Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Türklüğün irtifası

Vatan · 22 Aralık 2005

Mara Meimaridi, güzel ve şuh bir kadın. Ama yazar. Gibi yapanlardan değil, gerçek bir yazar… «İzmir Büyücüleri » romanı, Türkiye’de 50 bin, Yunanistan’da 300 bin satmış. Üstelik İtalya’da da best seller.

Acaba Meimaridi’nin romanı, Türklüğü aşağıladığı için mi best seller olmuş dersiniz ?

İşte size iki yanı keskin kılıç bir soru, sayın seyirciler. Eğer yanıt « evet »se, Türklüğü aşağılamak niçin prim yapar, Geceyarısı Ekspresi’nden başlayarak Türklere olumsuz imgeler yükleyen eserler neden bunca rağbet görür, açıklamak gerekiyor. Sakın « Çünkü bize düşmanlar » şablonuna sarılmayalım, yetmez, üstüne bir de « Niçin düşmanlar ? » sorusunu cevaplamak zorunda kalırız.

Yok eğer Meimaridi’nin romanı, Türklüğü aşağıladığı için değil, fantastik kurgusu, yazın kalitesi ve konu seçimi dolayısıyla çok satıyorsa… O zaman, niçin hakkında dava açılmakta ve romanın Türklüğü aşağılayıp aşağılamamasıyla ilgilenmeyen yerli yabancı okurların dikkati neden romanda algılamadıkları bir yöne çekilmektedir ?

Mara Meimaridi, İzmir’in 85 yıl önceki toplumsal yaşamını, azınlıklarını büyülerle bezeli bir masal diliyle anlatıyor romanında. « Türkler güldüğünde yayılan ağız kokusundan için kalkar, » demiş bir yerinde. Eğer bugün bizim ağzımız kokmuyorsa, Yunan yazarın bu sözleri yaklaşık yüzyıl öncesinin gerçeği olsa ne önemi var, uyduruk olsa ne yazar ?

Eğer Türklerin ağızları kokardı ve hala kokuyorsa, böyle bir olasılıkta Meimaridi’ye kızıp köpürmek yerine, dişçiye koşmamız, daha yararlı olmaz mı sizce ?

Aşağılanmakla en etkili mücadele, aşağılanma konusunu ortadan kaldırmaktır belki de, kimbilir ?

Çünkü Meimaridi’nin romanında Türklüğü aşağılayan ifadeler var mı yok mu, Türk yargısı karar verecek. Ancak kitaptaki yüzde yüz gerçekçi, üstelik bunca yıl sonra hala geçerli ifadeler hakkında kim ne yapmayı düşünüyor, merak ediyorum doğrusu. İşgal öncesi İzmir’de, « Türk mahallesinden geçmeyi aklına bile getiremezdin. Oradaki pislikleri hiçbir şey temizleyemezdi, » diyor yazar. Buyrun Mara Meimaridi’nin mahkemesinde yargılanacağı Beyoğlu’nun bugünkü fotoğrafını, geçebilirseniz geçin, temizleyebilirsiniz temizleyin, efem…

Sonracığıma, bu mahallelerdeki kadınları kastederek, « Türk kadınları bakılmak için değillerdi. Onları diğer kadınlar gibi hayran hayran seyredemezdin. Zaten bir şey de göremezdin çarşaftan… » diye yazıyor Meimaridi.

2005 Türkiye’sinde bizler, kara çarşaflı kadınlara bakarken ne görüyoruz sayın seyirciler ? Yaşadıkları mahalleler mi çiçeklendi, çarşaflar mı saydamlaştı ? Hayran hayran bakılacak kadın sayısı mı arttı, yoksa bakılması yasak kadınların mı ?

İmam nikahıyla ikinci, üçüncü karısının görünen, dolayısıyla hayran olunabilecek tek yeri, burnunu kesen esrarkeş kocalar… Kuma sattıkları kız çocuklarını öldürerek namuslarını yıkayanların neresi temiz ? Sokakları mı, evleri mi, elleri mi ?

Mara Meimaridi’nin anlattığı İzmir’in geçmişi, bugün tüm Türkiye sathı. İstanbul başta, nerede gericilik yuvalandıysa, neresi göç aldıysa orası pis aslında. Günümüz varoşlarını ve uzağa gitmesine gerek yok, yargılandığı Beyoğlu’nu yazsaydı, bu kadarcıkla yetinmezdi. Hatta yazamazdı, çünkü gerçeğin hayal gücünü aştığı kitaba roman, yazarına da romancı denilmeyeceğini bilirdi.

-----------------------------

( Aytekin bey, yazıyla birlikte gönderdiğim Beyoğlu fotoğrafını yayımlayabilirsek çok iyi olur. Fotoğrafı sadece iki gün önce Gülsün Sami adlı arkadaşım çekti, Beyoğlu’nda yaşayanlar çok müşteki…)