Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Topal tarih, kör talih

Vatan · 9 Şubat 2006

Jean François de La Barre, 1745 doğumlu bir aristokrattı. Bütün aristokratlar ne varsıl, ne de talihliydi. Cocuk yaşında hem annesini, hem babasını kaybeden, parasız pulsuz Jean François, teyzesi tarafından büyütüldü.

Fazla da büyümesine fırsat kalmadan, « dinsiz » diye öldürüldü.

9 Ağustos 1765 günü, Paris’i ikiye bölen Seine nehri üzerinde yapılan en eski taş köprü olmasına karşın « Yeni Köprü » adını taşıyan Pont Neuf üzerindeki tahta haçın, bıçakla çizilmiş olduğu görüldü.

Amiens Katolik Kilisesi Baş Papazı De La Motte, bugün İran’daki mollaların sık sık geçirdiği türden sinir krizi geçirdi, halkı galeyana getirdi ve Paris adliyesi baş yargıcını, tahta haçı çizen «imansızı » hemen bulup yakalamazsa afaroz etmekle tehdit etti.

Paris polisi, başladı potansiyel bir suçlu aramaya.

Pont Neuf köprüsündeki tahta haçı, kimin bıçakla çizdiğine dair hiç bir ipucu ve tanık yoktu. Kimse bir şey görmemişti.

Ancak…

Tahta haçın çizilmesinden iki ay önceki Paskalya yortusunda, Kilise erkanının ilahiler söyleyerek sokaklarda dolandıkları pazar yürüyüşünde, üç gencin diz çöküp haç çıkarmadığı, yani kutsal putları selamlamadığı görülmüştü. Bu üç gencin isimleri Gaillard d’Etallonde, Jean François de La Barre ve Moisnel’di. Tahta haçı da olsa olsa onlar çizmişlerdi…

Halkın galeyana gelen dini duygularının nasıl teskin olacağı çok iyi bilindiğinden, Gaillard dEtallonde pılıyı pırtıyı toplayıp Hollanda’ya kaçtı. Jean François de La Barre kaçamazdı, çünkü parasızdı.

Üstelik 9 Ağustos günü Paris’te olmadığını kanıtlayacak durumdaydı, niye kaçsındı ?

Oysa yoksul öğrenci odasında yapılan aramada yasaklı üç kitap ve beterin beteri, Voltaire’in « Felsefe Sözlüğü » bulununca, 9 Ağustos’ta Paris’te bulunup bulunmadığının önemi kalmadı, ideal suçlu olarak tutuklandı.

Üçüncü zanlı Moisnel de tutuklanmıştı.

Yargılandılar.

4 Haziran 1766 günü Paris Parlamentosu, on beş yaşında olduğu için erişkin sayılmayan Moisnel’i para cezasına çarptırdı, Ettallonde kaçmıştı, ellerinde iler tutar zanlı bir La Barre kalmıştı : Genç adamı « dinsizlik » suçundan idama mahkum ettiler.

Ama nasıl bir idama…

1 Temmuz 1766 günü, Jean François de La Barre’ın önce dili kopartıldı, sonra kafası kesildi ve cesedi, odasında bulunan Voltaire’in « Felsefe Sözlüğü »yle birlikte ateşe atılıp yakıldı.

Henüz 19 yaşındaydı.

Fransa laiklik tarihinin « Kubilay »ı sayılan Jean François de La Barre, 15 Kasım 1794’te imzalanan Ulusal Antlaşma sayesinde suçsuzluğu ilanla Şövalye ünvanını kazanmıştır.

Ülkedeki laiklik savunucusu sivil toplum örgütlerinden biri de « Chevalier de La Barre » adını taşır. Fransa’daki din tarihi kanlı mı kanlıdır ve laik hukuk da zaten, dinsel fanatizme karşı verilen kanlı savaşlar sonrası kazanılmıştır.

Genelinde Hristiyanlık, özelinde Katolik mezhebi yalnızca 240 yıl öncesine kadar dokunulmazdı ve tabularını bırakın inkar, tartışmak bile suç olup, cezası işkenceden geçirildikten sonra idamdı.

İslamiyet, Hristiyanlıktan 611 yıl sonra doğdu. Hristiyan Batı, Orta Çağ zihniyetiyle kanlı kilitlere vurulduğu din esaretinden, iki yüzyıl önce kurtuldu.

Bugün İslam aleminde Hz.Muhammed’in karikatürlerine gösterilen haklı tepkinin yanısıra, aşırı ve yer yer kanlı halk galeyanlarına bakarak, üstelik karikatür krizinden bağımsız olarak dinin nasıl bir maddi manevi bir terör biçimine alet edildiğini bilerek, İslamiyet’in de kendi tarihi açısından Orta Çağ’ını sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Ne yazık ki aynı çağda yaşıyor ve ikibinli yılları Orta Çağ zihniyetiyle paylaşmak zorunda kalıyoruz. Üstelik ömrümüz, ancak laik düşüncenin geçit verebildiği Aydınlanma Çağı’nı görmeye yetmeyecek.

-----------------------------------