Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Abd’nin yeşil tutkusu

Radikal · 7 Haziran 2005

ABD’ye yapılan son ziyaretle, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül, AKP iktidarını velinimetinin elini öpmeye ve gönlünü almaya götürdüler. Muhataplarıyla ne konuşurlarsa konuşsunlar, hangi dilekleri ‘teati’ ederlerse etsinler, ziyaretin aracı Türkiye ile ABD ilişkilerini düzeltmek, amacı ise İslamcı AKP iktidarının varlığını borçlu olduğu ABD ile barışmasıdır.

Türkiye’de laik cumhuriyete ‘karşı devrim’, dincilik yatırımları Atatürk’ün ölümünden hemen sonra , İsmet İnönü’nün CHP’si zamanında başlamış, DP’yle yayılmış, istisnasız tüm sonraki hükümetler tarafından hızlandırılmış, İslamlaştırma politikası 12 Eylül’le tahta çıkarılmış, AKP iktidarıyla da taçlandırılmıştır. Bütün bu sürecin perde arkasında, ABD’nin istemi, iradesi ve desteği vardır.

ABD, yalnızca Türkiye’de değil, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Hazar Denizi çevresi, Kuzey Afrika, hatta iç Afrika’da laik devletçiliğe karşıydı, İslami şeriat devletçiliğini destekledi, bu yolda radikal İslamı elleriyle besledi. ‘Yeşil Kuşak’ projesi diye anılan bu politikanın amacı belli, hedefi açıktı : 1980’li yıllara kadar komünist SSCB’yi çevrelemekle kalmayıp, öteki komünist blok Çin’le SSCB arasındaki tampon bölgede de hemen tüm ülkelerin Müslüman oldukları düşünülünce, ‘dinsiz’ komünizmin ideolojik yayılmasını önlemek, zayıflatmak ve sonunda yıkmak için ‘düşmanı’ kuşatan siyasi coğrafyanın zaten İslam yeşilini iyice koyultup azdırmak !

Saf bir idealist olduğum yıllarda, ABD’nin niçin komünist SSCB ve Çin bloklarını ‘laik, liberal ve demokrat’ bir kuşakla değil de, ‘şeriat yeşili’ sarmalıyla izale etmek tercihini anlayamazdım. Yeşil Kuşak projesinin dayanaklarını çözebilmek için, ideallerimi ‘makyavelist’ bir elekte saflıktan elemem gerekti. Demokrasi, komünizme karşı yeterince güçlü bir kutup değildi, çünkü düşmanı kuşatan Müslüman ülkelerde geçerli değildi ! ‘Dinsiz’ komünizme karşı en etkili silah, elbette ‘din’ olacaktı, başka alternatif yoktu. Nitekim Irak’tan Mısır’a, hatta Afrika’da asker ya da sivil diktatörlerin laikleştirdiği tüm ülkeler Sovyet ve Çin etkisine giriyorlardı. Artık liberalizm dediğimiz kapitalizm ya da serbest piyasa, zaten, hiç olmazsa ABD’nin dinden anladığı Hristiyanlıkta vardı, dolayısıyla İslamiyet’te de böyle olduğu farzediliyordu. İşte SSCB ve Çin’i çevreleyen İslami kuşağı, böyle sardırdı ABD.

Bu kuşağın püskülü, Asya ile Avrupa arasındaki köprü Türkiye’yi laik, yani manipülasyon aracı dinden bağımsız bırakamazdı, aksıra tıksıra süren demokrasi deneyimine İslamcılığı besleyerek taraf oldu.

ABD’nin dün SSCB ve Çin, bugün yine Rusya ve Çin’i sarmakta kullandığı ‘yeşil kuşak’ İslamcılık, dinden bağımsız bir milliyetçiliğin ister istemez ulusal çıkar alanlarına böleceği Müslüman ülkelere vermek istediği ortak ‘üst kimlik’, sınırlar ötesi büyük insan kitlelerini bir arada tutmasını ve tabii manipüle etmesini kolaylaştıran unsurdur. Başka bir deyişle ABD’nin, Türkleri, İranlıları, Suriyelileri, Iraklıları, Suudi Arapları, Kuveytlileri, Mısırlıları vb. ulusal kimlikleriyle yönlendirmesi zordur, çünkü bir bölümünde ulusal kimlik bile olmadığı gibi, çoğu dinden bağımsız üst kimlikten yüzlerce, binlerce ‘aşiret’ tabiyetini anlamaktadır.

Oysa bütün bu ülkelerdeki Müslümanları iki ana cemaat olarak ele alıp, Sünni ve Şii kimliğiyle manipüle/organize etmek çok daha kolaydır ! Bu düzenlemenin dışına şimdilik bir Kürtler ulusal kimlikle düşmektedir ki, onlar da Irak’ta zaten ABD’nin tarihi maşalarıdır.

Ancak…

‘Yeşil Kuşak’ projesi, İran’la başlayıp 11 Eylül’le küreselleşen bir süreçte ayağına dolanmış ve bugün kendi biçimlediği İslamcı kimliği pek çok yerde karşısına düşman olarak çıkmakla kalmayıp, Türkiye’de hamisi olduğu AKP’den bile ‘kazık’ yediğini düşünmektedir, ABD.

Dünya imparatorluğu, elleriyle dokuduğu İslamcı kuşaktan işkilli artık. Ama projeyi durdurmak için, hem yerine başka bir politika üretmesi gerekir ki bu kolay değil. Hem de belki çok geç.Özellikle Türkiye için.

İslami şeriat 2007 yılında Türkiye’de devlet olmaya hazırlanıyor, bakalım ABD’yi ne kadar memnun ve nasıl, neyle tatmin edecek.

------------------------------------------------