Yeni bir macera : basın köşkü
Vatan · 9 Aralık 2005
Her insanın hayatında dönüm noktaları vardır. Ancak geride bıraktıktan sonra sizi inişe mi, yoksa çıkışa mı geçirdiği anlaşılan dönemeçler.
Dönemeç olduklarını, değişimi ifade ettiklerini bilirsiniz, ancak sizi nereye götüreceklerini bilemezsiniz.
Her dönemeç, bir risktir. O viraja girip girmemek, riski alıp almamak elinizdedir.
Kararı, inanın bana, ne aklınız verebilir, ne mantığınız. Çünkü akıl ve mantık, öngörüleni hesap edebilir ancak. Tersini değil.
Risk almak, cesaret ister. Dolayısıyla sizi başarıya mı, yenilgiye mi taşıyacağını bilmediğiniz dönemeçe girmek ya da durmak kararını, ancak ve ancak, karakteriniz verir.
Naçiz yazarınız, zaten kendini bildi bileli karakterine tutsak, kader rüzgarının önünde yaprak…
Durup dururken başıma iş açmakta, üstüme yoktur, evelallah.
SkyTürk genel yayın yönetmeni Serdar Akinan, « Seninle bir program yapalım, » dediğinde, « Tamam, » deyip atlasam ya… Serdar zaten bu işin ustalarından, programı o yapar, ben de zaten alışığım, gider güzel güzel katılırım.
Kendimi, « Kendi programımı yapmak isterim, » derken bulmayayım mı ?
Meğer uzun zamandır düşünüyormuşum, farkında değilmişim. İnanın o sırada aklıma geldi : Serdar Akinan’a, TV5’te on birinci yılını kutladığımız ve gazeteci kadrosunda yer aldığım Kiosk programını yapıp yönetmek istediğimi söyledim. « Olur ! » demez mi ?
Başladım düşünmeye. Sonra korka korka harekete geçtim. Bir yandan Vatan’a, « Ne olacak bu memleket » hallerini yazıyorum, öte yandan programı hazırlıyorum. Kolay olmadı : Türkiye’de ve tercihen İstanbul’da yabancı medyalara çalışan, üstelik Türkçe bilen 12 yabancı ve sağlam gazeteci bulmak zorundaydım. Buldum. Üstelik, önerimi kabul ederek onurlandırdılar beni.
« Basın Köşkü », SkyTürk’te bugün ilk kez saat 19’da yayımlanacak.
Her hafta değişen üç yabancı meslektaşımla birlikte, dünyada ve Türkiye’de öne çıkan gelişmeleri, yabancı gözüyle değerlendirmeyi amaçlıyoruz.
AB ile müzakerelere başlayacak olan Türkiye’de haberlere ve olaylara hep içten değil, dıştan da bakmak gereğine inanıyordum, meğer yabancı meslektaşlarım da aynı düşüncedeymiş, zaten o yüzden çoşkuyla kabul ettiler katılmayı.
« Basın Köşkü »’nün hızlı bir program olmasına çalışacağız. Hepimiz gönüllüyüz, şimdilik hiç birimiz ücret almıyoruz. Eğer program beğenilir ve başarırsak, sponsor arıyoruz, bulursak sürdürecek, bulamazsak, « kuzgun leşe » deyip, vazgeçeceğiz.
İşte risk burada : Başarısızlığı göze almak. Özellikle yazarınızın ayağı nerede tökezleyecek diye, bekleyen o kadar « kuzgun » var ki medyada !
Ama kartallar yüksekten uçar. Ve ben kırık kanadımı, iki genç kartala, editörlerim Burçun İmir ve Barlas Yurtsever’e dayadım. Türkiye’nin en iyi çizerlerinden biri, Ercan Akyol, « Basın Köşkü »nü özgün karikatürleriyle şenlendiriyor. Bu değerli insanların hepsi, varız, seninleyiz dediler. Zaten yapımcımızın adı bile anlamlı, demirden bir melek, Melek Demir’i görevlendirdi Serdar.
Yani başarmak için yola çıkan bir ekip bu. Yine de çok heyecanlıyım : Beğenecek misiniz ? On bir yıldır katıldığım bir programı, kendi ülkemde yönetiyorum. Yepyeni bir maceraya açılıyor bu dönemeç.
Siz de şans dileyin, bu ülkede iyi işler yapmak isteyen insanların, iyi insanların desteğine ihtiyacı var.
------------------------------