyet · 28 Mayıs 2005
Paris.- Bugün 41,8 milyon Fransız seçmen, 64 700 seçim bürosunda oy kullanacak. Fransızların seçim sandıklarına ‘evet’ ya da ‘hayır’ pusulası atarak yanıtlayacakları referandum sorusu : ‘Avrupa’yı bir Anayasayla donatan anlaşmayı imzalamaya yarayacak yasa tasarısını onaylıyor musunuz ?’ biçiminde. AB Anayasa Anlaşmasının Fransızca metni, üç hafta önce 25 milyon Fransız ailenin ikamet adresine postayla gönderildi, kaymakamlık ve belediyeler aracılığıyla bedava dağıtıldı.
AB Anayasasına değgin halkoylaması, sabah TSİ 9’da başlayıp gece 21’e kadar sürecek, ancak en kalabalık iki büyük kent Paris ve Lyon’da seçim sandıkları 23’te kapanacak. Dolayısıyla ilk sonuç tahminleri ancak saat 23’ten itibaren alınabilecek.
DÜNYANIN GÖZÜ FRANSA’DA
Başta cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Fransa ve AB’de ‘evet’ için kampanya yapan odakların dramatize ettikleri ‘hayır’ olasılığı, seçim yasakları başlamadan önce açıklanan son kamuoyu yoklamalarında açık farkla önde görünürken, AB uzmanları böyle bir sonucun Avrupa’yı 1954’ten beri en büyük krize sürükleyeceğini, Fransa’dan yalnızca üç gün sonra yapılacak Hollanda referandumundan da sonucun ‘hayır’ çıkması halinde AB Anayasasının resmen gömüleceğini ifade ediyorlar. Politolog Paul Magnette, ‘En vahimi AB’nin uluslararası planda etkinlik yitirmesini’ öngörürken, ‘ABD ellerini oğuşturacak ve Çin artık AB’yi ciddiye almayacak,’ diyor. 1954 yılında yine Fransa, AB Savunma planını reddederek birliğin oluşmasına yıllar kaybettiren bir krize yol açmıştı.
SCHRÖDER VE ZAPATERO HIZIR ROLÜNDE
Gerek merkez sağ iktidar, gerekse sol muhalefetin aldıkları parti kararlarına rağmen engel olamadıkları ‘hayır’ın yükselişine karşı Fransa’yı ‘evet’e ikna etmeye çalışan son Avrupa liderleri Alman başbakanı Schröder ve İspanyol başbakan Zapatero oldu. Kampanyanın son günü Fransa’ya gelen Schröder, Sosyalist Parti ileri gelenleriyle Toulouse’de ‘evet’ lehine bir miting ve konuşma yaparken, Zapatero’da yine sosyalistlerle birlikte Lille kentinde ‘evet’i savundu.
ANAYASA REDDEDİLİRSE NE OLUR ?
Fransız halkoylamasında reddedilmesi halinde, AB Anayasası’nın kaderi 16 Haziran’da Brüksel’de yapılacak Avrupa zirvesinde belirlenecek. Bu zirvede 25 üyeli birlik, Anayasanın onaylanması sürecini durdurma kararı alabilir. Fransız AB komiseri Jacques Barrot, böyle bir süreçte AB’nin on yeni üyesine öngörülen mali yardımların gecikeceğini, referandumun 1 Mayıs 2004’te kendilerine sorulmadan alınan on yeni üyeliğe de ‘hayır’ anlamında yorumlanacağını, dolayısıyla ‘eski’ AB ile ‘yeni AB arasında bir kamplaşma olacağını öngörüyor.
TÜRKİYE’NİN DURUMU
Le Figaro gazetesinde yer alan bir yoruma göre, Fransız referandumundan çıkacak bir ‘hayır’, 3 Ekim’de Türkiye’nin ‘gergin bir Avrupa’ ile müzakerelere başlamasına yol açacak.
2007’te üyelikleri kesinleşen Romanya ve Bulgaristan’la yapılacak anlaşmalara ise, bu ülkeler için küçük düşürüce ek koşulların konulması olasılığı yüksek.
PİYASALAR ‘HAYIR’I OYLADI
Referandum sonuçları henüz bilinmemesine karşın, borsaların ‘hayır’a göre biçimlendiği bildiriliyor. İngiliz piyasaları bahisçilerinin, geçen hafta 50’li değerleri dün 24’e düşerken, Euro’nun değer kaybedeceği üzerine yapılan spekülasyonlarda İsviçre Frankı ve İngiliz Sterlingi’ne büyük rağbet olduğu, dolayısıyla bu iki paranın değerleneceği öne sürülüyor.
REFERANDUMUN ÖCÜSÜ, POLONYALI MUSLUKÇUYDU !
Fransa’daki referandum tartışmalarında ‘hayır’ taraftarlarınin ucuz iş gücünün pahalı iş gücü ülkelerine hücumuyla oluşacak ‘sosyal damping’e değgin itirazları, tüm kampanya boyunca ‘polonyalı muslukçu’ imgesiyle örneklendi. Polonyalı Muslukçu sembolü öylesine kullanıldı ki, Polonyalı AB milletvekilleri, Fransızları, ‘Merak etmeyin, biz Polonya’da muslukçu bulamıyoruz, zaten ya hepsi size geldi, ya da o kadar çok değiller,’ diye yatıştırmaya çalışırken, ‘Dişleri arasına İngiliz anahtarı sıkıştırmış Polonyalı Muslukçu’, kara korsanı olarak tüm Fransız referandum sürecini işgal etti.