Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Muamma peşinde

Vatan · 11 Ocak 2006

Geçen yıllardan birinde, iri gözlüklerinden zekâ fışkıran ve saçlarını boyayarak modernitesini kanıtlayan sevimli hocamız, ilahi Prof. Zekeriya Temiz, İslamiyette tavukların da kurban edilebileceğini açıklamış, hatta tavsiye etmişti.

İlahiyatçı loncası onun bu sözleri üzerine hop oturup hop kalkmış, adamcağıza demediklerini bırakmamışlardı.

Meğer hakkını yemişlermiş. Muhteremin kalbi de soyadı gibi temiz, sözleri kehanetmiş!

Yaşadığımız günler hocanın içine doğmuş adeta, işte size bir Kurban Bayramı ki, tavukları horozlan kurban etmekle kalmadık, uzak yakın tüm akrabalarıyla birlikte uçan uçamayan tüm kanatlıların soyunu kurutmak zorundayız!

Dün deve, boğa, öküz, inek, koç, koyun, teke, keçi türünden (belki manda da vardır) kurbanlık hayvanların bayramı topluca kutlandı. Yarın, öbür gün bu hayvanların bayramı hız keser artık.

Oysa kanatlıların bayramı hiç biteceğe benzemiyor.

Zekeriya Temiz'in ahı tutmuş gibi vallahi; tavuk, horoz, kaz, ördek, itlaf ede ede bitiremiyor, üstelik etini de yiyemiyorlar, iyi mi?

İki ara bir derede, yani kuş gribiyle Kurban Bayramı sırasında mübarek Hac seferinin de önemli bir evresi tamamlandı ve Mina'da şeytan da taşlandı. Üstelik şeytan taşlayanlar arasında, Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü'nün kuş gribinden müstafi Başkanı Doç. Dr. Turan Aslan da mevcuttu!

Kurbanlık hayvanlar kesildi, kanatlılar imha halinde, Mina'da da şeytan Hıfzısıhha (eski) Başkanı tarafından taşlandı, üstelik bütün bunlar yeni bir yılın başına denk geldi, eh artık Türkiye'yi kem göz tutmaz!

Hiç olmazsa kurban kesen, şeytan taşlayan Müslümanları kuş gribinden sakınır, kuş gribiyle mücadele eden AKP hükümetini koruyup kollar Allah...

Üstelik daha şimdiden "kuş" deyince gribi beklemeden Mekke'ye tüyen Turan Aslan'ı, 5413 sayılı kanunu vesile kılarak Şişli Etfal Hastanesi'nin enfeksiyon hastalıkları bölümüne "Klinik Şefi" tayin ettirdiğine göre...

Kuş gribine "zatürre" teşhisi koyana Hac nasip eden Mevla, Şişli Etfal'de teşhis bekleyen hastaları ve hastalıkları da AKP'nin bilimi kendinden menkul kadrolaşmasına feda eder herhalde!

Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü EX başkanı Turan Aslan'ın, mübarek doçent doktorluk mucizesi, beni şimdiden yamulttu, iki gündür şaşı geziyorum sayın seyirciler. Nasıl mı?

Adamın, kuş gribine "zatürre" dedikten sonra kayıplara karışıp Mekke'de ortaya çıkması ve AKP'li milletvekilleriyle birlikte 5 yıldızlı Ümmül Kurra otelinde hacı olmaktalığının açıklanması fena halde ilgimi çekmişti.

Başladım Turan Aslan'ın kim olduğunu, nereden geldiğini, nasıl doçent olduğunu araştırmaya.

3 saptamadan yola çıkıyordum:

1. Refik Saydam'in kurduğu Enstitü, 1982 yılına kadar dünya çapında ve Pasteur gibi enstitülerin "referans" kabul ettiği bir kuruluştu.

2. AKP Türkiye'nin bu çok önemli kurumunun başına Turan Aslan'ı "layık" görmüştü.

3. Turan Aslan, kendisinin çapına ve başına oturtulduğu kuruma EN ihtiyaç duyulan gün, yani kuş gribi krizinin patladığı gün görevden kaçmış, hem de mübarek bir bahaneye,

Hacca sığınarak kaçmıştı.

Üç soru soruyordum:

1. Bu adam, Hıfzısıhha enstitüsü başkanlığını hak etmek için ne yapmıştır?

2. Başkanlığı süresince hangi başarılara imza atmıştır?

3. AKP, görevden kaçan bu adama niçin sahip çıkmaktadır?

Müstafi başkan hac vazifesini ifa ederken, benim de müstakbel hacının müstafi muammasını açığa çıkarmam "farz" olmuştu artik.

Devamı cumaya...