Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Erkek erkeğe iktidar ağırlaması

Radikal · 10 Temmuz 2005

21.yüzyılın ilk küresel çatışması olduğu artık kesinleşen 'düşük yoğunluklu savaş'ın muharipleri ekranlardan akar, gazetelerden bakarken, ben de onları seyrediyorum: Bir yanda dünyanın en zengin sekiz ülkesinin sinekkaydı tıraşlı, şık giyimli, aydınlık yüzlü liderleri. Hepsi eğitimli, az ya da çok kültürlü, hepsi oturup kalkmasını, çatal bıçak tutmasını, nerede susulur, nerede konuşulur, hele Tony Blair, gayet iyi biliyorlar. Lamı cimi yok, uygar dünyanın önderleri, uygar adamlar hepsi ve...Hepsinin ellerinde olmasa bile, dillerinde KAN var. Bir emirleriyle kentler, köyler bombalanıyor, sözümona uygarlık adına, masumdu suçluydu ayırt etmeden, onların koyduğu uygarlık ölçüsüne uymayanları öldürüyorlar.

Dünyanın en ileri ve güçlü 8 ülkesinin 8 önderi de ERKEK.

Öte yana çeviriyorum gözlerimi, hasımlara : Bakımsız sakallı, kara sarıklı, ucube takkeli, temiz olsa bile pis görünen, ne nezaket, ne de zarafetten nasibini almış, yemeğe oturmayıp çöken, kuyruk yağı sıyırdığı elleriyle suratını sıvazlayan ve doyunca 'Elhamdülillah,' deyip geğiren, itici, iğrenç, kaba adamlar. Çoğunun elinde ve hepsinin dilinde KAN var. Uygarlık adına kentleri köyleri bombalatanlara, emir verenlere güçleri yetmiyor, tıpkı onlar gibi masumları hedef alıyor, suçsuz halkı öldürüyorlar. Onlar insanlık tarihinin en barbar, en cahil, en kıyıcı, çünkü yaşamı hiçe sayıp ölüme tapan en korkunç yaratıkları : İslamcı teröristler. İyilik diye kötülüğü yayıyor, Allah'ı gösterip Şeytan'a hizmet ediyorlar. Kaidesinden tabanına, emir vereninden uygulayanına, hepsi ERKEK onların da...

Acaba dünyanın en zengin 8 ülkesinden dördünün önderi kadın ve ABD'nin başkanı, İngiltere, Japonya ve Çin'in liderleri ya da ötekiler, diyelim son otuz yıldır kadın olsalardı... Kadın liderlerle erkek liderlerin eşit sayıda temsil edildiği G8'ler düzenlenseydi otuz yıldır...

Afrika açlığa mahkûm olur muydu hâlâ, İran'da mollalar, Suudi Arabistan'da şeriat rejimi sürer miydi, Afganistan'da Taliban, Irak'ta Saddam'ı devirmek gerekir miydi ? El Kaide'sinden irili ufaklı İslami terör örgütlerine, 'erkek' cihatları açılır mıydı küffar Batıya?

Çariçe ve kraliçeler gibi babalarına dayanarak iktidar olan İndra Ghandi, Benazir Butto'ların yanı sıra Margareth Thatcher, hatta Tansu Çiller gibi seçimle işbaşına gelen az sayıda kadın önderin, erkek muktedirlerden hiç de farklı davranmadıkları görüldü. Ancak ben erkek çoğunlukların önüne düşen, dolayısıyla istisnai ve yalnız kadın iktidarından söz etmiyorum. Parlamentosunun, bakanlar kurulunun yarı yarıya kadınlardan oluştuğu bir devlet mekanizmasında icraatın başına geçen kadınların, dünyanın en güçlü sekiz devletinin dördünü de temsil ettikleri takdirde farklı bir dünya yaratacaklarını düşlüyorum. Belki yanılıyorum, belki doğru düşünüyorum. Ama dünyada henüz böyle bir denge kurulmadı. Henüz böyle bir eşitlik sağlanmadı. Tarih ve coğrafyaya yayılan erkek egemenliğini tanıyoruz. Sonuçlarını biliyoruz. Ama kadın ve erkeğin eşit temsil edildiği bir düzen hiç yaşanmadı. Dolayısıyla daha iyi olacağını umabiliriz.

Kadın-erkek eşitliğine dair, henüz mükemmel olmaktan uzaksa da, en büyük çabayı yine de Hıristiyan Batı gösteriyor. Bu ülkelerde erkek, iktidarı henüz tam paylaşmadı, ama paylaşmaya açık ve çalışıyor. Kadınların bilinçlenmesi, yerlerine ve haklarına sahip çıkması da zaman alıyor. Çünkü üç bin yıllık bir kozadan sıyrılması gerekiyor kanatlarını açabilmesi için. O koza, din. Yahudilik ve Hıristiyanlık, kadına karşı tavrını geniş ölçüde değiştirmiş olsa da, hâlâ kadına liderlik hakkı tanımıyor. Tüm toplumsal örgütlenmede kadın-erkek eşitliği, ancak kadınlar haham ve papaz olabildiğinde sağlanacak.

İşte bu kapsamda, İslamiyet'in gelişimi en umutsuz tek tanrılı din olduğunu söyleyebiliriz. Kadına yer açmaya, eşitlik vermeye en kapalı İslami öğretinin, bilimden teknolojiye varsıl olsa bile yaratıcılıktan aciz, yoksullukta ise en ışıksız, en geri, en cahil, en aç, uygarlık ve bayındırlıktan en uzak ülkelerde yaygın olması, kuşkusuz tesadüf değil.

Eğer G8'lerin dördü, son otuz yıldır kadınlar tarafından temsil edilseydi, Suudi prenslerinden Saddam efendiye ve İranlı Mollalardan Talibanlara, önce destek sonra köstek olunmazdı. Ve kadın düşmanlığını insanlığa yönelten İslamcı terör de beslenmezdi. Çünkü kadınlar bilir: Demokrasi, ancak ve yalnız kadın-erkek eşitliği ekili topraklarda yeşerir.