Silahlara veda
Vatan · 24 Mart 2006
Pireneler'in tatlı bir eğimle Atlas Okyanusu'na teslim olup Anglet kumullarında eridiği Adour sınırını ilk kez geçtiğimde, yağmurlu bir eylül günü, 1984 yılıydı. Ardımda bıraktığım yön tabelasında "Fransa'ya hoşgeldiniz", girdiğim yolda ise İspanya bile değil, İspanyolca "Bask Ülkesi'ne hoşgeldiniz" ve anlamadığım bir dilde "Ongi Etorriak" ve "Euskal Herria" yazıyordu.
ETA'nın inine giriyor ve idamdan dönmüş efsane haydutlarla ahbaplık edeceğim Bilbao'ya gidiyordum. Hepi topu 2,5 milyonluk Bask Ülkesi'ni, tarihini, aykırılığını, ayrılıkçılığını, milliyetçiliğini, hatta ırkçılığını öğrenmem üç yılımı aldı. ETA'nın ateş üstünde süt gibi izlenen ve düpedüz terörist olup zaten sonradan kapatılan Herri Batasuna partisi kurucusu Jon Idigoras'la çelik kapılar arkasında ve tepemizde zangoç gibi dikilen silahlı "ETArrak" gözetiminde röportaj yaptığım gün, artık neyin ne olduğunu biliyordum.
Gazeteciliğe böyle başladım.
Çoğu kaynak, bu hafta kalıcı ateşkes ilan ettiğini duyuran ünlü terör örgütünün 1968'de kurulduğundan söz eder. Oysa 1968, ETA-Zarra'nın, "zarra"sını atarak, ETA-Berri diye yenilendiği ve askeri, siyasal, ekonomik, kültürel olarak dört "etkinlik" koluna bölündüğü tarihtir.
İspanya ve Fransa toprakları arasında bölünmüş 7 Bask ilini (herrialdes) aynı bayrak, aynı dil altında toplamak için militan üniversite öğrencileri tarafından kurulan "gizli" ve "devrimci" örgüt, 31 Temmuz 1959'da Euskadi Ta Askatasuna (ETA) adını almıştır: Bask Yurdu ve Özgürlük.
İlk bombasını 28 Haziran 1960'ta Amara'da patlatan ETA, Bask halkının İspanya İç Savaşı sırasında verdiği bağımsızlık mücadelesine dayandırdığı "popüler sempati" dalgasının en üstüne, 20 Aralık 1973'te İspanyol Amiral Luis Carrero Blanco suikastıyla oturur.
ETA'nın aktif nüfusu, 50 kişilik hücreler halinde birbirinden bağımsız çalışan 200-300 silahlı militan ile 200 bin kişilik silahsız yandaş ve yardımcı kitleye dayanır.
Bombalı suikastlar konusunda uzmanlaşan örgütün "aktif" militanları, 1963 yılından öteye Libya, Küba, Cezayir, Lübnan kamplarında ve Güney Yemen'de Filistin Kurtuluş Örgütü elemanlarınca eğitilmiştir. Silah ve mühimmatın ise eski SSCB'nin yanısıra, İrlanda üzerinden gönderildiği, IRA tarafından sağlandığı bilinir. ETA bazı militanlarını Nikaragua'da da eğitime, bazı komandolarını Kosta Rika ve Salvador'a da çarpışmak için göndermiştir.
Terör etkinliklerini yalnız ulusalcı bir savaşıma değil, NATO'ya karşı da yönlendiren örgütün, 1985'de İspanya'daki Amerikan Üssü Torejon'a yaptığı bombalı saldırı, 17 ölü, 82 yaralıya mal olmuştur.
İspanya'da eylem yapan teröristleri, 1984 yılına kadar Fransa'nın "şefkatli kollarına" sığınan ETA için sonun başlangıcı, Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand ile İspanya Başbakanı Gonzalez'in "terör" konusunda işbirliği kararı, ama en çok İspanya'nın AB üyeliği olmuştur.
AB üyeliğiyle başlayan uluslararası "demokratik işbirliği" sürecinde, sosyalist Gonzalez hükümeti, GAL diye anılan gizli bir anti-terör örgütü aracılığıyla Fransa ve İspanya'da 27 ETA şefini yargısız infaz sistemiyle öldürmüş ve tamamen illegal bu örgüt ve yöntemleri, AB tarafından "anlayışla" karşılanmıştır.
Ve ancak bu büyük başlar düştükten öteyedir ki, ETA giderek güçsüzleşmiş, yüzlerce kez ateşkes başlatıp bitirdikten sonra, nihayet ve ne tuhaf, bir "kadın" sözcünün ağzından silahlara veda ettiğini açıklamış bulunmaktadır.
İster istemez, özeniyor insan. Ama ne PKK, ETA kadar küçük, ne Kürtler Basklar kadar, zaten ne de Türkiye, İspanya...