Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

İçinden yıkılan devlet

Vatan · 31 Aralık 2005

Hukuk devleti, bizzat devlet kurumlarının yasalara uyduğu, uyduğu yasaları koruduğu, uymayanı da kovuşturduğu devlettir. Yasaları korumakla yükümlü bir kurumun anayasal suç işlemesi ise, düpedüz "devleti yıkma" girişimidir. Eğer internet yoluyla binlerce kişiye ulaşan ve aşağıda aktardığım aleni ihbar doğruysa, Türkiye'de yalnız hukuk değil devlet, hem de resmi kolluk güçlerince yıkılmaya çalışılmaktadır.

Yer, İstanbul Gayrettepe'deki Emniyet Müdürlüğü. Tarih 23 Aralık, günlerden cuma. İşte görgü tanığının kendi ifadesiyle anlattıkları:

"Trafik bölümünde, ilgili birimin kuyruğunda beklerken, bulunduğumuz koridorda bir hareketlilik başladı. Üniformalı polislerden biri sağa sola komutlar yağdırarak koridordaki tek tük eşyaları kaldırttı, ortalığı düzenledi. Sonra benim de bulunduğum kuyruğa bakan bayan polis memuruna, öncelikle hanımların işini bitirmesini emretti. Bunun üzerine önümdeki 5 erkek kenara çekildi, benim ve arkamdaki hanımın işi çabucak halledildi. Bu telaş ve nezakete henüz anlam verememiştim ki, bir odadan hasır ruloları çıkarıp getirdiler, koridora sermeye başladılar. Birkaç genç polis, ayakkabılarını çıkarıp hasırları düzeltmeye koyuldu. Ben şaşkın şaşkın manzarayı izlerken, hanımların işi çabuk görülsün diyen 'nazik' polis: 'Bayanlar dışarı, bayanlar dışarı, hadi hadi çabuk olalım, namaz vakti, beyler namaza!' diye bağırarak, koridordaki büroları dolaşmaya ve suratlarından pek de namaz kılmaya hevesli olmadıkları gözlenen polisleri dışarı çıkarmaya başladı. Bu şok içerisinde kendimi, elimde alelacele tamamlanmış evraklarımla kapının önünde buldum. Emniyet Müdürlüğü'nün bahçesindeki manzara da pek farklı değildi. Kenarda köşede bazı adamlar ellerinde şaşal şişeleriyle abdest alıyor, dışardan içeri bir sürü resmi elbiseli, aranmadan geçtiklerine bakarak sivil polis olduklarını düşündüğüm adamlar Emniyet Müdürlüğü'ne giriyordu. Anlaşılan birileri, bu namaz işini denetliyor; kim kılıyor kim kılmıyor, ciddi biçimde yoklama yapıyor. Bizim emniyetimizi ve kanunları korumakla görevli kolluk güçlerimiz, halkın hizmetinde kullanılması gereken resmi daireleri, başta Anayasa, yürürlükteki kanunları pervasızca çiğneyerek ibadethane olarak kullanıyorlar. Bu durum sadece cuma namazları için mi böyle, yoksa her namaz vaktinde aynı manzara var mı, bilmiyorum.

Ama gördüklerimden sonra artık Türkiye'nin son hızla laiklikten ve Atatürk devrimlerinden koptuğunu çok iyi anladım. Yıllar önce üniversitede okurken, İranlı arkadaşlarım da şu anda aynı bizim aymazlığımız içinde, ülkelerindeki İslami hareketin salt Şah rejimine bir tepki olduğunu, kısa bir süre sonra her şeyin düzeleceğini düşünüyorlardı. Oysa yanıldılar."

İşte size bir iddia, sayın okurlar. Şimdi soruyorum: İçinizde benzeri manzaralarla karşılaşan başkaları var mı? Varsa, nerelerde ne zaman tanık oldular bu duruma? Yer, tarih vererek bildirin, adınız bende saklı kalacak. Ve İstanbul Emniyet Müdürü'ne soruyorum: Cuma günleri Gayrettepe'deki Emniyet Müdürlüğü'nün namazgâha dönüştüğünden haberi var mıdır, bu aleni ihbar doğru mudur? Doğruysa, yasaları uygulamak ve uygulatmakla birinci derecede yükümlü emniyet örgütü mensuplarının, Anayasa'nın 24. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları yasasının 6. Ve 7. maddelerini açıkça ihlal ve hatta ilga teşebbüsünü kovuşturacak mıdır? Yok doğru değilse, ihbarın yalan ya da iftira olduğunu açıklamaya hazır mıdır?