Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Enerji bombası

Vatan · 4 Ocak 2006

Ve insanlık, atom ve hidrojen bombalarından sonra en müthiş kitle imha silahını, "enerji bombası"nı keşfetti. Ekonomiyi hedef alan bu bomba, insanı doğrudan değil dolaylı vuruyor, yaşam sahasını, biçimini, kalitesini ve doygunluğunu tehdit ediyor. Çünkü sonunda gırtlağından geçecek olan üretim zincirinin başındaki halkayı temsil ediyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki "boru güreşi"nin; bahis konusu doğal gaz anlaşmazlığının biri ekonomik diğeri siyasal iki boyutu var gibi görünüyor. Zaten ekonomiyle politika, çağımız gerçeklerinin yapışık kardeşleri. Bazen politika ekonomiyi belirliyor, bazen tersi, ama birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar. Belki de bu yapışıklık yüzünden 'insanlık'tan çıktılar, onlar mı insanlara hizmet ediyor yoksa insanlar mı onlara, belli değil artık.

Ben ekonomist değilim. Ama bakıyorum, ekonomistler de ekonominin nereye gittiğini, nasıl gelişeceğini tam olarak öngöremedikleri gibi, küresel ekonomiye "şu şöyle olacak" diye yön verebilen bir patron, hatta patronlar grubu da yok gibi. Eskiden dünya ekonomisine ABD kumanda ederdi, ya da biz (benim gibi cahiller yani) öyle sanırdık, oysa bizzat kendi başlattığı küreselleşme, patronu ABD'yi katladı kenara koydu, şimdi kafasını aşağı aşağı bastırıyor.

Uzun lafın kısası, küresel ekonomi ve tabii ikizi politika; başsız, kıçsız bir sardalya sürüsü gibi yerküreyi dolanıyor. Dolanırken sürünün arasına dalan ve en çok sardalyayı "sırayla" gövdeye indiren köpekbalıklarına, yunuslara, balinalara falan da tonajlarına göre borsalar, yatırımcılar, spekülatörler, yani ekonomi patronları deniyor.

Borsanın, yatırımın odağı olan ülkelerden ise 'lider' olarak söz ediliyor.

Yirmi birinci yüzyılın temel bilinmezi işte bu liderlik sıralaması. ABD'nin liderlik vasfını giderek kaybettiği artık kimse için sır değil. Çin mi alacak yerini? Rusya mı, AB mi? Hangi alanda kim öne çıkacak; güç, dolayısıyla etkinlik yarışında birinciliği kim kazanacak?

Belki de hiçbiri.

İşte Rusya ile Ukrayna arasındaki "boru güreşi" bu anlamda çok önemli ve dünyanın geleceğine ilişkin sinyaller veriyor.

Rusya'nın Ukrayna'nın doğal gazını kesip, Ukrayna'nın da kesilen gazını AB'ye ve Türkiye'ye gönderilen borulardan araklayıp ya da Rusya üzerinde baskı kurmak amacıyla azaltması, çok önemli gerçekleri kafamıza dank ettirdi: Bu enerji dalaşında, ABD devre dışı, bu bir. Dünyada artık kimse bağımsız değil, tüm ülkeler birbirine bağımlı, iki. Ve otarsik, yani kendi kendine yeterli bir ekonomi politikası yürütmek mümkün değil, üç.

Ekonomistler, doğal gaz anlaşmazlığında Rusya haklı diyor. Kuşkusuz doğrudur. Ama Rusya, doğal gazın dağıtımında Ukrayna'ya öylesine muhtaç ki, bu ülkeye gösterdiği tepkinin ölçüsüz sertliği beni çok şaşırttı. Ve kuşkusuz çok zeki ve donanımlı bir lider olan Vladimir Putin'in iki adım sonrasını hesaplamadan bu işi yaptığını sanmıyorum. Başka bir deyişle Putin, bence "Ukrayna'yı işgal" ihtimalini düşünmeden bu "boru güreşi"ne girmemiştir.

Viktor Yuşçenko'nun yüzüne bakıp, kendisini daha önce DE kimin öldürmek istediğini hatırlayınca, bu doğal gaz çatışmasının Ukrayna'yı eskiden olduğu gibi Rusya'ya bağlamak planının bir parçası olduğu akla geliyor ister istemez.

21. Yüzyıl daha birinci onluğu geride bırakmadan, iki ülke enerji yüzünden saldırıya uğradı ve işgal edildi: Afganistan ve Irak. Acaba Ukrayna üçüncü yangın yeri olur mu?

Ve her zamanki gibi gündelik yaşayan Türkiye'nin böyle bir çatışmada hali pürmelali ne olur?