Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Buyrun cenazeye

Radikal · 29 Mayıs 2005

Bugün Türkiye'nin AB üyeliği öldü, sayın seyirciler. Tarihin en büyük barış projesinde ülkemizin de yer alabileceğini hayal eden, hatta bir ara gerçekleşeceğine inanmak gafletine bile düşen başta bendeniz, tüm demokratlar yanıldı. İster başlasın müzakereler, ister başlamasın, Türkiye'nin AB yolu çıkmaza girmiştir.

Bu çıkmaza, AKP iktidarı soktu Türkiye'yi. Fransa'daki referandum da zaten yolu çıkmaz yapan duvarı örüyor.

Bir ülkenin geleceğini, çocuklarının aldığı eğitim düzeyi belirler. Bu iktidar, yeni TCK'yla yasadışı eğitim kurumlarına verilen cezayı 'hiç'e indirirken, bu memleketin çocuklarını eşitlik, uygarlık ve demokrasi düşmanı cahillerin, gericilerin, kincilerin, dincilerin sultasına, hatta sopasına terk etmiş, Türkiye'nin geleceğini de bir şeriat devletine perçinlemiştir! Bu iktidar, yeni TCK'yla demokratik eleştiri haklarını kullanan gazetecilere hapis, ama laik demokrasi düşmanı ticcanilere körpecik beyinleri çağdışı hurafeler ve öldürüp ölmeyi öven terörist din ideolojisiyle yıkamak serbestisi tanımaktadır.

Bir demokrasi düşünün ki parlamenter çoğunluğu, AB'nin kurucu üyesi Almanya'da 'demokrasiye tehdit' oluşturduğu için yasaklanan, laik cumhuriyetçileri dinci katillere hedef gösteren ve çağdaşlık adına ne varsa kuduz köpek gibi üstüne saldıran bir gazeteye hoş görünmek için çocuklarını kaçak Kuran kurslarına teslim etsin... Bir devlet düşünün ki mahkeme kararlarına uymadığı ve çarptırıldığı tazminatları ödemediği halde, gazete diye çıkarılan o paçavranın mallarına el koymasın, basımını yasaklamasın. Ama aynı devlet, karşı görüşü savunan kalemleri hapse tıkmaya kalksın... İşte bu devlet, Türkiye'nin dinci faşizme teslim olmuş devletidir ve AKP'nin kaptanlığında ya rejim değişikliğiyle sonuçlanacak, ya da duvara çarpıp parçalanacak bir çıkmaza sokmuştur ülkeyi.

Allah'a tapındığı camilerin altına dükkân açmakta, ulviyetle ticaret yapmakta beis görmeyen bir toplumda, ekonomi iyi gidermiş 'gibi' göründüğü sürece AKP'yi alkışlayan sözde demokrat şaklabanlar, şimdi umutlarını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 'adamlığına' bağladılar. Yok demokrat değilmiş, yok aşırı hukukçuymuş, yok çok titizmiş, yok sevimsizmiş diye yerden yere vurdukları, oysa bu ülkenin bence Atatürk'ten sonra ilk ve İnönü'den bile üstün düzey nitelikli Cumhurbaşkanı Sezer, nasılsa adam gibi adamdır, bu yenilmez yutulmaz TCK'yı veto eder, Türkiye'yi dinci faşizmden döndürür, diye düşünüyorlar. Böyle düşünen yalnız onlar mı? İktidar da aslında, 'Nasılsa Sezer'den döner,' diye oybirliğiyle el kaldırmadı mı sizce aynı yasaya? Bunlar dinci, ama aptal değil. Şeriatçı bir ihtilalin bile önce kendi çocuklarının başını yiyeceğini bilirler...

Öyle ya da böyle, düşünün ki Türkiye'de laik demokrasinin kaderi TEK bir adamın ellerinde.

Ve o tek adam, bugüne değin hiç falso yapmadığı, laik Cumhuriyet'i tek başına savunacağını defalarca kanıtladığı için elbette herkes biliyor yeni TCK'yı veto edeceğini ve bu faşizan yasaya karşı herkes rahat uyuyabilir...

Peki ama demokrasi TEK adamla korunan bir rejim midir? Parlamenter çoğunluğun altını oyduğu laik demokrasiyi BİR cumhurbaşkanının ayakta tutması normal midir? Ya AKP'nin 'değişti değişti' şaklabanları, dün beğenmedikleri Cumhurbaşkanı'na bugün can simidi olarak sarılmaktan utanç duymuyorlarsa, nedir bu tutarsızlığın adı?

Omurgasızlık olabilir mi?

Omurgasız aydınların ahkâm kestiği bir ülkede, elbette demokrasi gelir dayanır TEK adamın kurtarıcılığına.

Fransa, referanduma gidiyor bugün. AB Anayasası büyük olasılıkla reddedilecek. İşte size kendi kendisini üyelik çıkmazına iten Türkiye'nin kafasını çarpacağı duvarın örgüsü. Bugün Fransa, eğer 'Hayır' derse AB Anayasası'na, bu 'Hayır' aynı zamanda AB'nin 2004'teki 10 yeni üyeye genişlemesine tepki ve Türkiye'nin üyeliğini gelmez ayın son çarşambasına atıyor.

Elveda müzakere sürecinde gelmesi beklenen PARA yardımları, elveda sosyal reformlar, elveda çocuklarımıza bırakmak için mücedele ettiğimiz Avrupalılık rüyası.

Bir yandan AKP iktidarı, öte yanda Fransa'nın 'Anayasayı da, Türkiye'yi de istemiyoruz', tavrı, bugün çağdaş uygarlık umutlarımızı gömüyoruz, sayın seyirciler. Cenaze var bugün, cenaze büyük ve namazsız gömülecek. Çünkü üyelik umudumuzu zaten namazda öldürdüler! Kaldıran cemaat de Fransız, 'Merhumu iyi bilirdik,' bile demeyecek.

Y.N.: Bugün TS 00.30'da Fransa'daki referandum sonuçlarını TV5 özel programında tartışanlar arasında olacağım, uyanıksanız seyre buyrun.