Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Paçadan imar, işkembeden mimar

Radikal · 5 Haziran 2005

Bizim memlekette, musluktan çok ‘soruşturma’ açılır. Soruşturulur, soruşturulur, bir türlü yanıtlaştırılmaz. Belki de başına musluk takılmadığı için, bir soruşturma açıldı mı nasıl kapanır, kovuşturarak mı, yoksa savuşturarak mı, asla bilinmez… Çünkü basınımız için haber, soruşturmanın açılmasıdır. Kapandığı değil.

Fikir ayıp olduğundan beri ‘takip engelli’ basınımız, geçenlerde görme engelli şarkıcı Metin Şentürk’ü Bodrum’da jet-ski kullanırken yakaladı, fotoğrafladı ve hakkında soruşturma açılmasını sağladı. Nasıl kapandığını tabii ki öğrenemeyeceğiz. Ancak haber, en azından Metin Şentürk’ün görme engelli bir açıkgöz olduğunu ortaya koyuyor, hazret pek muzip, jet ski kullanımını, ‘Suç bende değil, kullanması gereken arkaya binmiş. Ben yanlışlıkla binmişimdir. Hiç farkında değilim. Yoksa böyle tehlikeli bir işe kalkışmazdım. O kadar çok tuhaf şeyler yapıyorum ki…’ diye savunuyor. Göz görmeyince, kafa da çalışmıyor, demeye getiriyor. Güya alay ediyor, ‘Sen bu halinle nasıl jet ski kullanır, denizde yüzenlerin hayatını tehlikeye atarsın ?’ suçlamasıyla.

İşte bu alay, bu vurdumduymazlık, zeka özürlüyü oynayan bu kurnazlık, yalnız denizde değil, karada ve havada Türkiye’nin geleceğiyle oynayan kendini bilmezlerin birebir mimetizmi, çarıklıerkanıharp özgüveni, cahil aymazlığın ta kendisidir, sayın seyirciler.

Kendisini, konuk olduğu evin ‘dana’sı diye tanımlayan Mustafa Koç’un kültür ve turizm bakanlığı koltuğunda uyuduğu Türkiye’de, elbette ki körler de jet ski kullanır, TIR sürer, hatta Formula 1’e katılırlar.

Davul dengi dengine çalar, ne var bunda şaşacak, soruşturma açacak ?

Kaldırım döşeyemeyen, asfalt dökemeyen, koydukları kaldırımlar iki ayda kırılıp çöken, yaydıkları asfaltlar bir yağmurda parçalanıp giden belediye başkanları, kendilerini sanatçı sanıp heykel dikmeye, mimar sanıp köprü çizmeye kalktığı zaman, soruşturan var mı ?

22.Dünya Mimarlık Kongresi, İstanbul’da yapıldı. 120 bin ülkeden 10 bin katılımcı, Kültür ve Turizm dana…pardon bakanımızın son anda, ilahi bir güç tarafından açılışını yapmaktan alıkonduğu kongrede 800 bildiri sundular. Çok merak ediyorum, ne bildirdiler, kime bildirdiler acaba, dünyanın en talanlanmış, en yağmalanmış, en harcanmış kenti İstanbul hakkında düşündüklerini ?

Çok merak ediyorum, kongrede konuşan İstanbul’un mimar belediye başkanı, mahçup bir ifadeyle ‘nazım planımız bile yok’ diye itiraf ederken 10 bin katılımcının önünde, acaba Türk ya da yabancı bir babayiğit çıkıp sormuş mudur kendisine : ‘Nazım planınız olsaydı, döşediğiniz kaldırımlar çökmeyecek miydi, asfaltlarınız yağmura daha mı dayanıklı olacaktı, mazgal nedir, nasıl yapılır, nazım planından mı öğrenecektiniz ?’ diye.

Ve sanki bu soru sorulsun diye, sular seller asfaltları götürmüş, mazgalları tıkamış o gün, katılımcı mimarların katılacağı sokak etkinlikleri ertelenmiş.

Acaba o katılımcılardan hangisinin aklına gelmiştir, 15 milyonluk İstanbul’da niçin bu kadar az park ve bahçe kaldığı ? Hangisi dehşete düşmüştür, bir depremde bu devasa kentte çadır kuracak açık alan olmadığını görünce ?

Acaba ibadullah kaldırım mühendisi yetiştirip, kaldırım ustası yetiştirmeyen Türkiye’de, ülkenin en büyük metropolünün zaten kendisi de kaldırım nedir, nasıl döşenir, hangi malzeme dayanıklıdır, ne tür zemine kullanılır, bilmeyen belediye başkanı… Elceğiziyle Haliç’e köprü de çiziktiriverdiğini müjdelemiş midir kongrede ?

Acaba dünyanın en ünlü mimarlarını toplayan kongrede, kaç kişinin Haliç’e takılmaya kalkılan korkunç boynuzdan haberli mi ?

Kadir Topbaş’ın İstanbul’u kendi zekvsizliğiyle damgalamak gibi bir takıntısı var : Boğaz’a Norveç ütübüsleri koyacak, Hayırsız Ada’ya Konyalı semazen dikecek , Haliç’e koç boynuzu takacak. Ama ne doğru dürüst kaldırım döşemeye, ne yağmurda akmayan asfalt dökmeye kafa yoracak. Çöp fabrikaları kurmak, arıtma tesisleri düşlemek değil onun işi. Onun işi, gösteriş.

Çöplüklerin dibine darı ekmek, Haliç’e boynuz takmaktan tabii ki daha az gösterişli.

Paçadan imar, işkembeden mimar derken, elbette ki kurbanlık İstanbul’un boynuzları eksikti.

---------------------------