Kadınsız eşitlik
Vatan · 26 Ocak 2006
Benim bildiğim tersidir.
Baş açılır, kıç örtülür.
Baş açmak değil, kıç açmak ayıptır.
Demek bana yanlış öğretmişler.
Türk medyası, camiide başı açık dua eden kadın yüzünden ayakta. Evirip çevirip, günlerdir bu ‘açık baş’ın fotoğrafını yayınlıyorlar.
Hayret…
Çünkü Türk medyası, yıllardır, yıllardır, bana öğretilene göre açılması ayıp bölgenin fotoğraflarını yayınlar. Edep yerlerini açan kadınlara bayılır. Açmayanların frikiklerini kovalar. Kellesi bile güzel kadınlara, o sevimli kafalarını yormamaları, yazılı basında « hafif şeyler » yazmaları, daha çok yatak odası ve orgazm konusunda uzmanlaşmaları tavsiye edilir. Televizyonlarda ise şuh kahkahalar atan ve tümcelerine, « Ay ayol… » diye başlayan yırtmaçlı program sunucuları tercih edilir.
Oysa aynı medya, hiç bir çıplak baldıra vermediği yeri ve önemi, günlerdir, günlerdir, camiide edebiyle saf tutan bir kadının, önüne eğik, ama AÇIK başına ayırıyor.
Türkiye gibi gündemin hızla eskiyip tükendiği bir ülkede, aynı fotoğrafı defalarca kullanmak kolay olmuyor, yok « kalvinist »ti, yok « protestan »dı diye bir punduna getirip tekrar koyuyorlar.
Müslüman bir kadının, mümini olduğu inancın mabedinde, erkeklerle saf tutmasını, dua etmesini, ancak Hristiyan kavramlarla ifade edebiliyorlar. İslami karşılığını bulamiyorlar çünkü. Reform demek için, yenilikçilik, değişim, devinim ifade edebilmek için Kalvinist diyorlar, Protestan diyorlar, çünkü İslamiyet’te reform referansı yok.
Daha doğrusu, kadına yönelik reform yok. Yoksa Müslüman erkekler, hem de iktidardakilerin dilinden düşmüyor « değiştim, dönüştüm » sözleri. Reform nedir ? Değişim, dönüşüm. Gerçekten de başlarını açıyor, sakallarını, hatta bazen bıyıklarını bile kesiyor, kravat takıyor, takım elbise giyiyorlar.
Ama Müslüman kadın camiide erkeklerle saf tutmaya, başı açık dua etmeye kalktı mı, mutlaka papaz Calvin’in, papaz Luther’in reformcu parmağını görmek gerekiyor… Ki, « gavur işi » denilebilsin, kadın erkek eşitliğini savunan Müslüman müminlerin reform çabasına.
Paris’te bir kilise var. Üstelik bir azizenin adını taşıyor : Sainte Rita.
Bu kilise her ayın bir pazarı, hayvanlarla dolup taşıyor. Kedisini, köpeğini kapan erişkin insanlar, tavşan, hamster, kaplumbağa, hatta kırmızı balık kavanozunu koltuğunun altına sıkıştıran çocuklar, soluğu kilisede alıyor ve papaz, Katolik müminlerin hayvanlarını takdis ediyor « Allah’ın sevgili yaratıkları » olarak.
Sainte Rita kilisesinin benzerleri tüm Fransa’da, İspanya’da, İtalya’da, ABD’de, Kanada’da, kısaca katolik cemaatlerin bulunduğu tüm ülkelerde var ve çoğalıyor.
Acaba günün birinde Müslüman kadınların dindaşları erkeklerle birlikte saf tutabilecekleri, erkeklerle eşit kabul edilecekleri camiiler olacak mı, Çamlıca Subaşı camii örneği çoğalacak mı ?
Bu soruya olumlu cevap verebilmek için, Diyanet’ten sorumlu devlet bakanının, ÖNCE Alevilerin kadın erkek, eşit ve özgürce dua ettikleri Cem Evi’ni DE mabed kabul etmesi, camiilere eşdeğer statü vermesi gerekmez mi ?
Niye Cem Evleri, niye Alevilik işine gelmiyor böylelerinin ? Çünkü kadın erkek birlikteliği, dolayısıyla görece eşitliği var.
Ve kadını tesettüre kapatmakla yetinmeyip, tesettürlü kadına bile camiide erkekle saf tutmasını yasaklayan zihniyet, « demokrat » değildir. Çünkü demokrasi, insanlar arası eşitlik ve özgürlüktür. Kendi kafasında kadını eşiti kabul edemeyen, topluma ne özgürlük verebilir, ne de eşit hak, eşit fırsat.
---------------------------