Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Nerede çokluk, orada…

Vatan · 24 Ocak 2006

Önce tekti. Yaralı, ürkek, beyaz bir köpekti.

Apartmanın kapısındaki paspasa kıvrılıp, soğuktan olamasa da, karın ıslaklığından korunmaya çalışıyordu. Kapı her açıldığında tekmelenmekten korkuyor, tutmayan arka ayaklarını sürükleyerek paspastan kalkmaya, kaçmaya davranıyordu. Tatlı sözlerle yatıştırdık, bizim rahatsız etmediğini anlattık, üstünden atlamaya alıştırdık.

Alıştı gerçekten.

Derken, iki beyaz köpek oldular paspasın üstünde. Patileri çile pembesi. Uzun atlamayı öğrendik. Yine rahatsız etmedik. Tabii ki besledik.

Bu sabah dörde çıkmıştı paspasın üstünde birbirlerine sarılarak ısınmaya çalışan köpeklerin sayısı. Artık « aşmak » olanaksızdı.

Kovuldular, sığındıkları kapıdan.

Evsiz, barınaksız, imkansız, meçzup, tinerci, çocuk… İnsan da olabilirlerdi, kısacası. Sonuç farklı olmayacaktı.

İyi bir insansanız, insan, hayvan, bitki, hatta eşya, kötü durumda BİR varlığı kurtarabilirsiniz. Hatta iki, üç, dört kurtarabilirsiniz. İmkanınız varsa, daha da çok…

Ancak bir an gelir, yetişmez olur gücünüz. Çünkü çoktan, çoğunluğa geçmiştir kurtarılması gerekenlerin sayısı. Ve kurtarıcı azınlık siz, bakılamayacak çocuk nüfusu, beslenemeyecek yoksul, istihdam edilemeyecek işsiz ordularına karşı önce çaresiz, ardından « kurtarılmayı beklerken » çoğalanların tehditi altında kalırsınız.

Bugün Türkiye’de, « hukuk devleti » bu yüzden yıkıldı : Yasalara karşı gelen nüfus, uyan nüfustan büyük.

Bilinçli bilinçsiz, vergi kaçırmaktan rüşvetçiliğe, kapkaççılıktan hortumculuğa, fahiş fiyat koymaktan çürük mal satmaya, küçük büyük suç işliyor toplumun çoğunluğu. Toplumun çoğunluğu takibata uğrayamayacağı, hapse atılamayacağı için suç afları da birbirini izliyor.

Katiller affediliyor, çünkü çoğaldılar…

Hırsızlar affediliyor, çünkü çoklar…

Takip edilemeyecek sayıda suçlunun peşi bırakılıyor, çünkü takip etmesi gerekenler, azınlıkta.

Hortumcuyla anlaşan, silah kaçakçısını tutuklamayan, mafyaya dokunmayan, hatta işbirliği yapan, uyuşturucu kaçakçılığından pay alan memurunu cezalandırmayan, seri katilleri üç beş yılda dışarı salan, zaten « hukuk devleti » için canını dişine takan en sadık, en namuslu insanlarını öldürenleri görmezlik, bilmezlik ve bulmazlıktan gelen kimi devletliler… Üniversite rektörlerini kovuşturuyor. Neden ?

Çünkü hortumcu, katil, hırsız, kara paracı, rüşvetçi, yolsuz, milyonlarca. Rektör nüfusu daha az. Onlara yer var, ötekiler hapisanelere sığmaz. Başa çıkamadığı suçluların çoğunluk zihniyetini benimseyen sistem, elbette ki suçsuzları kovuşturuyor… Bu da bir demokrasi !

Süleyman affı diyorlar, Rahşan affı diyorlar, AB’ye uyum, insan hakları diyorlar, binlerce insanın yaşamak hakkını elinden alan canileri serbest bırakıyorlar.

Birinci affa kızıyoruz, ikinci affa köpürüyoruz, üçüncü afta yorulup susuyoruz. Çünkü aflar çoğaldıkça, azalıyor isyanımız. Hangi birine karşı çıkacağımız sorusu, kırıyor direncimizi, parçalıyor sonuç almak inancımızı.

Yordular namusumuzu. Gün namussuzun günü. Hukuk nakavt oldu. Ama devlet de çıplak. Irzına geçenler çoğalıyor…

-----------------------------------