Demek HAMAS’da değişti!
Vatan · 18 Şubat 2006
Hamas lideri Halid Mcşal'in Ankara'ya gelişi "olur" u alınmış bir ziyaret miydi, yoksa baskın mı, anlaşılamadı. Baskınsa, AKP iktidarının dış politikadaki acz ve iflasının ilanıdır. Yok eğer Hamas, Ankara'ya resmi ya da gayri resmi yollardan davet edilip de geldiyse, o zaman AKP hem kendi iktidarı, hem de Türkiye'nin uluslararası güvenirliğini, dolayısıyla güvenliğini tehlikeye atmış bulunmaktadır.
Öyle ya da böyle, Hamas'in Ankara çıkarmasını, "Türkiye bölge lideri ki önce Türkiye'ye geldi," diye övmek, "Ne yapsaydık yani, Filistin'i İran'ın, Suriye'nin kucağına mı atsaydık?" diye savunmak siyasal bir çapsızlık, küresel bir cehalettir.
Hamas, dünyaya sesini duyurmak için Türkiye'yi seçti, çünkü Türkiye'den daha batıya gidemezdi. Çünkü kimse davet etmezdi bir, baskına kalkıştığında geri püskürtülürdü, iki.
Çiçeği burnunda bir demokrasi kahramanından mı söz ediliyor, kim kabul ederdi daha soğumamış namlusuna bile çiçek takmamış bir terör örgütünün, geri kalmış ülkelere özgü demokrasi katakullisiyle iktidara gelen fikri kanlı, zikri kanlı milisini? ABD mi, İngiltere mi, Almanya mı, Fransa mı, hangisi görüşürdü, en azından şu sıra, radikal dinci terörist örgütün ne kadar "sivil" olabileceğini görene kadar, paramiliter Hamas heyetini?
İran'a gidebilirdi tabii. Suriye'ye, Mısır'a, tüm Arap ülkelerine gidebilirdi. Ama Hamas'in derdi, tam da kabul görmediği Batı'ya, ABD'ye, AB'ye mesaj göndermek. Mesaj ne? "Aman Filistin'e yardımları kesmeyin!"
Hani şu yıllardır ödenen ve Arafat ile El Fetih kadrolan tarafından yağmalanan milyar dolarlar. Hamas, ABD ve AB yurttaşlarının vergilerinden ödenen bu paralan göndermeye devam edin, ben kendim yemem, ülkeye harcarım, diyor.
Bu mesajı Batı'da mukim muhataplarına ulaştırmak için uygun kürsü, elbette ne İran, ne Suriye, ne Mısır, zaten ne de bir başka Arap ülkesi.
Kalıyor geriye iki köprü, Türkiye ve Rusya. Yani bu coğrafyada ABD ve AB ile önemli ilişkileri olan yegâne aracılar.
Elbette ki Filistin'i değil, İsrail'in çıkarlarını kolluyor, gerek ABD, gerek AB.
Ama Filistin yoksulluktan ve ezilmişlikten kurtulmadan İsrail'in de geleceğinin olmadığını anlamıştı hepsi, en azından! Topraklan gasp altında, yanm yüzyıldır haksızca ve gaddarca ezilen Filistin'i ayağa dikmeden, İsrail açısından da kalıcı bir barış sağlanamayacağını kavramışlardı ve borç değil, "karşılıksız" para pompalıyorlardı Arafat ve El Fetih'e. İsrail'i yaşatabilmek için, Filistin'i "vakur" bir muhatap olarak dizayn etmek gerektiğini görmüşlerdi.
Yılda l milyar dolar az para değil. Filistin hepi topu 4 milyon can.
İşte bu paralar Mısırlı "iş" adamlan, Lübnanlı "komisyoncular" aracılığıyla Karayip Adalan'ndan, Timsah Adaları'ndan dolandınla dolandınla hortumlandı Filistin'in idari kadrosu tarafından.
Ülkede taş taş üstüne konulmadı.
Suudi Arabistan, İran da yardım ediyordu Filistin'e. Ama onlar, "hemcinslerini" tanıdıklarından, doğrudan "adamlarına", Hamas'a veriyorlardı. Ve Hamas, hem intihar komandoları ve suikastlarla Filistin'i İsrail'e yıktırarak "ekmek teknesi" savaşı sürdürüyordu, hem de aldığı yardımlarla analarını babalarını öldürttüklerine öksüz yetim yurtlan, aşevleri, hastaneler açtı. Ama hepsi Hamas'ın şeriatçı terör propagandasını yayıyorlardı. Sonucu biliyorsunuz, hortumcu milliyetçilerden bezen Filistin halkı, intihar komandolarının öksüz yetimini kollayan dinci teröristleri seçti.
İyi güzel de, Hamas iktidarı "İsrail'i tanımamaya", dolayısıyla tüm banş çabalarının çıkmazına yeminli. İsrail yanlısı ABD ve AB, artık niye yardım etsin yeni yönetime?
Filistin'deki iktidar partisi bugün Türkiye, yarın belki Rusya'dan "Aracı olun paraları versinler, yardım ederlerse, ben de barışa yanaşırım!" mesajını götürmelerini ve desteklemelerini istiyor. Yani Hamas'ın derdi de Batı'yı "değiştiğine" inandırmak.
Önce tabii ki Ankara'ya, AKP iktidarını ziyarete geldi, çünkü değişenin derdinden, en iyi "değişen" anlar!
Ya da tersi.