Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Adı kaderi gazeteci

Vatan · 19 Kasım 2005

Yvan Salmon, 1870 yılında Victor Noir takma adıyla yolsuzluk araştırmalarıyla ünlenmiş bir gazeteciydi. Henüz 22 yaşında olmasına karşın, Fransa'nın ulusal marşı La Marseillaise'in adını taşıyan gazetede, yolsuzluklar üstüne yazdığı ateşli makaleler kadar, yakışıklılığıyla da tanınıyordu. Üçüncü Napolyon rejimine şiddetle muhalif La Marseillaise, devrimci bir gazeteydi ve aşırı solcu Henri Rochefort tarafından çıkarılıyordu.

O zamanlar aşırı solcular da "liberal" olabiliyor ve kaderin cilvesi işte, Napolyon'un yeğeni liberal Prens Pierre Bonaparte da, muktedir amcası Üçüncü Napolyon'a koyu muhalif aşırı solcu partinin milletvekiliydi.

Sert mizaçlı Prens, aynı saftan olmalarına karşın La Marseillaise'in bir makalesini şahsına hakaret algıladı ve Yazı İşleri Müdürü Pascal Grousset'yi düelloya davet etti. Çağ ihtilaller çağı; ne tekzibi, ne mahkemesi, basın yoluyla hakaretin mürekkebi kurumadan kanla yıkandığı yıllardı.

Yazı İşleri Müdürü Grousset, çaresiz kabullendiği düellonun koşullarını saptamak üzere Prens'in evine iki genç gazeteci tanığını gönderdi. Biri, adı gibi gözü kara Victor Noir'dı. "Noir" siyahtır.

Bundan sonra olanlara değgin, iki ayrı öykü var:

Resmi tarih, görüşme sırasında Victor Noir'ın öfkelenip Pierre Bonaparte'ın üstüne yürüdüğünü yazıyor. Dövüşken ve İtalya'da da bir adamın katili olduğu bilinen Prens Bonaparte'ın da piştovunu çekip genç gazeteciyi oracıkta öldürdüğünü.

Gayri resmi tarih ise düello meselesinden, iki gazetecinin milletvekilini ziyaretinden hiç söz etmiyor. Prensin, karısını ve Victor Noir'ı kendi yatağında, birlikte yakaladığını ve yakışıklı gazeteciyi "iş üstünde" öldürdüğünü fısıldıyor.

Belki de gerçek, iki öykünün karışımı. Victor Noir, Prenses Bonaparte'ın âşığıydı ve gerçekten müdürünün düellosunu görüşmek için gitmişti eve. Prens de fırsattan istifade, öldürüvermişti çapkını.

Ne var ki Victor Noir'ın Prens tarafından öldürülmesi, ayaklanmayı pek seven Paris halkında büyük infial yarattı. Henri Rochefort, La Marseillaise gazetesinde prens için: "Bir Bonaparte'ın katilden başka şey olabileceğini düşünmek ne büyük hata!" diye yazdı. 100 bin kişinin katıldığı cenaze, Üçüncü Napolyon ve İmparatorluğa karşı şiddet gösterilerine dönüştü, bir yıl sonra başlayacak Paris Komünü'nün tohumlarını attı.

Üstelik Paris halkı, Victor Noir'ın katlinde ikinci senaryoyu tutmuş olacak ki, mezarına "yatırılan" heykel tuhaf mı tuhaftır. Amédée Jules Dalou'nun eseri bronz heykel, genç gazeteciyi bire bir boyutlarıyla ölüm anında sergiler, pantolonunun kemeri çözük ve ortası hayli kabarıktır. Bugün Pere Lachaise mezarlığında ziyaret edilen heykelin ağzı, pantalonunun kabarık ortası ve papuçlarının ucu, çocuk sahibi olmak isteyen kadın sürtünüşleriyle "parlatılır." Üzerinden gül yaprağı eksik olmaz, çünkü adağı yerine gelen hanımlar, Victor Noir'ın mezarına gül serperler.

Kara gazetecinin efsanesi Fransa'da öylesine canlı ki, geçen hafta "Nicolas Sarkozy ya da Brutus'un Kaderi" adlı bir kitap yazmış olmasına hiç şaşırmadım! Çağdaşımız altı gazeteci, İçişleri Bakanı Sarkozy'nin yolsuzluklarına dair yaptıkları ortak araştırmayı altı yazarlı bir kapakla sunmak yerine Victor Noir toplu adıyla yayımlamışlar. İç kapakta kendi isimlerini de açıklıyor ve iki yüzyıl önce 22 yaşında öldürülen meslektaşlarını anıyorlar.

Sert politikacı Sarkozy, ne kitabı tekzip etti ne de gazetecileri mahkemeye verdi.

Prens Bonaparte ise cinayetten beraat etmişti, ama adı salt Victor Noir'ı öldürmüş olmakla anılıyor.