Komplo
Vatan · 6 Mart 2006
Gayrımeşru ve gizli bir gücün, kitleleri manipüle etmek üzere uygulamaya koyduğu eylem planına komplo denir. Bu eylem planı, gizli güç örgütlenmesinin yoktan var ettigi suçlamaların önce gayrı meşru kaynakları kullanarak yayılması, ardından hedef alınan kişi ya da kurumların güya meşru yollardan kovuşturulması, en azından kamuoyu vicdanında mahkumiyeti ve sonuç olarak etkisizleştirilmesi düzenini izler.
Siyasal, sosyal ve psikolojik olarak üç kanaldan yürütülen « komplo » düzeni, dünya literatüründe yukarıda verdiğim açıklamayla tanımlanır, benim icadım değildir.
Türkiye’de, Org. Yaşar Büyükanıt’ın Genel Kurmay Başkanı olmasını önlemeye çalışan odaklar, işte böyle gayrımeşru ve gizli bir örgütlenme, başlattıkları yıpratma kampanyası da ülkeye yan ve yön değiştirtmeyi amaçlayan derin düşünülmüş, hesabı kitabı yapılmış, ince işlenmiş, geniş çaplı bir büyük komplonun parçasıdır.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın niçin genel kurmay başkanı olarak istenmediği, internet ortamında hakkında yayılan uyduruk tarihçenin « etnik komplo » niteliği ve üzerine salınan savcının niceliği birlikte ele alındığında, komplocu örgütün yalnız kimliği değil, hierarşisi de açığa çıkmaktadır !
Bu örgüt nebulasının, Türkiye’nin sivil yönetiminin yanısıra, ordu gücünü de avucuna almak istediği açıktır.
Halen Genel Kurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün görev süresinin uzatılması ya da cumhurbaşkanı adaylığı, nedendir bilinmez, komplocu örgütün tercih ettiği bir opsiyon.
Bu opsiyonda, belki de 2005 yılında ordudan irticai faaliyetler dolayısıyla ihraç edilenlerin sayısının tarihteki en düşük düzeyde tutulması, sanki orduda irticanın kökü kazınmış gibi, hepi topu 4 kişinin TSK’dan uzaklaştırılmasının « şükran » payı vardır, kimbilir…
Belki de Sayın Hilmi Özkök’ün orucunda niyazında, etliye sütlüye karışmayan kişiliğinin.
Org. Büyükanıt hakkındaki suç duyurusu neye dayandırılmaktadır ?
Şemdinli olaylarında, suikastçı olmakla suçlanan bir astsubayın geçmişine ilişkin, iyi intiba belirtmesine.
Hukuki süreci bir yana bırakacak olursak, Şemdinli olaylarında, benim da mantığını çözemediğim bir tuhaflık var ve daha önce yazmıştım : İster militer olsun, ister paramiliter ya da sivil, dünyanın en beceriksiz gizli servisi, dünyanın en zekasız ajan ve provokatörleri bile, suikast yapılacak hedef ya da provokasyon yapılacak mekana, elinde emir, yanında planla gitmez !
Bilmiyorum elinde suikast planı, yanında emir, cebinde gizli servis çetelesiyle yakalanan « suikastçı »ya, dünya literatüründe ne denir ?
Şemdinli’deki olayların « neye » dönüştüğüne bakarak, kime yaradığı, hangi amaca hizmet ettiğini görmek zor değil.
Görmek için bakmak gerek. Ve Şemdinli bağlamında sonuçların kime yaradığına bakmak, kimin yaptırdığını da görmek olabilir.
Ne TSK’ya, ne de Org. Büyükanıt’a yaradığı ortada.
Ama Org. Büyükanıt’ı yıpratmak için başlatılan kampanya, sözünü ettiğim komplonun kendisi değil, sadece parçası.
KanalTürk’ün yayınladığı tarikat evleri, kaçak Kur’an kurslarında öğretilen « Çanakkale savaşını asker değil, evliyalar kazandı » teması, bir başka parçası. Kavşak açma törenlerinde, « Araplardan niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz, ne yaptı bu Araplar size ? » haykırışlarıyla Türk askerini arkasından vuranları « rehabilitasyon » çabaları… Ders kitaplarında Atatürk’ün adını, nedense pek sık unutmak... Ama annesinin başı bağlı fotoğrafını sık sık kullanmak… Kısaca gerçek tarihi unutturarak « iyi saatte olsunlar »ın karıştığı sahte bir tarih yazmak, hep o büyük komplonun yapı taşları.
Varın siz koyun, mimarlık bürosunun adını.
---------------------------