Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Mafya terörü

Vatan · 17 Ocak 2006

Uğur Mumcu'nun "Papa Mafya Ağca" kitabı, İspanya'nın Mayorka Adası'na yaptığı bir yolculukla başlar. Uluslararası kiralık katil Ağca, Mayorka Adası'nda Papa'ya suikast ücretini almaya gelmiş, ücreti ödeyecek kişileri Flamboyan Oteli'nde beklemiş, oteli 9 Mayıs'ta terk etmiş ve zaten 13 Mayıs'ta da Papa'yı vurmuştur.

Yıl 1981, suikasttan birkaç ay sonra Uğur Mumcu, katilin İtalya'da yakalanmadan hemen önce izlediği güzergahın, buluştuğu kişilerin izini sürmektedir. Araştırmalarının sonucu, "Papa Mafya Ağca" kitabıdır ve bugün tekrar okunması gereken bu kitapta, Ağca ve arkasındaki karanlığa dair tüm bilgiler mevcuttur.

Öyle bir araştırmadır ki Uğur Mumcu'nun "Papa Mafya Ağca" kitabı, Türkiye'nin yalnız kanlı geçmişine ışık tutmaz, karanlık geleceğini de öngörür! Uğur Mumcu, uluslararası mafyanın bir parçası olarak ele alıp incelediği Türkiye'deki ülkücü/kaçakçı terör mafyasının izini sürerken, İspanya'ya özel bir dikkat yöneltmiştir.

1986 yılından öteye Cumhuriyet Gazetesi'ne önce özerk Bask bölgesi, ardından İspanya muhabiri olarak haber geçmeye başladığımda, tuhafıma giden bir durum vardı: O yıllarda Türkiye'nin İspanya ile ne ticari ne kültürel, hatta ne de turistik düzeyde belirgin bir ilişkisi olmasına karşın, İspanyol gazetelerinde yakalanıp tutuklanan "Türk kaçakçı" haberlerine sık rastlanıyor ve isimler iyi okunduğunda Türk yeraltı dünyasının İspanya'nın güneyi (özellikle Marbella) ve Akdeniz'e uzanan Costa Del Sol kıyılarını mesken tuttuğu anlaşılıyordu. Garibime gittiği için hiç sektirmeden gazeteye yansıttığım bu haberlerin, Uğur Mumcu'nun sütununa konuk olduğunu gördüğümde, dünyalar benim olurdu.

Mumcu, İspanya'da yakalanan Türk kaçakçılara ilişkin hiçbir haberimi atlamazdı. Köşe yazılarında, "İspanya muhabirimiz Mine G. Saulnier'nin bildirdiği..." diye referans göstererek hem meslekte yeni, dolayısıyla kınlgan bir gazeteciye destek verir, hem de yakalanan kaçakçıya dair açtığı bağlantı bilgileriyle, bir sonra karşıma çıkabilecek haberleri nasıl değerlendirmem gerektiğini öğretirdi bana.

1990 yılında İspanya'dan ayrıldım. Ama Uğur Mumcu'nun anısına, bir gözüm, bir kulağım hep oradadır. Artik öğrendiklerimi değerlendirecek o müthiş araştırmacı, hayatımda rastladığım en iyi, en yürekli ve dürüst insanların başındaki o, olmasa da aramızda, sektirmem İspanya'da olup bitenleri.

Basından izlemişsinizdir, geçen hafta başında Barcelona'da Saffet Karakoç adlı bir Türk, İspanya'deki radikal dinci terör örgütlerinin önemli bir elemanı olarak tutuklandı. Bu sütunda, 21.12.2005 tarihli "İstanbul'dan Madrid'e Terör" başlıklı yazımı hatırlıyor musunuz? O yazıda, aralık ayında İspanya'da tutuklanan 21 radikal İslamcı haberini vermiş ve pek bilinmeyen "Takfir ve Hicret" örgütünün 2002 yılında İstanbul'da yaptığı bir toplantıdan söz etmiştim. Barcelona'da tutuklanan Saffet Karakoç, işte bu örgütün başı ve ne Türk oluşu, ne de zaten tutuklandığı yer şaşırttı beni.

Uğur Mumcu'nun "haberler arası bağlantı" yöntemiyle artik biliyorum ki, Bata Akdeniz havzasındaki radikal İslamcı örgütlenmede Fas, İspanya ve Türkiye üçgeni var.

Ve işin kötüsü, 1980'li yıllarda uluslararası bağlantılı Türk ülkücü/kaçakçı terör mafyasının İspanya'da tuttuğu mevzileri, bugün uluslararası bağlantılı Türk radikal dinci terör örgütlerinin aldığını gözlemliyorum. Yakayı ele verenlerin yakalandıkları kentler, kasabalar bile aynı!

Uğur Mumcu yaşasaydı, bu çakışmayı nasıl değerlendirdi, elbette bilemeyiz. Ama onun (anlayana) çok şey öğreten mantığını izleyerek, yirmi yıl önce ülkücü teröristleri istihdam eden uluslararası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı mafyasının, artık radikal İslamcı teröristleri kullandığını ileri sürebiliriz. Hatta eski ülkücülerin yeni radikal İslamcılarla ittifakı bile, şahsen beni hiç şaşırtmaz.

Ağca'nın hapisten "çıkarılışı" böyle değerlendirildiğinde, Türkiye'yi yeni bir terör sarmalında öngörmek ne yazık ki mümkün ve sözde hangi ideolojik çerçeveye oturtulacağı da çok açıktır.