Nasıl oyuluyoruz
Vatan · 24 Şubat 2006
Türk bankacılık sistemini üç sözcükle özetLe deseler, sanırım "cellada dönüşen kurban" tanımı aşın sayılmaz. Üstelik ülkemizde bankalar, kurbanken bile cellattı. Hortumlandıkları için çökerken, toplumsal sefa ya da cefa demek olan milli ekonomiyi de çökerttiler. Çökmeyen ve dirilenleriyle birlikte, maşallah hepsi iyi ve artan kârlarını gururla açıklıyorlar. Oysa bu iyiliği, müşterinin, yani milletin kanını iliğini emerek sağlıyorlar.
Önce soyuldular, şimdi bizi oyuyorlar.
Ekonomist olmadan yazdığım bu yazılar, bazılarının sinirine dokunabilir. Ama ben de bir banka müşterisiyim ve müşterinin satın aldığı hizmetin allamesi olmadan da kalitesini anlayabileceğine inananlardanım.
Çarşamba günü kredi kartlarını konu alan "Nasıl yolunuyoruz?" yazım çok tepki aldı. Kimi allameler, bir sürü teknik terimle boğulmuş ayrıntılı açıklamalarla eksiklerimi bildirdi, ama kimse yazının temeline ve ana fikrine "yanlış" diyemedi! Banka kazığı yiyen sade müşteriler ise hararetle destekledi.
Sizinle bu okur/müşteri mesajlarından birini paylaşmak isterim:
"1999-2003 yılları arasında kullandığımız kredi kartları borçlarımızı herhangi bir gecikme olmadan zamanında ödüyorduk. Bu dönemde, çalıştığımız bankanın personeli aynen şu sözleri sarfetti: Siz bizim için kötü müşterisiniz, zira sizden faiz olarak hiç para kazanamıyoruz!
Yine aynı dönemde, bir hafta sonu kendi hesabımızdan, yani var olan paramızdan çektiğimiz meblağa faiz uygulamaya kalktılar, biz itiraz edince yanlış olmuş diye geri adım attılar.
2003 yılından öteye tekstil sektöründeki krizden dolayı ödemelerimizde aksamalar başladı ve halen bu aksamalar son haddine varmış durumda. Hal böyleyken, aynı bankanın pazarlama müdürü bizi arayıp müşterileri olduğumuz için bize başka bir kart daha vermek istediklerini söyledi. Eşim, kendisine: Verin de, benim sizin bankanıza öteki karttan borçlarım var, nasıl böyle rahat ikinci bir kartı öneriyorsunuz, diye sormak zorunda kaldı.
Yukarıda anlattıklarım kara mizah gibi, ama biz bunlan yaşadık. Tabii bu arada diğer bankaların istenmeden gelen kredi kartları da cabası...
Hiç kimse boşuna faiz ödemek ve icra takibine uğramak istemez. 3 milyon kişinin ekmek yediği tekstil sektörünü batıran, dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'e tebriklerimi iletmek istiyorum: Birikmiş olan borcumuz, evimizi geçindirmek ve işimizi ayakta tutabilmek için yapılan borçtur. Herhangi bir lüks harcamamız yok, eşim 48, ben 45 yaşındayım. 3 yıl içinde çalışma hayatımız süresince yaptığımız tüm birikim elimizden çıktı. Hâlâ çabalıyoruz. Tek gayemiz çocuklarımızın ayakta durabilecekleri bir işe sahip olmaları ve borçlarımızı ödeyebilmek. Bundan böyle herhangi bir birikim yapabilecek ne umudumuz kaldı, ne gücümüz.
Bizim durumumuzda pek çok insan var. Vergi, sigorta, kredi kartı, okul masrafı borçlarını ödemek için ev bark satarken, bazılarının sırtını babalarına dayayıp saatlik kararnamelerle ithalat zengini olmaları canımızı acıtıyor.
Üstelik bunu yapanların kendilerini dini bütün Müslüman olarak lanse etmeleri, daha da acı."
Bütün bunlar doğru, sayın seyirciler. Hanginizin evine siz istemeden banka kredi kartı gönderilmedi? Yalnız bu olgu bile insanları borçlanmaya kışkırtmak ve uluslararası bankacılık kurallarına göre sorgusuz sualsiz kredi açmak, başlıbaşına skandaldir!
Devamı yarına.