İslami döküntü amerikan alerjisi yapar mı ?
Radikal · 9 Haziran 2005
ABD başkanı George W.Bush’un, Beyaz Saray’da hala Oval Ofis’te çalışır olması ve kendisiyle oral (sözlü) ilişki kurmaya gelen yabancıları bu ofiste huzura kabul etmesi, bence hayret verici bir durum. Oval Ofis deyince insanın aklına Bush’un selefi Clinton, ‘oral’ yani sözlü iletişim deyince de Clinton’un bu ofiste yazdığı oral tarih geliyor ister istemez…
Ne yazık ki nice ülkenin, hatta dünyanın talihi ABD başkanlarının iki dudağı arasında sıkışık olmaktan kurtulamıyor ve kurtarılmak istenen uluslararası ilişkiler de yazılıdan çok ‘oral’ kuruluyor.
Beyaz Saray’daki son zirvede ABD/AKP ilişkileri kurtarıldı mı, diye soracak olursanız, medyalarımıza yansıyan tüm olumlu yorumlara rağmen, bence kurtarılamadı, sayın seyirciler. Washington yetkilileri, ‘zirvenin başarılı olup olmayacağının Oval Ofis’ten ziyade, önümüzdeki haftalarda Türk hükümetinin Türk kamuoyu önünde ikili ilişkiler konusunda alacağı tavra göre belirleneceğini’ vurgulamışlar (Yasemin Çongar, Milliyet 9 Haziran).
Bu demektir ki Bush yönetimi, AKP’den Türk halkının karşısına çıkıp ABD’ye övgü düzmesini, sadakat yemini etmesini, vallah billah sözünden çıkmayacağını kanıtlamasını, kısacası, nikah tazelemesini bekliyorlar.
İyi de, AKP bunu yapabilir mi ?
Amerikan düşmanı kendi tabanını kızdırmadan ABD’ye sadakat kanıtlamak kolay mı ? Kolay mı Irak’tan sonra Müslüman seçmenin karşısına çıkıp ‘Biz ABD’nin dostuyuzdur,’ demek ?
Aşağı tükürse molla sakalı, yukarı tükürse kendi bıyığı, Oval Ofis’in ortasına da tüküremeyeceğine göre, ne yapacak AKP ?
Tabanda dine yatırım yapacak, okulları camilere sokacak, ana okullarında Kur’an okutacak, kaçak Kur’an kurslarını destekleyecek, imam kadrolarını şişirecek ve verdiği şeriat gazına karşılık tabanından, vaadettiği İslam devleti kurulana kadar ayıya dayı, ABD’ye amca demesine göz yummasını isteyecek. Başka bir deyişle, ABD’ye bağlılık yemininin ‘takiyye’ olduğunu sezdirecek Amerikan düşmanı Müslüman tabanına, sabretmesini isteyecek devlet-i İslamiye iyice oturana kadar.
ABD’ye yönelik hesap ise, suyuna gidilen, sadakatle hizmet edilen dünya imparatorluğunun, AKP’nin iç politikada radikal dincileşmesine karşı ilgisiz kalacağı. ABD’nin ne zaman umurunda oldu ki zaten kendisiyle iyi geçinen İslami rejimler ?
Tabii bu süreçte, düşman ABD gösterilemeyeceğine göre, şeriat yoluna taş koyan bir düşman ve vurulacak hedef göstermek gerek, o da zaten hazır : Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve laiklik.
Amerikan başkanına hürmet ve sadakat sunmaya koşan AKP, Türk cumhurbaşkanına esip gürleyecek, yıkılmalık hedef laikliğin son kalesini savunuyor diye küplere binecek.
Aslında ‘cek, cak’ diye gelecek kipi kullanmam gereksiz, AKP bu politikayı çoktan çizdi, başlattı, yalnızca hızlanarak sürdürecek.
Ama ABD’nin aklı AKP’nin ‘Amerikan dostu İslamlaştırma’ projesine yatacak mı ? AKP’nin Amerikan düşmanı tabanına verdiği ‘takiyye’ mesajını yutacak mı ? Hiç mi hiç belli değil.
İslamiyet’in güçlendiği tüm ülkelerde Amerikan düşmanlığının da yayıldığını, hem de Suudi Arabistan ve Pakistan gibi sadakatleri kanıtlanmış rejimlerde bile yayıldığını görüyor ABD…
11 Eylül’den önce ‘yerel kimlik çekişmesi’ olarak algıladıkları, hatta çoğu zaman destekleyip yararlandıkları din hareketlerinin, Global Reach, yani küresel döküntülerini ARTIK farkındalar. 11 Eylül’den beri biliyorlar ki, küreselleşen ticaret gibi, ekonomi gibi, özellikle İslami hareketlerin de ‘global reach’i var ve çıkış noktası ülkenin sınırlarını aşıyor, bir Hizbullah İran’da doğuyor, Lübnan’da hüküm sürüyor örneğin.
İşte bu kapsamda ABD, Irak’ta koruduğu Sünni ve Şii halkın bile kendisine karşı diş bilediğini, düpedüz direnenlerin ise uluslararası ‘cihat’ bayrağı altında toplandığını göre göre, koskoca Türkiye’deki İslamlaşmanın Global Reach’ini, bölgeye etkisini ve döküntüsünü hesap etmez mi ve ne kadar işine gelir, böyle bir Türkiye ?
------------------------------------