Mina’nın laneti
Vatan · 13 Ocak 2006
İslamiyet için uğursuz, çünkü şeytanın ini sayılan Mina vadisi, Türkiye’de olsaydı « Mine vadisi » diye anılacaktı. Çünkü Mina, benim adımın Arapçası.
Hac mevsimi « şeytan taşlama » ritüeli sırasındaki toplu ölüm olaylarını, 1994’ten beri « Mina’nın laneti » ya da « Şeytanın intikamı » kurgusuyla izliyordum. 2004 yılında 244 hacının ölümüyle sonuçlanan izdihamdan sonra nihayet doğru sorular aklıma geldi : İslamiyet öncesi Mina’da ne vardı ve niçin taşlanan şeytanlar bir değil, iki değil, üç adetti ?
Yıl 2006 ve Mina’da yine izdiham oldu, yine 369 hacı öldü.
Her yıl şeytan taşlarken aynı facia tekrarlanıyor ve benim Mina’daki « üç şeytan » hakkında ulaştığım bilgiler, tekrar tekrar doğrulanıyor. Ben de bilmeyen kalmayana kadar bildiğimi sizlerle paylaşacağım:
1376 yıl önce, Mina’da bugün üç şeytanı simgeleyen taş sütunların yerinde, üç kadın tanrıçanın putu vardı, ey okur : Allat, Uzza ve Menat.
Size bu satırlarda İslami kültürden değil, İslamiyet öncesi tarihten söz ediyorum. Necm suresi öncesinden. İsteyen, aynı bilgilere internette ulaşabilir, benim iki günümü almıştı, konu hakkında her dilde yüzlerce kaynak var.
Çoktanrılıdan tek tanrılıya, tarihteki tüm dinler birbirlerinden alıntılar yapmış, her yeni din bir öncekinin mabedi üstüne yükselmiş, taşlarını kullanmıştır. Roma tanrıları Yunan tanrılarına öykünmüş, Yahudilik ve Hristiyanlık yayıldıkları bölgelerde kendilerinden önce var olan dinlerin kutsal mekan ve tapınaklarına yerleşmiş, ritüellerini de öğretilerine uyarlamışlardır.
İslamiyet de aynı yöntemi izlemiş ve kendisinden önceki tek tanrılı dinler kadar, çok tanrılı inançları da « transformasyon » yoluyla öğretisine mal etmiştir.
Tek tanrılı dinlerin başlıca ve ortak amacının, anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçiş olduğunu artık biliyoruz. Dinden bağımsız tarih, bu geçişin nasıl gerçekleştiğini anlatıyor: Dişi tanrıçaların yerine, temsilcisi (ya da oğlu : Hz.İsa), peygamberleri (Hz.Musa, Hz.Muhammed) kısaca tüm sözcüleri erkek, dolayısıyla erkekliğe vurgu taşıyan tek tanrılığı geçirerek.
Tarih kitapları, Kabe’nin yerinde Allat, Uzza ve Menat adlı tanrıçalara tapınılan bir mabet olduğunu ve 605 yılında yıkılarak yerine İslamiyet’in kutsal mekanı haline gelen mabedin inşasına başlandığını yazıyor. 630 yılında pek çok tapınağın yanısıra, aynı tanrıçaların Mina’daki putları da yıkılmış ve yerlerine, günümüzde şeytan olarak taşlanan sütunlar yapılmış.
İslamiyet öncesi Mekke’de sabah yıldızı Uzza, mutluluk tanrıçası Menat ve gökyüzü tanrıçası Allat’ın, görünmeyen bir büyük tanrı, Allah’ın kızları olduğuna inanılıyor. Kimi kaynaklar, Allah adının Allat’tan geldiğini ileri sürüyor. İslamiyet, bu inançtan yalnızca Allah’ı tanıyarak, kızlarını red ve putlarını şeytan ilan ediyor. 615-616 yıllarındaki « Şeytan Ayetleri » olayının temelinde de, günümüzde bile kökü kazınamayan bu üç tanrıça var !
Bugün Mina’daki büyük şeytan Akabe, aslında tanrıça Allat’ın hayaleti. Orta şeytan Vusta’da tanrıça Menat’ın ve küçük şeytan Suğra’da tanrıça Uzza’nın « enerjileri » var.
Başka bir deyişle, Mina’daki şeytanlar kadın, sayın okurlar. Ve şeytan taşlayan hacılar, bilinç altındaki ortak bellekte onları hala korkutan anaerkil toplum sistemini, « kadın hegemonyası »nı taşlıyorlar. Tabii taşlanan tanrıça hayaletlerinin eli de boş durmuyor.
İslamiyet’te kadının konumu da böylece açıklanıyor.
-----------------