Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Karikatür savaşları

Vatan · 4 Şubat 2006

Hayal ettikleri medeniyetler çatışmasını hayata geçirmek için çabalayanlar, neredeyse muradına ermek üzere. Hz. Muhammed karikatürlerinin, adeta saati ayarlı bomba gibi, yayımlandıklarından bir değil, iki değil, üç ay sonra patlaması, Hıristiyan dünyasıyla İslam alemini handiyse boğaz boğaza getirmek üzere.

Müslümanlan galeyana getiren karikatürler, Danimarkalı Jyllands Posten dergisinde 30 Eylül 2005'te basıldı. Tepkiler "söz" de kaldı. Ortalığı karıştırmak için yetmemiş olacak ki, Norveç'te (Hıristiyan) dinci dergi Magazinet'in aynı karikatürleri 10 Ocak 2006'da yeniden yayımlamasıyla patlama düğmesine basıldı. Ve tabusal alandaki anlaşmazlık, demokratik özgürlükler alanına taşındı.

Mürekkeple başlayıp kanla devam etmeye aday bu restleşmeyi, Fransa'dan izliyorum. Bu ülke, Avrupa'da en büyük Müslüman nüfusu (5 milyon) barındırması açısından karikatür krizinin neden ve sonuçlarını incelemek için iyi bir laboratuvar. Her kafadan bir ses çıkıyor, her fikir ve tersi söyleniyor, ama bir beyin fırtınası başladı, mutlaka ilginç düşünceler çıkacak sonunda.

Fransa'da konuyu tartışanların ortak kanısı, Hz. Muhammed'i resmeden 12 karikatürün ne desen, ne fikir, ne de mizah açısından bir değer taşıdığı. Karikatür sanatı açısından, düpedüz kötü karikatür olduklarında herkes hemfikir. Fransız basını, "Müslümanları incitmek pahasına, mizah bile içermeyen bu kötü karikatürleri yayımlamak provokasyondur," gerekçesiyle, "Karikatürler kötü bile olsa basın özgürlüğü adına savunulmalıdır," düşüncesi arasında bölündü.

Ve pek çok Fransız televizyonu, gazetesi, İslam aleminin hedefi haline gelen karikatürleri, başka Avrupa ülkelerindeki basın organlarını izleyerek bastı, gösterdi. Üstelik bu baskılan, malum karikatürleri "Evet, Tanrı'yı karikatürize etmeye hakkımız var," manşetiyle yayımlayan France Soir'ın Genel Yayın Yönetmeni, gazetenin sahibi Mısırlı Fransız tarafından görevinden alındıktan sonra yaptılar.

Bu bir restleşme. İslamiyetle, Yahudi/Hıristiyan kültürü arasında taban tabana zıt bir zihniyet farklılığı var.

Birbirlerini kesinlikle anlamadıkları, anlayamayacakları noktadalar.

İslam alemi, karikatürlerin ötesine geçen dini bir yasağın çiğnenmesine tepki gösteriyor. İster güzel çizilsin, ister çirkin, "Bizim peygamberimiz Hz. Muhammed resmedilemez" diyor.

Yahudi / Hıristiyan zihniyet ise böyle bir yasağı ne anlamak, ne de kabullenmek için formatlanmış. "Hz. Musa'yı, Hz. İsa'yı istediğimiz gibi karikatürize ediyoruz, niye Hz. Muhammed'i çizemeyelim?" mantığını yürütüyor. Ve gördüğü tepkinin ölçüsüzlüğü karşısında şaşırıyor. Çünkü kafasında, eğer karikatürler eleştiri sınırını aştı, hakaret ve iftira niteliğine büründüyse, mahkemeye verilir, yasal ceza alır, şeması var.

Karşı tarafın ölüm fetvası istemlerini, vururuz - kırarız öfkesini ve silahlı tehditlerini kesinlikle kavrayamıyorlar.

Bir yanda, demokrasinin temelini "ifade özgürlüğü"ne oturtan, öte yanda özgürlükleri din tabulan başladığı yerde biten, taban tabana zıt iki zihniyet çarpışıyor halen.

Nifak konusu karikatürlerden özellikle Hz. Muhammed'i terörist olarak göstereni, gerçek bir provokasyon, kabul edilemez bir saldın İslam dinine ve inananlarına. Ancak İslam aleminde bu saldırıya tepki gösterenlerin bazıları da gerçek terörist. Televizyon kameralarına yansıyan maskeli, kalaşnikoflu halleriyle bizzat kendileri karikatürün ta kendisi!

Ve en önemlisi, İslamiyet'in bir hoşgörü dini olduğunu savunmayı adeta imkânsız hale getiriyorlar.