Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Bu mu avrupa ? (2)

Vatan · 2 Kasım 2005

Türkiye’yi AB çağdaşlığına gazlayan AKP’li Başbakan, Düzce depreminde 15 kişiye mezar olan çürük apartmanı soyadında taşıyan müteahhite ve yıkılma nedeni kaçak katı diplomasına saran mimara « Avrupai ceza » olarak 50’şer YTL ceza kesildiği gün, bizzat Düzce’de :

«Hükümet olduğumuz 3 yılda yaptıklarımız ortada. Bunları görün be… » diye bağırıyordu.

Görüyoruz be, görüyoruz ! AB’de kaçak kat çıkan mimar meslekten men, müteahhitin inşaat izni iptal edilir. Zaten kaçak yapılaşma, pek mümkün değildir. AB’ne hazırlanan Türkiye’de ise Başbakan Düzce’de nara atarken, AKP milletvekilleri de 2006 bütçesine kaçak yapılara af ekliyor, yetinmeyip bu kaçak yapılara elektrik ve su verilmesi için oy atıyorlardı. Önerge kabul ve kaçak yapılara bedava tapu, elektrik ve su bedeli bizim cebimizden çıkmak üzere bütçeye dahil edildi !

Görüyoruz be, görüyoruz da, vallahi hangi AB çağdaşlığına taşındığını anlayamıyoruz Türkiye’nin.

Avrupa’da İtalya’lı, Fransa’lı, İngiltere’li, Polonya’lı deyince birkaç gerçek aristokrat dışında « güzellik kraliçeleri » anlaşılır. Avrupa uğruna bizim Kürtler oldu size Türkiye güzelleri.

Ancak kraliçelik payesi ne ayrılıkçı Kürtlere yetti, ne Başbakanın Avrupalılaşma hızına yetişebildi. Hepimizi « Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı » üst kimliğiyle taltif etti. Sanki bugüne kadar vatandaş değildik, zaten böyle yazmıyordu nüfus kağıtlarımızda. Yedi göbekten tulumbacı aristokrasisi gibi, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Türk, Kürt diye anons ettireceğiz kendimizi.

Bu yeni ünvanlanmaya, en çok AB şaşmıştır herhalde. Çünkü PKK’sından Roj tivisine destek veren Avrupalılar, himayelerine aldıkları Kürt ayrılıkçıların « T.C. vatandaşı » sözünü tükürür gibi söylediklerini bilirler. Demek ömründe bir kez Türk milleti lafı etmeyen Başbakan, ayrılıkçı Kürtlerin bu lafa kırmızı gören boğa tepkisini bile bilmiyormuş ! Tıpkı dinle imanla ipini koparmış, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı olduğunca, din ahlakına dayalı aşiret düzenine karşı ayaklanan PKK’lıları, « ortak paydamız din », diye sakinleştirmeye kalktığı gibi.

Ama Türkiye, hızla ilerliyor AB çağdaşlığına. AB’ne girmek için TRT’de sıkma baş çocuklar ilahiler okuyor, din propagandası yapılıyor. AB’ne girmek için, kent içinde içki yasağı konuluyor. AB’ne girmek için, din eğitimi bütçesi arttırılıyor, biyoloji kitaplarından « evrim » teorisi çıkartılıyor. Havva ile Ademin varlığını kanıtlayacak Ar-Ge CEO’su bulunsa, zaten cumhurbaşkanı yapılacak. AB’ne girmek için harem selamlık oteller, siteler, havuzlar, denizler ayrılıyor. Zaten üçüncü Boğaz köprüsü, yalnızca tesettürlü kadın sürücüler için düşünülüyor. AB’ne girmek için camiilerin hoparlörleri fora, minarelerde ezan sesi çınlamıyor, sanki hava saldırısı sirenleri çalıyor ! AB’ne girmek için okuldan çok camii yapılıyor, imam orduları besleniyor, Kur’an kurslarına para basılıyor. Laik cumhuriyet öğretmenleri ise « çok çok iyi giden ekonomi modeli »ne karşın, AB’ne girmek için arttırılmayan maaşlarıyla açlığa mahkum ediliyor, protestoya kalkanlara da zaten ekmek değil sopa yediriliyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, AB’ne girmek için sanki Kürtlere de krallık vermek gerekiyor…

Valla Avrupa’da böyle bir AB yok. Böyle bir AB üyeliği de yok.

AB adına bir sürü işler yapılıyor, ama ortaya hiç de AB manzarası çıkmıyor. Galiba sonunda Türkiye’yi parçalamaya kadar gidecek iş.

Ama ne nedeni AB olacak, ne sonucu.

Başbakan, « Görün be… » diye haykırdığına göre, örekeyi görünce anamızın ipliğini de kimin eğirdiğini ancak anlayacağız herhalde.

------------------------------