Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Çocuk nasıl kullanılır

Vatan · 28 Ekim 2005

Akdeniz halkları çocuklarını sever. Çocuk, 'kral'dır Akdeniz güneşinin altında. Türkiye'de ise kraldan öteye, kutsaldır... Diyeceğim ama, halkımız arasında "çocuk seven" var, "çok çocuk seven" var. Birinciler için çocuk hâlâ kutsal. Büyütebilecekleri, mutlu edip mutlu olacaklan çocuklara hayat veriyorlar. Diğerleri de çocuklarını seviyorlar kuşkusuz. Ama besleyemedikleri, eğitemedikleri, mutlu edemedikleri çocuk çokluğuna bakılırsa, çocuğu değil de çocuk yapmayı sevdikleri düşünülebilir.

Malatya'da görülen, ne yazık ki istisnai bir durum değil. Çocuklara işkence ve kötü muamele, hız kesmeyen nüfus artışıyla doğru orantılı çoğalıyor. Her üç çocuktan biri eğer işkence ve dayak kurbanı değilse, küçük yaşta çalıştırılarak sömürülüyor. Bazıları dilendiriliyor. Hatta dilendirilmek üzere satılıyor, ya da kaçırılıyor.

Başta bakamayacağı sayıda çocuk yapmak, tüm kötülüklerin anası olarak cehalet, eğitimsizlik gösteriliyor. Ancak ne cehalet, ne de eğitimsizlik, gaddarlığın açıklaması olabilir. Tam tersine. En ilkel toplumlar, çocuklara en şefkatli toplumlardır. Dahası, insan türünden daha az gelişmiş memeliler yavrularına gösterdikleri şefkatle öne çıkar.

Türkiye'de çocuğa yönelik şiddet ve sömürü, elbette çoğulluğun yol açtığı bir değersizleşmenin sonucu. Çocuk sayısı arttıkça, çocuğa verilen değer de azalıyor. Peki niye sevilmeyen, şefkat gösterilmeyen çocuklar yapılıyor?

Cevap, Türkiye'de çocuğa yüklenen ve adı konulmayan iki sömürü türünü daha içeriyor. Birincisi sayısal ve siyasal üstünlük yarışı.

Ülkemizde iki toplum katmanı nüfus artışını körüklüyor: İslamcılar ve Kürtier. Her iki kesimin politikacılan da, 'Çoğalın, çoğalın!' buyruğu veriyor.. Dertleri, siyasal anlamda sayısal üstünlüğü ele geçirmek. Bir topluluğun siyasal varlığını kanıtlamak amacıyla çoğalması, elbette ki çocuk sevgisizliği demek değil. Ama çocuk sevgisi demek de değil. Çocuk, bir amaçtır. Oysa nüfus çoğaltmak için yapılan çocuk, sevilse bile siyasal bir araç olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bir sömürü söz konusudur.

Türkiye'de çocuğa yüklenen adı konulmamış ikinci sömürü ise, kimlik sorunuyla ilgili. Toplumun geniş geneli, kendi kimliğini kanıtlamak uğruna çocuk yapıyor. Çünkü çocuğu olmayana adam, oğlu olmayana erkek denmiyor bu genelde. Kadının kadınlığı, zaten doğuma tarifeli.

Bir oğlan doğurabilmek için, dört, beş, alti kız çocuk doğumuna bana mısın demeyen, kimisi doğum sırasında ölen kadınlar...

Söyler misiniz bana, neresinde çocuk sevgisi var bu 'kimlik' bunalımının?

Öyleyse niye şaşırıyoruz, Malatya'da olanlara? Geniş geneli kadınlığını ve erkekliğini kanıtlamak ya da siyasal cemaatin sayısal üstünlüğünü sağlamak için çocuk yapılan bir toplumda çocuk sevgisinden ne kadar söz edilebilir?

Kimseli çocuklara ne kadar iyi davranılmaktadır ki, kimsesiz çocuklara şefkat gösterilsin?

Çocuk sevgisi, sorumluluktur. Sorunlu kişilerden nasıl bir sorumluluk beklenebilir?