Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Yazık olmuyor mu “Ilımlı İslam”a ?

Vatan · 9 Kasım 2005

Fransa varoşlarını kavuran genç Müslüman nüfusun isyanını "okullarda türban yasağı"na bağlayan Başbakan Erdoğan, sizi temin ederim ki AB'nin yüzüne karşı ilk büyük hatasını yaptı ve bugüne değin cilaladığı "ılımlı Müslüman" karizmasını "çızdırdı."

Erdoğan'a ilk tepki, LCI televizyonuna konuşan Fransa İslami Örgütler Birliği Başkanı, türban yanlısı ve fundamentalist Fuat Alavi'den geldi. Alavi, "Sussunlar!" diye gürledi. "Bilmeyen ileri geri konuşmasın. Varoşları yakan bu gerilimin dinle imanla alakası yok, olsaydı biz durdurabilirdik. Tam tersine İslam'a, İslami cemaate, aileye ve devlete dair ne varsa reddeden yitik bir gençlik var karşımızda..."

Aynı televizyonda yorumcu Olivier Weber, Başbakan hakkında: "Tayyip Erdoğan demek değişmemiş, gençliğindeki gibi İslamcı" diyor, ardından TF1 ana haberlerinde Patrick Poivre d'Arvor, konuğu Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'e bizim Başbakan'ın sözlerini aktararak, "Şoke oldunuz mu?" diye soruyor ve şu yanıtı alıyordu: "Şaşırdım, çünkü hiç ilgisi yok. Okullar iki yıldır türban yasağı yasasına uygun olarak işliyor ve böyle bir sorun kalmadı. Üstelik varoşlardaki şiddet olaylarında şimdilik aşırı uçların bir manipülasyonu yok. İlerde olabilir hesabını da yapıyoruz."

Erdoğan'ın Fransa'da türban yasağına karşı ayaklandı dediği o zavallı sahipsiz çocuklar, türbanlı hemşirelerini şimdi yaktıkları binaların mahzenlerine kapatıp topluca tecavüz ediyorlardı! Bir yılda 11 Müslüman kız çocuğuna toplu tecavüz vakası yansıdı kamuoyuna. Toplumun dışına itilmiş, serseriliğe terk edilmiş ve her biri vahşileşmiş o biçare, umutsuz ve geleceksiz çocuklar, şimdi yaktıkları arabaları çalarken, marketleri yağmalarken, otobüslerde ve metrolarda kendilerine karşı koyanları bıçaklar, koymayanların paralarını gaspederken kendilerini durdurmak isteyen ana babalarını dövüyor, türbanlı ablalarını, kardeşlerini hastanelik ediyor, bazen de öldürüyorlardı.

Dünya bir haftadır farkında. Oysa Fransa varoşlarında 2005 başından beri 28 bin araba yakıldı. İsyan zaten vardı, hiç durmadı. Düşük yoğunlukluydu, zirveye vurdu.

Başbakan, Müslüman ve (nedense!) hepsi "erkek" çocukların celalini türban yasağına bağlayabilmek için "Fransa'da daha önce böyle bir olay olmadı," diyor ama Fransa'da varoşlar ilk kez patlamıyor. 1990'da Vaulx-en-Velin'de üç günlük bir terör yaşandı, 91, 95 ve 97'de tekrarlandı, bu sonuncusu en büyüğü, ama en sonuncusu değil. Çünkü sorun kenara itilmişlik, ihmal edilmişlik, eğitimsizlik, istihdamsızlık. Bütün bunların toplamı olarak "varoşlardan çıkan"a güvensizlik, hele hele derisinin rengi ve adıyla Müslüman diye eşit fırsat verilmemesi, ırkçılık, ayrımcılık.

Artık kör bir öfkeyle, kendi ailelerinin arabalarını yakan, ana okullarına varıncaya kadar kundaklayan bu başıbozuk çocuklara şimdiye kadar öldürmeyip süründüren sosyal yardım dışında, serserilik ve avarelikten başka bir alternatif sunulmadı. Tüm Avrupa'nın Fransa'da olanları endişeyle izlemesinin nedeni, hemen her yerde düzenin aynılığı. Bu ülkede patlaması, en yüksek göçmen Müslüman nüfusu barındırmasından: 5 milyon.

Tayyip Erdoğan, özelde Fransa, genelde AB'yi "huzur"a kavuşturmak için Türkiye'nin AB üyeliğini önerdiği bir sırada bu çıkışıyla Avrupa'ya sunduğunun, kafalardaki "ılımlı İslam"ı hayli zorladığının farkında mı? Ayrıca, Türkiye AB üyesi olup da kendisi "Yapmayın çocuklar" dediğinde Afrikalı Müslüman göçmen çocuklarının "bu İslam büyüğünü dinleyelim" deyip sineceklerini mi sanıyor acaba?..