Galata’nın galatı
Vatan · 23 Eylül 2005
Bilen bilir, Arapçada yalan yanlışa 'galat' denir. Küçük galatçılık, aracı gerektirmez. Ancak devlet çapında galat muhabbetine, elbette uluslararası galatçı gerekir, sayın seyirciler.
Türk kamuoyu Sami Ofer adını ilk kez TÜPRAŞ'ın satışı sırasında, Vatan Gazetesi'nde Yavuz Semerci'den okudu. Derken Galataport ihalesine de muhabbet karıştırıldığı anlaşıldı ve bu muhabbetin tüccarı kim diye aranırken, karşımıza yine Sami Ofer çıkmaz mı?
Sami Ofer'e ilişkin bilgi toplamaya başladıktan sonra bir varsayım biçimlendi kafamda. Komplo meraklısı değilimdir, umarım yanılıyorumdur ama… Türkiye'nin Güneydoğu'sunu PKK'ya didikleten Amerikan İsrail strateji ortaklığının, Kuzeybatı'daki ekonomik can köküne de TÜPRAŞ hisseleri ve Galataport gibi projelerle damardan girdiğini düşünüyorum, ciddi ciddi.
Çünkü Sami Ofer, salt İsrailli iş adamı ya da armatör diye geçiştirilemeyecek biri. Zaten Ofer imparatorluğu Sami'den ibaret değil: The Israel Corporation (ILCO) demek. Kimyasal madde endüstrisi 'Israel Chemicals' (CHIM) demek. Petrol rafineleri, elektrik santralleri demek, demek oğlu demek.
Çok ilginç bir ortaklıkla Sami Ofer, HYATT Oteller zinciri de demek olurken, aynı ilginçlikte bir başka ortaklıkla da Norveçli gemicilik şirketi, tersane sahibi Anders Wilhelmsen'e de bağlanıyor icabında. (İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Boğaz'da yüzdüreceği fiyort otobüslerini acaba hangi Norveç şirketine ısmarlıyor? Bak içime kurt düştü şimdi…)
Kesin olan şu ki, The Israil Corporation'ın küresel ortaklıklarını saymaya bu yazı yetmez, sayın seyirciler. Ama bence, her şeyden önce Sami Ofer'in kim olduğuna bakmalıyız.
Sami Ofer her şeyden önce dünya çapında bir armatör. Bu anlamda balık burcuna uygun iş yaptığı söylenebilir. 22.02.1922'de doğan Sami, karısı Aviva ile ortak kurmuş dünya çapındaki denizcilik filosunu. Başlangıç başarısını, aralarında Türk olduğu özellikle vurgulanan ucuz ve köhne gemileri, bakım ya da tamiratlarını tersaneye çekmek yerine mürettebata yıkarak kullanmaya, ama daha önemlisi gemileri çeşitli bankalar adına işletip parasını çıkardıktan sonra satın almaya borçlu. Şiarı, 'en ucuz yatırıma en fazla kârı sağlamak.' Zenginliğini katlayıp filosunu genişletince ancak doğru dürüst gemiler çalıştırmaya başlamış ve son yıllara kadar köhne gemiyle tehlikeli madde taşımaktan sicili epeyce kabarık.
İsrailli bağımsız basına göre, Sami Ofer ve oğulları, İsrail'den çok 'Kapitalistan' yurttaşları. Ofer imparatorluğu Türkiye'den önce tabii ki İsrail'i sağmış!
240 milyon dolar taban değer biçilen İsrail devlet gemicilik şirketi ZIM'i, hükümetle yaptığı 'gizli' anlaşmayla (başka bir ülkedeki girişimciliğine nasıl benziyor değil mi?) yarı fiyatına, 130 milyon dolara kapatmış. Söz konusu gizli anlaşmanın basın tarafından ortaya çıkarılması (başka bir ülkeye yine ne kadar benziyor değil mi?) İsrail'de devasa bir skandala yol açmış.
Sizin anlayacağınız, Ofer ve şürekası saman altından 'altın' yürütmeye alışık. Ancak TÜPRAŞ hisselerinden altı ayda 800 milyon dolar kazanmak, kuşkusuz dünya rekoru olup, Türkiye'deki kolaylık, onları bile şaşırtmıştır…
Her galatın altında bir galatçı yatar ve biz bu galatçının yatırdığı galata yarın devam edeceğiz, sevgili okurlar.