Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Anketler ve gerçekler

Vatan · 1 Mart 2006

Bazı mesleklerin unvanı için eğitim yetmez, uygulamada kanıtlanması gerekir. Edebiyat mezunu, otomatikman edebiyatçı değildir. Güzel Sanatlar'dan sanat eğitimi alınır, ancak sanatçı olunmaz. Bendeniz de eğitimini aldığım meslekte hiç çalışmamış, çalıştığım mesleğin de eğitimini almamış bir Türkiye ürünüyüm. Sosyoloji okudum, gazetecilik yapıyor, yazar sayılıyorum.

Ancak sosyoloji bilimini Nurettin Şazi Kösemihal ile Cahit Tanyol gibi iki devden öğrenmiş olmak, gazeteciliğe adım attığım günden beri bir artı oldu meslek hayatımda. Hatta eğer başarılı olduğum varsayılırsa, onların öğrettiği sosyoloji mantığının yolumu çizdiğini söyleyebilirim.

Gazetemiz Vatan, geçen aylarda yaptığı ve yaptırdığı iki kamuoyu yoklamasıyla gündeme damgasını vurdu, hatta sonuçlarıyla sarstı. Hele bugün seçim olsa AKP'nin oy oranını artırdığını gösteren ikinci anket, iktidara muhalif çevrelerde şaşkınlık ötesi, umutsuzluk bile yarattı!

Ama ben sosyolojide öğrendiğim temel bir kurala dayanarak, farklı düşünüyorum.

Vatan'ın birincisini kendi olanaklarıyla, ikincisini ise çok ciddi kurumlara yaptırdığı anketlerin, her şeyden önce birbirleriyle aşağı yukarı çakışan sonuçları itibarıyla güvenilir ve sağlıklı oldukları açıktır.

Ancak kamuoyu yoklamalarında doğru soruyu doğru deneğe sormak, her zaman doğru sonuç vermez. Özellikle, ister uzun ister kısa vadeli olsun, seçim tahminlerinde dünya kamuoyu yoklamaları tarihçesi, birbirinden prestijli kurumların hezimetleriyle doludur!

Çünkü ne denli ciddi hazırlansa ve sağlıklı yorumlansa da, tüm anketlerin belirleyici ögesi örnekleme metoduyla saptanan kısıtlı bir toplum kesitidir. Bu anketlerde, bu kesitin tüm toplumun eğilimlerini yansıttığı varsayılır.

Oysa yumurta kapıya geldiğinde, bazen ve hatta sık sık, kesitin geneli hiç de yansıtmadığı anlaşılır!

Teknik terimlerle başınızı ağrıtmayacağım, örnekleme metodu, bir tür "toplumsal DNA" tespitine yarar. Bir saç teli, bir tükürük izinden yola çıkarak ait olduğu insanın DNA'sına varır gibi, ankete katılan toplum kesiti de doğru belirlendiği takdirde, hedef kitlenin tamamını temsil edecek örnek kitledir.

Seçim anketlerinde hedef kitlenin çok büyük, tüm seçmenler olması açısından temsili örneklemesi güç ve tüm dünyada sık sık yanlış sonuçlara varılması bu yüzdendir.

Özellikle, ankete katılan örnek denek bütününde, sonuçları değiştirecek olan "risk grubu" belli bir eğitim düzeyinin altındaysa, ankete yeterince ya da sağlıklı bir oranda katılmıyorsa, anketten çıkarılan sonuç ve sonuçlara dayalı analizlerin gerçekçi olmayacağı açıktır.

Türkiye'de önümüzdeki erken ya da zamanında yapılacak bir genel seçimin sonuçlarını belirleyecek "risk grubu", naçizane bencileyin kırsal alanda yaşıyor. Yani köylülerimiz, tarımcılıkla, hayvancılıkla uğraşan insanlarımız, hayatını topraktan, doğala bağlı ürün ve işletmelerden kazanan toplum tabanımız, önümüzdeki seçimler için her zamankinden daha önemli bir yer tutuyor.

Çünkü AKP iktidarı, üç yıllık icraatı süresince en çok onlara zarar verdi. AKP iktidarının yerli üretimi öldüren, fiyatları aşağı çekeceğiz diye pompaladığı et, süt, meyve, sebze tahıl ve tüm temel gıda ürünlerine rakip ihracat ürün politikasından en çok tarım sektörü şikâyetçi, en büyük kazığı onlar yedi.

Oysa bizim köylümüz, bizim tarımcımız düşündüğünü söylemez. Vereceği oyu konuşmaz. Ne düşündüğü ve kime güvenip güvenmediği, seçim meydanlarında bile değil, sandıkta açığa çıkar.

İşte ister bu yıl olsun, ister 2007'de, önümüzdeki genel seçimlerin sonucunu belirleyecek "risk grubu" tarım sektörü olduğu içindir ki, hiçbir kamuoyu yoklamasının toplumsal çoğunluğa mal edilebilecek bir eğilimi ve AKP'nin istikbalini ortaya koyabilmesi "henüz" gerçekçi değildir, olamaz.