Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Demokrasi alıştırması

Vatan · 4 Nisan 2006

Demokrasilerde yürüyüş ve gösteri hakkı, halkın iradesini seçim zamanları dışında da belirtebilmesi için vardır. Dünya televizyonlarının Fransa’daki genel grev ve devasa yürüyüşleri, göstericilerin arasına karışan ve milyonlarca yürüyüşçünün binde biri bile etmeyen vurucu kırıcı takımının şiddet olaylarıyla sunması, gerçeği yansıtmıyor. Ülkedeki üniversite ve lise gençliğinin işçileri ve memurları, kısaca ailelerini de arkalarına alan hareketi, ister haklı olsun ister haksız, hayranlığa zorlayan bir demokrasi dersi de içeriyor.

Olayların başladığı işgal altındaki Sorbonne Üniversitesi’nde, her gün bir öğrenci meclisi toplanıyor, gençler, hükümetle giriştikleri bilek güreşinde durum değerlendirmesi yapıyor ve hareketin nasıl sürdürüleceğine dair açık oylamayla kararlar alıyorlar. Sorbonne amfilerinde toplanan meclisin Fransız Ulusal Meclis’indeki milletvekillerine attığı tek fark, yaşları ve « cool » giyimleri. Konuşmaları ve davranışları, rakiplerine tanıdıkları söz hakkı ve saygı açısından milletvekillerinden bile daha demokratik, daha uygar ! Üniversite gençliğinin yeni lideri, siyasal savaşım damarı küçük bir ilin belediye başkanı annesi ve sosyalist partili babasından beslenen Bruno Juliard, 25 yaşında ve kamu hukuku doktora öğrencisi. Konuşmasını dinleyip mantığını izleyenler, ufak tefek, hatta çocuk görünümlü Bruno Julliard’ın geleceğin önemli bir politikacısı olacağını anlıyorlar. Fransa, yeni ve belki daha önemsiz, belki daha önemli bir Daniel Cohn Bendit’e yer açıyor demokraside.

Nasıl mı ?

Bruno Julliard ve yönetici ekibi, Başbakan Dominique de Villepin’le toplantı yapıyor, İç İşleri Bakanı Nicolas Sarkozy’yle görüşüyor, başka bir deyişle Fransız hükümeti, eylemci öğrencilerin sendikası UNEF’i muhatabı kabul ediyor. Anlaşıyor ya da anlaşamıyorlar, ama gerek üniversite, gerekse lise öğrencilerinin çocuk yaştaki yöneticilerini hükümet konağına çağırıp, karşısına alıp konuşuyor !

Türkiye’de, daha çeyrek yüzyıl önce, adam yerine koymadıkları ve bir gün bile « Ne istiyorsunuz, derdiniz ne ? » diye sormadıkları gencecik insanları, hatta reşit olmamış çocukları, vatana ihanetten astılar !

Fransa’da hükümet, belki elinden devrileceği, kendisini istifa zorunda bırakacak gençliğin liderleriyle aynı masaya oturup konuşarak, onlara hem demokraside diyalogun ne olduğunu gösteriyor, hem de eşiti sayıp « toplumsal sorumluk » duygusu aşılıyor.

Ve bugün bu gençler, halkı arkalarına aldıkları doğru yanlış bir davada, aynı zamanda demokrasi alıştırması yapıyor, herşeyden önce yarın ülkenin kaderine nasıl sahip çıkılır, onu öğreniyorlar !

Fransa’da öğrenci ve işçi sendikalarının reddettiği ilk istahdam yasası, ölü doğdu. Yürürlüğe girmesine karşın, tartışmalı iki maddesi değiştirilecek ve kadük olacak, herkes biliyor. Ancak toplumsal kalkışma bitecek, sokak sakinleşecek mi ? Belki bir süre, ama yeni kalkışmalar, yeni hareketler, artık kaçınılmaz.

Çünkü Fransa’da, sosyal devlet çöktü. Yeni kuşaklara ne iş güvencesi vermek mümkün, ne de eski sosyal yardımları. Henüz ne memur, ne işçi, ne de öğrencilerin kavrayamadıkları bir şey var : Sistemi baştan aşağı reforme etmek ve suistimali bitirmek gerekiyor. Fransa çok zengin, yeni bir yapılandırmayla hem gençlere yer açmak, hem de devletin tozunu almak mümkün.

Herşeyden önce, nüfusu sağlıklı artan tek Avrupa ülkesi. İnsanlar ömür rekorları kırıyor, ancak genç nüfusu da yeterli ve donanımlı. Bütün mesele, ağır tazminatlar ödemeyi göze alıp yaşlı kadroların emekli edilerek, gençlere yer açılması. Başta siyasal erk, o gençler ülkenin geleceğini ellerine aldıklarında, zaten devletin sömürülecek iliği kalmadığını ve ekonomik anlayışı da tepeden tırnağa günün gereğine göre değiştirmek gerektiğini anlayacaklar.

---------------------------