Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Pehlivan Tefrikası 3

Vatan · 1 Ekim 2005

Mauritius takımadalarının yeni yönetimi, bağımsızlığını bir ölçüde Diego Garcia'dan tehcir edilen Chagoslulara borçlu ve zaten onları topraklarına kabul etmek için İngiliz hükümetinden 4,5 milyon Euro karşılığında ekonomik yardım da almıştı. Oysa Port Louis'ye 'sağ' boşaltılan zoraki göçmenleri kaderine terketti.

Chagoslular, başkentin çöplüklerine yerleştiler, gecekondu bile denmeyecek derme çatma kulübelerde yaşadılar, tıpkı ABD'nin paryalaştırdığı Kızılderililer gibi dilenci, alkolik, serseri oldular. Okuma yazma dahil, haklarını savunmaya yarayacak bilgi ve birikimden yoksundular. Üstelik yıldırılmış, sindirilmiş, düşkünleştirilmiş bir halktılar. Tam 26 yıl sustular. Ama uğradıkları haksızlığı, gördükleri esir muamelesini, hayvan nakli gibi sürgünü belleklerinde taşıdılar.

Tehcir gerçeği ancak 1997'de, Chagosluların dilleri çözüldüğünden bile değil, İngiliz devlet arşivleri açıldığında ortaya çıktı. Bir Mauritius gazetesi, Le Mauricien in yayımladığı belgeler, Port Louis'ye tehcir edilen Diego Garcia'lıların nüfus kimlikleri ellerinden alınmış olmasına karşın, Büyük Britanya uyruğu taşıdıklarını kanıtladı!

İşte o zaman, yalnız o zaman, ikinci kuşak Chagoslular arasında eğitim yapmak olanağını bulan gençler, Chagos Göçmen Grubu (GRC) diye bir örgüt kurdular ve Büyük Britanya'yı dava ettiler. 3 Kasım 2000 tarihinde, Londra Yüksek Mahkemesi, İngiltere'yi Chagosluları anayurtlarına geri göndermeye mahkum etti !

Tony Blair, İngiliz basınında geniş yer bulan dava sonunda, tehcir edilen halkın yeniden Diego Garcia'ya yerleştirilmesi amacıyla 'ön araştırma' yapmak üzere Kasım 2001'de gerçekleşecek sembolik bir gezi düzenledi, ünlü atole. Arada, 11 Eylül patladı.

Sonra ne olduğunu ve Diego Garcia üssünde neler döndüğünü anlatmaya bugün de yerim kalmadı, affınıza sığınarak salıya aktaracağım, sevgili okurlar.

Ama niçin bütün bunları araştınyor, niçin pehlivan fıkrası gibi yayımlıyorsun, diye soracak olursanız...

Türkiye, bir Chagos tehcirini bilirse, Saddam Hüseyin'in yargılanacağı mahkemede Kürt tehciriyle niçin suclanamayacağına dair hukuki gerekçelerle ilgilenirse... Kendi tarihindeki Ermeni tehcirini daha etkili savunur gibi geliyor, bendenize. Çünkü bugün sıkıştınldığımız soykırım köşesinde, Ermeni tehcirini iyi okuyamadığımız için tek ayak üstünde duruyoruz.

Türkiye, bir Diego Garcia üssünün 'neye' yaradığını bilirse, kendisini İmralı hakkında hesap vermek zorunda hissetmez, diye düşünüyorum.

Güreşte, karşısındakinin ensesine odaklanan yener. Kendi göbeğine bakan değil. Aradığımız güç, saldın değil savunma olduğu zaman, damarlanmızdaki kandan çok, hasmın kansız topuğunda, zayıf noktasındadır.