Üst kimlik işsiz, alt kimlik aç…
Vatan · 15 Aralık 2005
Kürsüdeki adam, «Eskiden üç ekmek alan, şimdi beş ekmek alıyor, » diye un akıtıyor. Yumurta çırpanlar, « Halk zenginleşmiş yav ! » diye alkış tutuyor. Oysa Türkiye’de bugday üreticisine verilmeyen para, ithal bugdaya gidiyor. Besi hayvanı yetiştirenden esirgenen destek, ithal ete yatırılıyor. Pahalı krediler, düşük taban fiatlarıyla köylüye, « Köyde kalma, tarım yapma ! » deniyor. Kendi kendisini besleyebilen bir ülke, tarımsal yeterliliğini batırdı, yerine sanayii üretimini de koyamadı, artık borç harç ithal yiyor .
Rekabete dayalı küresel ekonomi böyledir, tarım sektörünün küçülmesi gerek, deniyor. Oysa bu ekonomi modeli, dünyayı da batırıyor, AB’yi de…
Avrupa Birliği ile müzakereler başlayacak ve Türkiye’ye birliğin kendi içinde iflas, mali kaynaklarını heba etmiş yanlış, ucube ve işsizlik yaratan « tarım politikası » dayatılıyor. Fiatları aşağı çekmek için uygulanan düşük kırsal nüfuslu yoğun (kimyasal) tarım modeli, AB ülkelerinde toprakaltını kirletti, suları zehirledi, inekleri delirtti, sebzeleri çıldırttı…
Eskiden on köylüye istihdam sağlayan bir tarım etkinliğinde, bugün aynı etkinlik tek köylüye indirgeneliberi, işsiz kalan 9 köylü kentlere göç etti, başka bir alanda istihdam edilemedi ve sosyal yardımlarla sürünüyor, toplumun tortusunu oluşturuyor, zaten « işsiz » kalifye işçilerle birlikte patlamaya hazır varoşları dolduruyor.
AB sübvansiyonlarının % 40’ı işlenmeyen toprak ve çalıştırılmayan tarımcılara gidiyor. Küreselleşmenin belki de en acı sonucu, toplumların tabanını eriten ve işsizler ordusu yaratan bu tarım politikası, er geç değişecek ve İngiltere’nin bastırmasıyla sübvansiyonlar da önemli ölçüde azaltılacak.
AB’nin Türkiye’ye dayattığı, bence toplumsal barış açısından en tehlikeli politika, ne insan, ne azınlık hakları, tarım nüfusunun süratle azaltılmasını talep eden bu politika. Dünyanın her yerinde, ABD’de bile işsiz orduları yarattı. Yalnızca Çin uygulamıyor. Türkiye, zaten girdiği bu yolda devam ederse, köylü nüfusunun büyük bölümü kentlere akacak, istihdam edilemeyecek ve zaten kentleşme politikası anarşik büyük şehirler yeni « işsiz » göçüyle çökecek.
Tarım sektörünü küçültmesine karşılık Türkiye’ye vaadedilen sübvansiyonlar, önce azaltılacak, sonra büsbütün kesilecek. Çünkü bu arada AB, bizi soktuğu yanlış yoldan dönmüş ve yeni bir tarım politikası benimsemiş olacak. Ve Türkiye, topraklarından koparılıp kentlerde lumpenleşen işsiz köylü nüfusuyla baş başa kalacak !
Acaba ülkede topyekün alkol yasağı ilan edilse, Anamur muzu, Amasya elması kurtulur mu ?
Otuz beş üniversite daha kurulup, imam hatip, hatta hacı, hoca ve tarikat müridleriyle doldurulsa, buğday üreticisi, besi hayvanı üreticisinin cebi de para görür mü ?
Tüm kadınlar kızlar tesettüre girse, herkes oruç tutsa, hacca gitse, namaz kılsa, her parkın ortasına ve kent meydanına Atatürk heykeli yerine camii dikilse, sanayi üretimi artar mı acaba Türkiye’de ?
İşsiz köylü üst, orta ve alk kimliklerini bir güzel öğrenip ezberlese, kalifye işçi olarak istihdam edilebilir mi acaba ?
Şu AİHM türban yasağını çözse, bizim hükümet şimdiden izlediği AB’nin tarım politikasına kafa yorar mı biraz ?
-----------------------