Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Ağlatan ve güldüren marşlar

Vatan · 14 Mart 2006

AKP'nin Kızılcıhamam toplantısında konuşan Başbakan, İstiklal Marşı'nın 85. Yıldönümünü unutmamış. Partililerle birlikte marş söyledikten sonra, aferin ona, şiirin on kıtasını da ezbere okumuş. Bazı bakanlar ve milletvekilleri de gözyaşlarını tutamamış. Başbakan'ın ezber yeteneğine mi, yoksa İstiklal şiirinin güzelliğine mi ağladılar bilinmez, ama onlara da aferin!

Bizim İstiklal Marşımız, duygulu ve coşkulu bir şiirdir. Tuhaf bir rastlantı sonucu, dünyada içinde "kan" sözcüğü geçen iki ulusal marştan biridir. Öteki, Fransız ulusal marşı La Marseillaise'dir. Büyük Fransız Devrimi sırasında Rouget de Lisle tarafından yazılıp bestelenen, 1795'de millileşip imparatorluk döneminde yasaklanan ve nihayet 1879'dan öteye cumhur Fransa'nın milli marşı olarak kanunlaşan, vurucu bir devrim türküsüdür.

İki ulusal marş arasındaki "kan" farkı, İstiklal Marşı bu topraklar için dökülen kanı anarken, La Marseillaise'in kan dökmeye çağırmasıdır.

Cumhuriyetinden artık emin olan Fransa'da, La Marseillaise zaman zaman tartışılır, "Artık bu kadar kanlı ve savaşçı bir sembole ihtiyacımız yok," denir. En çok göze batan bölümü de, "Silahlaraaa yurttaşlar! Kurun taburlarınızı, hücum! Süngülerimiz kirli kana doysun!" nakaratıdır.

Fransa'nın unutulmaz sanatçısı Serge Gainsbourg, 1980'li yıllarda "reggae" ritmine takmıştı kafayı. Tuttu, Fransız Ulusal Marşı'nı "süzgeçten geçirilmiş" nakaratıyla bu ritimde söyledi Paris'teki bir konserinde.

Şöyle ki: Gainsbourg, elinde viski bardağı ve sigarasıyla sahneye çıkıyor, reggae ritminde, "İleri vatan evlatları/Zafer günü yaklaştı/İstibdata karşı/Kanlı bayrak açıldı..." diyor, ardındaki yarı çıplak kızlar korosu, nakaratın yurttaşlara yüklediği görev bölümünü atlayıp, "Silahlaraaa vesaire, silahlara vesaire..." diye çiğniyordu yuvarlak kalçalarını

sallaya sallaya.

Gainsbourg'un reggae vesaire Marseillaise'i, ılımlı sağ ve sol Fransızlar! gülmekten yere yatırırken, aşırı sağı ve orduyu ayaklandırdı. Bir komando birliği, şarkıcının Strasbourg konserini bastı. Orkestra ve korodaki kızlar korkudan kaçtı. Serge Gainsbourg o gece La Marseillaise'i elinde viski bardağı ve sigarasıyla, müziksiz, orkestrasız ve korosuz, "a capella" ama resmi biçimiyle söyleyerek, komandoların elinden kurtuldu. Bütün bunları biliyorsunuz, daha önce yazmıştım...

Ama olayın nefis finalini ben de çok yakın zamanda öğrendim: Strasbourg konserine komando baskınından sonra uzunca bir süre, ne Gainsbourg söylemeye cesaret etti "reggae vs." ulusal marşı konserlerinde ne de medyalar çalmaya. İşte bu gayriresmi sansür sırasında bir gün, Drouot Müzayede salonlarında, La Marseillaise'in 1792 tarihli elyazması, hem de şair bestecisi Rouget de Lisle'in kaleminden, açık artırmaya çıkarıldı. Fransız büyük burjuvazisinin katıldığı müzayedede, kimde kaldı dersiniz el yazması La Marseillaise?

Tabii ki elinde sigarasıyla salonda yerini alan Serge Gainsbourg'da!

Ama daha şaşırtıcısı, zamanın parasıyla Gainsbourg'un 200 bin franga satın aldığı La Marseillaise'in notalarının altına güfteyi yerleştiren şair besteci Rouget de Lisle, "Silahlaraaa yurttaşlar!" diye başlayan nakaratın tamamını yazmamış, "Silahlaraaa vs." diye not etmişti. Tıpkı Gainsbourg'un seslendirdiği gibi, "silahlara vesaire..."

Başka bir deyişle, kendisi de ozan ve besteci Serge Gainsbourg'un yıllarca sansür edilen La Marseillaise'i, hiç olmazsa sözleriyle, orijinalinden başka bir şey değildi!

Artık her yerde ve sık sık çalınıyor. Belki de bu yüzden, Fransız ulusal marşını "kandan arıtmak" tartışması tavsadı, çünkü nasılsa "reggae"si de var, "vesaire"si de!