Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Mağrıp’tan maşrık’a akp

Vatan · 18 Ekim 2005

Türkiye’de siyasal partiler artık medyada amblemleriyle yer almıyor, baş harfleriyle simgeleniyor. Partinin bayrağında siyasal çizgisinin resimli özeti sayılan amblem, miting meydanlarında dalgalandırılmasına karşın gazete ve televizyonlarda, kamuoyuna yönelik güncel görselliğini yitirdi. Bazı partilerin amblemleri, ancak seçim pusulasında keşfediliyor artık. Bu gelişmeyi, çocukların önce resim sonra yazıya eğitilmesi gibi, toplumun da somut sembolden soyut sembole, yani harfe terfi olarak algılayabiliriz. Ya da… Parti simgelerinin, Türk insanının beyinsel gelişimine ayak uyduramadığı, hatta fazlasıyla « naif » kaldıkları sonucunu çıkarabiliriz.

Estetik anlamda CHP’nin altı oku hariç, gelmiş geçmiş tüm parti amblemlerini birbirinden « absürd » bulan bendeniz, yıllardır kafa patlatır, bizim siyasilerin bunca garabeti nasıl akıl ettiklerine, nereden çıkardıklarına şaşardım.

AKP’nin hem adını, hem amblemini aldığı partiyi keşfedince, şu Fas’taki partilere biraz daha yakından bakayım dedim, bir de ne göreyim ? Meğer Mağrıp’tan Maşrık’a ya da tersi, Müslüman toplumların siyasal simge zevki aynıymış.

ANAP’ın arısı. DYP’nin kıratı. DSP’nin güvercini.YTP’nin gülü. Hepsinin Fas’lı bir kardeş partisi var. Mağrıplı « terazi » ve « başak » simgelerini de bir yerlerden gözüm ısırıyor, bizdeki örnekleri tarihe fazla karıştı galiba, çıkaramıyorum. Ama Fas’ta daha çoook Türk partisine ilham verecek, birbirinden uçuk malzeme var : Deve, dağ keçisi, aslan, hançer, anahtar, kitap, hurma ağacı, zeytin dalı, dört mum, yelkenli, ÇAYDANLIK, hatta araba, evet dört tekerli otomobil bile parti amblemi Fas’ta. Ama benim en tuttuğum, en kendimden geçtiğim…Çalar saat oldu, sayın seyirciler. Bu mutena Mağrıplı kardeşlerimizin Özgürlük ve Eşitlik Partisinin amblemi, kurgulu kulaklı bir çalar saat !

Türkiye’deki AKP’ye gelince… Mağrıplı hemcinsiyle adaş olmaktan öte, kurumsal ve siyasal gelişimi, dine dayalı örgütlenmesi akıllara durgunluk verecek nitelikte benzerlik gösteriyor.

Fas’lı Dr. Abdülkerim Hatip, Milli Nizam Partisi’ni 1967’de kurdu. Türk Prof. Necmettin Erbakan, Milli Nizam Partisi’ni 1970’de… İki parti de benzeri nedenlerle kapatıldı. Dr. Hatip, Fas’ta ‘Attavhid val Islah’ partisini yarattığında, Prof. Erbakan da Türkiye’de Milli Selamet Partisi’ni doğurdu (1973). Biri anayasal monarşi, diğeri laik cumhuriyet olan iki ülkede, aynı yasal gerekçelerle kapatıldılar.

İki ülkenin siyasal İslamcı örgütlenme « senkronizasyonu », 1992 yılında bozuldu. Fas’lı Erbakan Dr.Abdülkerim Hatip’in, kapatılan « Attavhid val Islah »’ın yerine geçirmek istediği Milli Yenilenme Partisi de yasaklanırken, bizim Prof. Erbakan’ın Refah Partisi’nin kapatılması 1997’de vaki oldu.

Fas’ın İslamcı lideri Hatip, 1992’de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (Al Adala va Tanmiya) icat etti ve kurucu başkanlığa çekilip, yerini görünürde Sadettin Osmani’ye bıraktı. Türkiye’de RP’nin bölünmesi ve AKP’nin ortaya çıkması içinse, 2002 yılını beklemek gerekti.

Fas ve Türkiye’deki AKP’lerin ideolojik benzerliği, ‘klonlama’ sayılacak türden. Birinin ana muhalefet, diğerinin iktidar olması, tümüyle rejim farklılığından kaynaklanıyor.

Fas’lı AKP’nin siyasal şiarı, « İslamiyetin özüne ve geleneksel kültüre uyarlanmış bir modernite ». Şiddete karşı olduğunu savunuyor, ancak « barışçıl » yemini açık : « Laiklere karşı zafere kadar savaş ! »

Kimse ciddiye almıyor, ama biliyorsunuz Fas, AB’ye aday olmak istediğini resmen açıkladı. Fas’lı AKP de bu utkuyu destekliyor. Türkiye’li AKP ise, AB ile müzakere halinde…

Bilmem başka söze gerek var mı ?

--------------------------------------------------------