Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Türk sorunu nasıl çözülür ?

Vatan · 9 Aralık 2005

Bu yazıda sözü geçen "Türk milleti", ister Kürt olsun, ister Çerkes, Laz ya da Boşnak vb. kendisini Türk hissedenleri, zaten Türk diye tanıtanları, birleştirici ögeyi dil ve ortak sembolü Türk bayrağı olarak kabul edenleri kapsar. Kimliği altüst, milletten ümmet, ümmetten de zaten ehli Müslimi anlayan gafilleri değil. Öyle okuna...

Türk milleti, kendisinin varlığını, çocuklarının geleceğini ve yaşadığı toprakların dirliğini emanet ettiği bir başbakanın, Türkiye'nin sorunlarına önerdiği çözümleri hayretle izliyor.

Kürt milliyetçisi ve zaten Türkiye'yi parçalamak istediği için "bölücübaşı" diye anılan Abdullah Öcalan ile Başbakan Tayyip Erdoğan, aynı çözümleri öneriyor, ancak babalığını paylaşamıyorlar!

Başbakan, Türkiye'de nüfusa kayıtlı herkesin Türkiye vatandaşı olduğunu yeni keşfetmiş, "üst kimlik" olarak çözüm diye sunuyor ve hayret ki ne hayret, Abdullah Öcalan, "Başbakan'ı onaylıyorum, zaten ben önermiştim" diyor.

En basit, en cahil, en saf Türk'ün aklına, ister istemez şöyle bir soru geliyor: "Yahu Türk'ü Kürt'ü barıştırmak bu kadar basitti de, niye otuz bin kişi ölmeden akıl etmediniz şu üst kimliği?"

Evladını "Vatan sağolsun!" diye şehit veren, şehit vermediğini de ruhu parçalanmış, gözü çıkmış, kolu kopmuş, bacağı kesilmiş geri alabilen yüz binlerce ana baba, AKP'ye oy attıktan iki yol sonra, ne düşünüyor acaba?

Dünyanın en saf, en cahil insanları bile bu kadarcık düşünür...

Diyelim ki çözüm bu kadar basitti ve Tayyip Erdoğan'dan önce kimse bulamadı. Ama en azından, binlerce Kürt'ü Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı savaşmak için dağa çıkartan Abdullah Öcalan'ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını güle oynaya kabullenmesinde bir tuhaflık yok mu sizce?

Türkiye'nin temellerini dinamitlemekten, binlerce kişinin ölümünden, vatana ihanetten ömür boyu hapse mahkûm olmuş bir suçlunun, PKK'yı Suriye'den yönetir gibi İmralı hapisanesinden yönetmesi tuhaf değil mi?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı, bir mahpusun gazetelere manşet olan demeçler vererek "onaylaması" garip değil mi sizce?

Sorun Kürt kimliğiyse, tanındı. Ana dil hakkıysa, o da tanındı. Dünyada bağımsızlık için savaşan örgütler var, ancak bugüne kadar savaşarak kurulan hiçbir federasyon bilinmiyor, çünkü eşyanın tabiatına aykırı! Madem ayrılıkçı, bölücü, cani ve mahkûm PKK lideri DE Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kabul, üstelik "bağımsızlık istemiyoruz" diyor zaten, NİYE HÂLÂ VURUŞUYOR bölgede Türk askerleri ve PKK teröristleri, niye hâlâ tabutlar geliyor düzinelerle... Tuhaf değil mi sizce?

Madem herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bağımsızlık istemiyor; kime, hangi tehlikeye karşı gönderiyoruz biz oğullarımızı, Türk halkının yaşamadığı, zaten yaşamak da istemediği, zavallı "torpilsiz" memurların devlet başadan çok kuzgun leşe diye titreyerek tutunmaya çalıştığı o topraklara?

Acaba üst kimlik çözümünün üstüne, alkol yasağını DA müjdelesek Apo efendiye, hiç olmazsa "bizim" şehirlerde rahat yaşamaya bırakırlar mı bizi? Ülkedeki tüm kızlar, kadınlar tesettüre girse, Kürt nüfusu artırmak uğruna dört karıdan seksen çocuk yapmaktan cayarlar mı? Her parkın ortasına bir kadın camii, her meydana bir erkek camii kondursak, "birleştirici öge din"dir deyip, PKK bayrağı yerine yeşil hilafet bayrağı sallarlar mı?

Hükümette akıl, Başbakan'da fikir çok! Biri olmazsa biri tutar, bunca belagata Kürt sorunu çözülmezse, Türk sorunu çözülür sonunda!