Rus ayısı,Kasımpaşa dayısı
Vatan · 21 Şubat 2006
Danıştay yargıçlarına efendiler diye hitap eden Recep Tayyip Erdoğan, pek övündüğü Kasımpaşalı üslubuyla aslında efendi başbakan" değil, "başbakan efendi" olduğunu bizzat kendi söylemiyle kanıtlıyor.
Kabadayılık raconunda, efendiliği önde anılmak çıtkırıldımlık sayılır, "efendi çocuk" ların ağzına vurulur, lokması alınır. Dayının ası, kabanın hası, "efendi" hitabını adının ardında gezdirmesinden anlaşılır!
Kasımpaşa'da "efendi Recep" ya da "efendi Tayyip" lerin esamisi okunmaz, "Recep efendi, Tayyip efendi"lerin borusu öter. Başka bir deyişle efendilik, kabadayı jargonunda adın önünde "muhallebi", arkasında "mahalle" kıvamında taşınır, kabadayının kabadayılığı muhallebi çocuklarının önüne geçip ardına taktığı mahalle çocuklarına orantılıdır.
İşte bu yüzdendir ki Sayın Erdoğan, sizin ayıpladığınız argotik üslubu bilerek ve isteyerek kullanmakta, zaten kendi saflarında gördüğü kabulle de söylem seçiminde haklı olduğunu göstermektedir.
Mersin'de vatandaşa "Ananı al da git!" ve "Artistlik yapma lan" dedikten sonra "Adam gibi adam geliyor" sloganıyla karşılandığı Orhangazi'de, "Bu emaneti layıkıyla taşıyamazsak yuh olsun bize," diye bizzat şahsına yaptığı argotik uyan, kabadayılık raconunu nasıl iyi bilip, nasıl gururla taşıdığını kanıtlamaktadır.
"Başbakan efendi hitabını böylece hak etmekte ve kullandığı jargonda iltifat olduğunu da en iyi kendisi bilmektedir.
Başbakan efendinin, zatına "Sayın Başbakanım" diye muhallebi çocuğu gibi efendi efendi hitap eden vatandaşa ne demesini isterdiniz, "Ananı al da git" yerine "Ananı bırak da git!" deseydi daha mı iyi olurdu sizce? (Copyright: Melih Âşık)
Yanm yüzyıldır "baba" dayağına saygılı, dolayısıyla belini kıran devlete "baba", iliğini kemiğini sömüren hükümete "ana" diye sarılan bir toplumda, politikacının masaya yumruk vuranı, kapıyı çarpıp çıkanı, velhasıl dayılananı ve efeleneniyle övünen bir medyaya, elbette ki efendi başbakan değil, başbakan efendiler yaraşır.
Hatta devlet katındaki efendilik konusunda Büyük Türkiye, Büyük Rusya'dan siyasal coğrafyada olduğu kadar ufaktır!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, gerek kabalık, gerekse dayılıkta Türkiye Başbakanı'ndan birkaç (yumurta) topuk ileride olup, kullandığı jargon bizim Kasımpaşa raconuna "muhallebi" kestirecek niteliktedir. İşte size Rusya Başkanı'nın uluslararası basın toplantısından birkaç örnek...
Batılı bir gazeteci: "Rusya sovyet geçmişini aşamadı diyenlere ne cevap verirsiniz?"
Putin: "Tek bir yanıt hak ederler, hass...ler!"
Bir başka gazeteci: "Ukrayna'nın doğal gaz fiyatını niçin arttırdınız?"
Rutin: "Kaba kaçacak ama, biz o gazı burnumuzu karıştırarak bulmuyoruz!"
Ve Putin, herhalde doğal bir ihtiyaçla sıkıştığı basın toplantısını: "Evet, sanırım kimse buraya gelmeden önce altına bez bağlamadı, dolayısıyla toplantıyı bağlamak zamanıdır..." diye bitirir.
Gördüğünüz gibi siyasal jargon kabalığında Vladimir Putin ağır takılıyor, dayılıkta fark atıyor. Normal. Recep Tayyip Erdoğan futbolcuydu, Putin karatede siyah kuşak!
Demek spor, terbiye değilmiş: Putin KGB'de karateci yetişti, Erdoğan lETT'de futbolcu. Bir de sahalarda centilmenlik beklenir...