AB rehber, biz mehter
Vatan · 5 Ekim 2005
Haber dediğin, kimine posta güverciniyle gelir, kimine küçük bir kuş sızdırır. Kara haber üstadı, karga meraklısıdır. Benim haber kaynağım ise, erkeklerin 'piliç' dediği türden sarışın bir civciv olup, adı Elif Yıldız'dır.
İki ileri bir geri, 42 yıl sonunda nihayet girebildiğimiz AB yolunda, benim civciv öyle bir mehteran tarihi anlattı ki tadından yenmez, sizinle paylaşmazsam olmaz, sayın okurlar.
Osmanlı ordusunda giyilen bir keçe takke türüne, 'pûşi' derlermiş. Seferlerden bir sefer öncesi, yirmi bin askere 'pûşi' gerekmiş. Adı lazım değildür, hamamları ve dokumalarıyla ünlü bir vilayetimizin valisine, 'Tez yirmi bin pûşi dest edip gönder!' buyruğu iletilmiş. Ancak Babıali'den 'pûşi' diye çıkan buyruktaki 'i' harfi, vilayet konağına varıncaya kadar olmuş size 't'… Buyruğu okuyan Osmanlı valisini, almış mı size 'Vilayetimizde her ne kadar mebzul olsa da, ben nereden bulacağım 20 bin…' telaşı! Ama emir Padişah'tan, çaresiz derdeste başlamış, tanıma uygun 20 bin başı zar zor tamamlayıp yola düzmüş İstanbul'a doğru.
Askerinin başına 'pûşi' beklerken, dokumalarıyla ünlü vilayetten 't'yle biten bir sipariş ordusu alan Babıali, valiyi ne yaptı bilinmez. Ama Osmanlı ordusu zaten sefere çıkıyor, hazır toplanmışken 20 bin yeni kelleyi de mehteranla yeniçeriler arasına 'ilk kırılacak' acemiler olarak katmış.
Koca ordu böylece kalkınıp yürümüş. Yürürken yürürken, mehteran takımının yüreğine birden, 'Ula bizim ardımıza p…'ları koydular, sakınola yol yorgunluğu, cenk ateşi falan derken mabadı kaptırmayalım!' korkusu üşüşmüş. Öne yürürken arkaya bakmak zor. Ama mabadı kollamak da elzem, ne yapsınlar?
İşte bizim mehteran, dünyaca meşhur yürüyüşünü o seferde kazanmış, iki adım ileriye, bir adım geriye atarak yürümeye, mabadı kollamak maksadıyla başlamış!
Zaten mehterlerin ileriye attıkları adımlarla geriye attıkları adım arasında bir durup sağa sola salınmaları da arkaya göz atmak için değil midir ki? Sizi bilmem ama ben bu açıklamayı çok tuttum sayın seyirciler.
AB yolunun kavşağında, yine Viyana direnişiyle karşılaştığımıza göre, belki de tarihin değişik bir tekerrürüdür, mehteran yürüyüşünün tarihçesini de bir Viyana seferine borçluyuzdur.
Öyle ya da böyle, iki adım ileri bir adım geriye atmak, Türkiye'nin bir Osmanlı mirası, ortak belleğin bir parçası. Zaman içerisinde geriye adım kaldırıldı, ama sağa sola kaykılarak yürüyüş biçemi korundu ve 'kabadayı'lığa yamandı. Kabadayıları kollayan tehlike de sırta hançer yemektir. Onlar da arkayı kollamak zorundadırlar. Sağa sola kaykılır gibi yürümeleri, arada bir geriye bakmak içindir.
Haklıdırlar.
Hele AB yolunda, her zamandan çok tedbirli olmakta yarar var. İngiltere'nin başkanlık döneminde biçimsel başlangıcı bile zar zor yapılan müzakereler, 2006 yılında Avusturya başkanlığında başlayacak. Bu demektir ki Avusturya, AB yürüyüşünde Türkiye'ye mehterin ileriye iki adımını değil, geriye adımını attırmaya çalışacak.
Geriye adım atmadan mabadı kollamanın iki yöntemi var: Kabadayı yürüyüşüyle sağa sola kaykılmak ya da koşmak, çok hızlı koşmak.
Bence ilk kez, tarihte ilk kez, yetişilemeyecek kadar hızlı koşabileceğimizi de göstermeliyiz.