Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Fortune Melahat’ın harikulade hikayesi

Vatan · 12 Nisan 2006

1941 yılında, Avrupa kan, barut ve yakılan insan eti kokarken, Türkiye'nin "25. Saat"ine giren Bulgaristan sınırı Edirne'de Yahudi aileler yaşıyordu. Ayın on dördü, Yahudi güzeli Fortüne Shoef'i yıkanırken gördü mü bilinmez. Ama kısmeti adına çakılı Fortüne, on dördüncü baharında, sevdiği Müslüman Türk'le evinden kaçtı, evlenebilmek için din değiştirip İslamiyete geçti ve Edirne'yi terk edip kayıplara karıştı.

1949 yılında, Shoef ailesi yeni kurulan İsrail'e göç ederken, ne onlar Fortüne'yi arayıp sordu, ne Fortüne onları.

2005 yılında İsrail'de Fortüne'nin 3 ablası, erkek kardeşi ve çocukları

geleneksel bir cuma akşamı yemeğinde bir araya geldi. Abla İda'nın oğlu İshak Roditi, yemek sırasında annesine, Fortüne sağsa ve bulunursa görüşmek ister miydi, diye sordu.

"Evet, en büyük arzum ona kavuşmak," cevabını alınca, kolları sıvadı İshak. Önce Ladino Komünita internet sitesi üyelerine Edirne'de Shoef ailesini tanıyan olup olmadığını sordu. Cevap ABD'den geldi. Edirne'den göçen Dan Bayer, hem aileyi biliyor, hem de Fortüne'nin Müslüman bir Türk'le kaçtığını hatırlıyordu. İsrail'deki Türkiye Yahudileri Birliği'nden Selim Amado, İshak Roditi'ye, annesi İda'nın Türk nüfus kaydı suretiyle Ankara'daki Nüfus Genel Müdürlüğü'ne başvurmasını ve Fortüne'nin izini aynı kütükte yazılı kardeşler arasında aramasını önerdi.

Resmi cevap birkaç ay sonra geldi. Kütükte yazılı kardeşler arasında bir "Melahat" çıkınca, Fortüne'nin Melahat adını aldığı anlaşıldı. Fortüne Melahat'ın çocukları arasından, kızı İnci'nin İzmir'deki adresine ulaşıldı.

Artık Fortüne'yi arayıp sorabilecekleri bir adres vardı. Ama Roditi ailesi, tereddüt ediyordu. Ya Melahat, Fortüne geçmişini ailesinden saklamışsa, kızı İnci'ye İsrail'den yazacakları bir mektup nasıl karşılanırdı?

İmdatlarına Dan Bayer yetişti: 80 yaşında Edirneli bir Amerikalı olarak hatıralarını yazdığını ve Melahat Hanım'ı aradığını bildirdi. ABD'den gelen mektup, İnci'yi şaşırttı. İzmir'de öteki kızı Beyhan'la yaşayan annesini haberdar ettiğinde, "Mektuba cevap vermeyin!" diye kestirip attı, Melahat Hanım. İçinden, "Ben Edirne'de Fortüne'ydim, nasıl Melahat olduğumu bilebilir, başkasıyla karıştırıyor!" diye düşünüyordu. Dan Bayer bu kez daha açık bir mektup gönderdi: "Sen Edirne'de bağları olan ziraatçı Bohor ile Perla'nın kızı Fortüne değil misin?"

65 yıldır geçmişini gizleyen Melahat Hanım'ın endişesini, çocukları ve torunları yatıştırdı. İster Yahudi olsun, ister Müslüman, onu çok seviyorlardı. İsrail ve Türkiye arasında İngilizce bilen torunlar sayesinde yazışmalar başladı. Önce İstanbul'daki oğul İbrahim Bey'in evinde, İsrail'den gelen yeğen İshak Roditi'yle buluşuldu.

Derken Fortüne Melahat ve bir kızı, iki torunu, İsrail'e Roditi ailesine gitti. Türkçeyi unutmayan İda ile kardeşi Fortüne'nin 65 yıl sonra kavuşması, herkesi ağlattı. İsrail'deki Laifa dergisi, Melahat Fortüne'ye, bunca yıl niçin geçmişini sakladığını sorduğunda, "Kocam orduda subaydı. Benim Yahudi asıllı olmam ona ve çocuklarıma zarar verebilirdi, onun için sustum," dedi.

Muhabir, "Şimdi İsrail'desiniz, kendinizi daha çok Müslüman mı hissediyorsunuz, yoksa Yahudi mi?" diye de sordu. Fortüne Melahat'in yanıtı, Türkiye'yi dindi, köktü, kandı diye bölenlere ibret olacak cinstenti: "Sadece Türk hissediyorum!"

Bu muhteşem insan hikâyesi yaşandı, İsrail'de Laifa dergisinde yayınlanacak, Türkiye'de kısa film olacak. Ben de arkadaşım Eli Gerson sayesinde haberdar oldum ve kehaberler.blogspot.com'da okudum.