Can çekişen sosyal devlet, fransa
Vatan · 3 Nisan 2006
Paris’te havalar, « profiterol » tadında. Gölgeler dondurma, güneş sıcak çukulata kıvamında.
Siz bu satırları okuduğunuz sırada, en ileri teknolojinin demir ağlarıyla örülü Fransa’da, üç trenden biri gitmiyor, iki metrodan biri gelmiyor, havaalanları felç, posta, elektrik ve doğal gaz çalışanları ense, okullar tatil yapıyor. Çünkü ülke, bir hafta arayla ikinci kez genel grev yaşıyor. İş hayatı durdu, işe hayat ya da hayatını işe verenler frene bastı, kendileriyle birlikte dönen çarkı da durdurdular.
Çalışmıyorlar ama, oturmuyorlar da. Yürüyorlar. Sokaklara düşüp yürüyorlar, bir aydır. Gösteri ve yürüyüş hakkını kullananların sayısı, 40 binle başladı, bir aydır her gün katlanarak 3 milyona ulaştı.
Fransa’da olup bitenlere dair televizyonlarda gösterilen cam çerçeve indirme, yakıp yıkma sahnelerine kanmayın. Yürüyüşçülerin arasına karışan, üç milyon protestocuyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan küçük gruplar, daha önce banliyöleri yakıp yıkan umutsuz ve çaresiz « şiddet » takımları onlar.
Fransa’nın halen yaşadığı, son derece disiplinli ve barışçıl bir « demokratik » kalkışma. Ama nereye varacağı da belli olmaz.
Görünüşe bakarsanız, üniversite öğrencilerinin başlatıp genel grevle tüm topluma yayılan protestoların gerekçesi gençler için çıkarılan ilk istihdam yasası.
Merkez sağ Dominique de Villepin hükümeti, birkaç ay önce banliyölerdeki şiddet patlamasını doğuran nedenin, özellikle gençler arasında yaygın işsizlik olduğundan yola çıkarak, bu yasayı ilk istihdamı kolaylaştırmak amacıyla çıkardı. Yasaya, bırakın küresel liberalizm, Fransız devletinin bugün itibarıyla ekonomik olanakları açısından bakacak olursanız, eleştirecek bir yanı yok. İlk kez işe girenlere iki yıl deneme süresi öngörüyor ve işverene, bu süre içinde gerekçe göstermeksizin işten çıkarabilme olanağı tanıyor. Başta İngilizler, Avrupalıların geniş geneli, hele hele Amerikalılar, Fransa’nın böyle bir yasaya karşı ayaklanmasına pek şaşıyor. Çünkü bütün bu ülkelerde, zaten uygulama bu ve Fransa, çoktan yerleşmiş olması gereken bir ekonomi zihniyetine, gecikmiş olarak yetişmeye çalışıyor !
Ama burası Fransa ve küresel ekonomi daralana kadar inanılmaz ölçüde devlet güvencesiyle sarmalanmış toplumun aklı, girdiği işi « hak etmesi » gerektiğini almıyor. Hatta bazılarının kafası, para kazanmak için çalışmak, üstüne üstlük iyi çalışmak, yani başarmak gerektiğine bile basmıyor… Hele işverenin memnuniyetine bağlı bir istihdam, düşünülesi değil. Çünkü bugüne kadar, Fransa’da devletin işe aldığı biri atılamaz, özel sektörün istihdam ettiği çalışan da ancak belli koşullar altında ve hatırı sayılır tazminatlar karşılığında çıkarılabilirdi. Ama zaten tam da bu yüzden işsizlik özellikle gençler arasında yaygın, yani ‘ilk iş’ istihdamı tıkanmıştı. Devletin aşırı koruyuculuğu yüzünden, kayıt dışı istihdam çoğalmış, yasa dışı çalıştırılanların sayısı artmıştı.
Bu tabloya, devletin çalışmayana bile bağladığı taban maaş, işsizlik yardımı, kira yardımı ve primsiz genel sağlık sigortası eklenince, işveren ve çalışanlara yüklenen vergiler arttı, yeni yatırımlar haliyle dışarıya kaçtı, büyüme durdu, ülke ekonomisi ağır yaralar aldı.
Başka bir deyişle, pasta küçüldü ve hemen her alanda dilimlerin inceltilerek yeniden bölüştürülmesi gerekiyor.
Ama devletçilikten vazgeçmeyen Fransa’da devlete dayanarak ve hatta azımsanmayacak bir bölümü parmağını kıpırdatmadan geçinip giden toplum, bu gerçeği kabullenmek istemiyor.
Fransa ayakta, çünkü sosyal devlet batıyor.
Devamı yarına.
----------------------------------------