Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Gözdağı

Vatan · 21 Ekim 2005

Laik Cumhuriyeti bitirmek kararı, 1980’de ABD’de alındı. Amerikalıların deyişiyle « our boys », oysa bizim çocuklar kolları sıvayıp urganları yağladılar, önce demokrasiyi astılar. Sonra laik Türkiye’yi yıkacak dipten dalgayı, « imancılığı » beslemeye başladılar.

Devlet temelinin eğitim olduğunu biliyorlar, dinden bağımsız eğitimi savunanlara, « Yok canım ! » diyorlardı, « Bunlar dinci değil, imancı ! »

Laik cumhuriyete iman böyle bitirildi. « İslami »si çaktırmadan geçiştirilen nokta nokta cumhuriyete iman büyütülüyordu okul beşiklerinde.

Şeriatçılara kravat takıldı, tarikatçılara Armani giydirildi, devlet desteğiyle iman/imam okulları açtırıldı, üniversitelerde rahle verildi. Usul usul, farelerin ısırdığı yeri üfleyerek uyuşturması gibi, « Türkiye laik cumhuriyettir, zaten biz de laikiz, » diye yatıştırıla yatıştırıla, önce kafalardaki laiklik kemirildi.

Bugün bir kamuoyu anketi yapılsa, sokakta laikliğin ne olduğunu bilen adam kal mamıştır. « Valla öyleyiz, » diye yatıştıranlarınsa, dilleri bile doğru dönmüyor kavrama. Lağyik diyorlar, layık diyorlar, ama laik diyemiyorlar. Çünkü geyik yapıyorlar.

Bir yandan Adnan hocacılara, yahyacılara mahyacılara yeşil sermaye yolları döşendi, öte yandan nokta nokta yeni devlete Saidi Nursi imancıları, Fethullah imancıları, Nakşibendi imancıları yetiştirildi.

Ama laik cumhuriyet kıyısından köşesinden yine de direniyor, 1980’de başlatılan yeşil tsunamiye hem de en üst katlarda bile tam teslim olmuyordu.

Örneğin üniversite rektörleri arasındaki laik çoğunluk, bir türlü silip süprülemedi.

Oysa imancılar, artık iktidardılar ve sabırsızlanıyorlardı. Yeni devletin temeli eğitimdi ve nokta nokta geçiştirilen adını koymak için artık son kaleyi almak,

YÖK’ü yıkmak gerekiyordu.

Yüksek Eğitime ayrılan bütçeyi kıstılar, kısılan fonları ağırdan verdiler, verdiklerini geri aldılar, YÖK’ü mali anlamda boğma operasyonu başlamıştı. Operasyonun ikinci ayağı, ÖSSM’i YÖK’ten alıp Maliye Bakanlığına bağlamaktı. İşi bitirmek için « sessizliğe » ihtiyaç vardı. Rektörler laik üniversiteler boğulurken debelenmesinler diye « Susup oturmazsanız, hepinize aynı muameleyi çekerim ha ! » diye bir gözdağı vermek elzemdi.

Atatürk, bu ülkenin makus talihini değiştiren, Türkiye Cumhuriyeti’ne açılan hukuki devrim yolunu Samsun’dan başlatmıştı.

Karşı devrim, ilk hukuki gözdağını Van’dan verdi.

Saidi Nursi vasiyetini tutmak isteyen mürit kadroları, ilk kez aleni hücuma geçtiler. Devlet içinde yeterince örgütlenmişlerdi, iktidarda sabırsızlanıyorlardı. Laik kadroların tasfiyesinde dördüncü vitese geçmek vakti gelmişti.

Rektörler yanılmadı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesini bir meçzubun Medreset-üz Zehra’sı olmaktan kurtaran ve tarikatçılardan temizlemeye çalışan Rektör Yücel Aşkın’a sahip çıkmak, laik cumhuriyete sahip çıkmaktır.

Bu satırların yazarı, 23’ü yurtiçinde, 4’ü Fransa’da ve 1’i de Fransız devletine karşı dava kazanmış bir hukuk gazisi olarak, genelinde adalete, özelinde Türk adaletine inançlıdır. Türk hukukçulara hem saygı, hem de çalıştıkları koşullara içim koparak hayranlık beslerim.

Van’da olan bitenler, hukukun evrensel ve ulusal temellerine aykırı, adalet kavramıyla bağdaşmaz niteliktedir. Rektör Yücel Aşkın suçsuz da olabilir, suçlu da. Ancak bir suçlunun hakları bile çiğnenmiştir, Van’da. İnsan Hakları ihlali vardır ve apaçıktır. Bir sanık, yasalara taban tabana zıt muameleye tabi tutulmuş, suçu kanıtlanmadan mahkum statüsü uygulanmıştır.

Avrupa Birliği standartlarında demokratikleşme utkusu kimsenin ve başta AKP, hiç bir iktidarın mülkiyetinde, babasının malı gibi istediği yerde kullanıp istemediği yerde çiğneyeceği siyasal bir rant aracı değildir. Madem AB’ye dayanarak yasa yapıyorlar, Brüksel aynı zamanda böyle yasa dışılıkların ihbar adresidir.

İnsan Hakları derneklerini göreve çağırıyorum.

Ve aziz dostum Erdoğan Teziç’e, eğer ihtiyaç olursa, uluslararası medyayı harekete geçirmek açısından bana güvenebileceklerini belirtmek istiyorum.

Kırılan kol, yen içinde kalmayacak artık. Bu böyle biline.

------------------------------------------