Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Tarihi kim yazarmış ?

Vatan · 17 Aralık 2005

François René de Chateaubriand, 1809'da yayımlanan "Mezardan Anılar"ında, yurttaşı ve çağdaşı Fransızları şöyle sorguluyordu:

"Fransız zekâsının tuhaf çarklarını, oynaklığını kim öngörebilir? Bu zekânın hayranlıklarını ve tiksintilerini; görünürde hiçbir neden yokken övgüsünün yergiye, yergisinin övgüye dönüşmesini kim kavrayabilir? Nefretten sevgiye, sevgiden nefrete nasıl geçer, siyasal bir sistemden nasıl cayar ve tersine nasıl kayar; dilinde özgürlük, yüreğinde kölelik, sabah bir gerçeğe akşam tam tersine nasıl inanır, anlayıp açıklayabilecek kimse var mıdır?"

Aradan geçen iki yüzyıl, bu soruları yanıtlayamamıştır ve metnin yazarı gibi pek çok büyük zekâyı yetiştiren Fransız kültüründe değişkenlik, değişmeyen tek gelenektir.

Bizim basın pek yüz vermedi, yalnızca Zaman Gazetesi'nde gördüm ama Fransa'da, Türkiye'ye "Oh olsun!" dedirtecek bir gelişme oldu bu hafta:

Fransa'nın 19 adet baba tarihçisi, iktidarı ve muhalefetiyle tüm parlamentoyu hedef alan zıpkın gibi bir bildiri yayımlayarak, aralarında Türkiye'yi küplere bindiren 1915 Ermeni Soykırımı yasasının da bulunduğu dört yasanın iptalini istediler. "Tarihe Özgürlük" başlığını taşıyan bildiride, "geçmişe değgin giderek artan siyasal müdahaleler ve tarihçilerle araştırmacılara yönelik yargı kovuşturmaları"nı kınayan tarihçiler:

"Tarih din değildir. Tarihçi hiç bir dogma, yasak, tabu tanımaz. Tarih, rahatsız edebilir. Tarih, ahlâk değildir. Tarihçinin işlevi, yüceltmek ya da kınamak değil, açıklamaktır. Tarihçi, çağdaş idelolojik şemaları geçmişe yapıştırmaz ve geçmiş zamandaki olaylara günün duygusallıklarını katmaz. Tarih, bellek değildir. Tarih yargı konusu olamaz. Özgür bir devlette, tarihi gerçek hakkında ne parlamento, ne de adliye karar verebilir. Devletin politikası, iyi niyetle bile olsa, tarihin politikası değildir" dediler ve...

Fransa parlamentosunun 1990 "tarihli" genelinde ırkçılık, özelinde Yahudi düşmanlığını yasaklayan, 29 Ocak 2001 "tarihli" 1915 Ermeni Soykırımını tanıyan, yine 2001'de köleliği insanlık suçu ilan eden ve 2005'te Fransız "resmi" kölelik tarihinin sınırlarını çizen yasaların, "demokratik bir rejimle bağdaşmadığı" gerekçesiyle iptalini talep ettiler.

Bu bildiri, durup dururken yayımlanmadı. Fransa'daki Ermeni örgütler, soykırım tezini bırakın reddetmek, tartışmaya açan tarihçiler arasında resmen terör estiriyorlardı. Tarihçi Bernard Lewis ve Le Monde Gazetesi'nin sembolik mahkûmiyetinden sonra, Quid ansiklopedisi de salt Türkiye'nin soykırım karşıtı tezine yer verdiği için daha geçen temmuzda mahkûm edilmişti.

Ama tarihçilerin çıkışı, elbette bir "iç" tarih sorunuyla mümkün oldu ve o sorun, bu yıl Fransız "resmi" kölelik tarihi hakkında çıkarılan yasanın "okul kitaplarında Fransa'nın sömügelerinde oynadığı olumlu rolün yer almasını" öngören 4. maddesiydi.

Önce Cumhurbaşkanı Chirac, ardından Başbakan Villepin, yasaya karşı, "Tarih yazmak parlamentonun işi değildir," dedi.

Aynı parlamento, aynı cumhurbaşkanı döneminde 1915 Ermeni Soykırımı yasasını çıkartırken, Türkiye de aynen bu tümceyle itiraz etmişti Fransa'ya. Ama işte formülün kabulü için, kendi işine yaraması gerekti.

Fransız tarihçilerinin bildirisi, Türkiye'nin soykırım yok tezi açısından çok iyi bir gelişme. Çünkü Fransızlar, tartışmaya başladı.

Tartışmaya başladılar mı, sabah bir tarihle kalkıp akşam başka bir tarihle yatabilirler.

Ancak dünkü Pamuk duruşmasıyla "uygarlık" sınavından çakan Türkiye ve Türk tezini savunmaktan "saldırmayı" anlayan kafa yapısı, lehine dönen ibreleri, elleriyle bile değil yumruklarla itiyor.