Fikri takip : diego garcia
Vatan · 6 Ekim 2005
1965 yılında İngiliz Başbakan Harold Wilson ile ABD başkanı Lyndon B. Johnson’un gizli anlaşmaları sonucu, Büyük Britanya’nın yerli halkını tehcir ederek ABD’ye kiraladığı Diego Garcia atolü, bugün dünyanın en büyük Amerikan üssü ve… hapisanesi.
Bir milyar dolardan fazla yatırıma mal olan üsse bırakın izinsiz girmek, denizden yaklaşmak yasak !
1991 Körfez Savaşı’nda Irak’ı bombalayan tüm B-52’ler bu üsten kalkıyor, meşum yüklerini boşaltıp yine buraya dönüyorlardı. 2001’deki Afganistan işgalinde, yine Diego Garcia’da konuşlanan hava ve deniz filoları kullanıldı. Sonuncu Irak işgal lojistiğinin can damarı, yine burasıydı. ABD ve İngiltere’ye ait nükleer denizaltıların, uçak gemilerinin en müthişleri burada konuşlanıyor. En sofistike savaş gemileri, en son model bombardıman uçakları burada saklanıyor. Dünyanın efendisi ve ortağının, güney yarımküredeki jandarma karakolu Diego Garcia, en gizli silahların, ‘yok’ denilen nükleer füzelerin deposu. Aynı zamanda küresel bir gözetleme ve dinleme merkezi. Hatırlarsanız, Hint Okyanusundaki deprem bu üste kaydedilmiş, oluşacak tsunamiye karşı Hindistan gibi bazı ülkeler uyarılırken, bazılarının uyarılması bu üsteki görevliler tarafından unutulmuştu…
Üste, normal zamanlarda 4000 görevli var. Meşhur hayalet uçak B-2’ler, çok hassas kaplamaları yüzünden özel soğuk hava depolarında, burada konuşlanıyor. Ve üssün bazen çok özel ‘tutukluları’ oluyor : El Kaide’nin üç numaralı sorumlusu Halit şeyh Muhammed ve bilinmeyen sayıda örgüt mensubu, bu üste sorgulandı. Çünkü CİA’nın en baba sorgu laboratuarı, Diego Garcia’da.
Uluslararası tüm anlaşmalara aykırı sorguların yapıldığı, yasak silahların depolandığı, demokrasilerdeki şeffaflık prensibine taban tabana zıt bu üs, dünyanın en büyük ‘demokrasileri’ ABD ile İngiltere’ye ait, sevgili okurlar !
Atolün kira kontratı, sözümona on yıl sonra bitiyor. 2000 yılında Londra Yüksek Mahkemesinin kararına göre, İngiltere ‘tehcir ettiği yerli halk’ Chagosluları anayurtları Diego Garcia’ya geri döndürmeye mahkum edildi. Ancak hem ev sahibi, hem kiracı için böylesine stratejik önemde bir deniz üssünün taşınacağı, yerli halkına iadesi düşünülebilir mi ? Hele 11 Eylül’den sonra…
Ama dokuz bin can Chagos nüfusu yılmıyor, anayurtlarına geri dönmek için mücadeleyi sürdürüyorlar. Tehcir kuşağının çocukları, açlık grevi yaptı, İngiliz pasaportu aldı, mahkeme mahkeme dolaşıyor.
ABD’yi doğrudan dava edemedikleri için, zamanın devlet yetkilileri Henry Kissinger, Robert Mc Namara ve…Diego Garcia’daki askeri üssün müteahhit firmasını mahkemeye verdiler.
Dünyanın en büyük inşaat, aynı zamanda bir petrol şirketi olan bu firma Brown and Root olup, sıkı durun, 2000 yılına değin Richard Cheney tarafından yönetiliyordu ! Dick diye bildiğimiz Cheney : Halliburton komisyoncusu, petrol şirketlerinin temsilcisi, George W.Bush’un başkan yardımcısı…
ABD ve İngiltere, Diego Garcia atolü halkını, ne birinci, ne ikinci dünya savaşında, 20.yüzyılın ikinci yarısında barış zamanı, üstelik BM’nin muhalefetine rağmen tehcir ettiler. Hiç bir dünya ülkesi ve AB ne birinden, ne ötekinden hesap sormadı, sormuyor. İngiltere, bizzat Londra Yüksek Mahkemesinin ‘tehcir edilen halkı anayurduna geri göndermek’ kararına uymadı, uymuyor, yine umurunda değil AB’nin, dünyanın, hatta sivil toplum örgütlerinin.
Ama Türkiye’nin umurunda olmalı. Çünkü savaş tarihine sallanan parmakları, ancak sahiplerine çevirip kirli ‘barış’ tarihlerini gözlerine sokarak kırabilir ancak.
----------------------------