İslam dünyası neden geri kaldı?
Vatan · 14 Nisan 2006
TBMM Başkanı Bülent Arınç her ağzını açışta, elimde değil, kulaklarım Hacivat'ın sesinden, "Aman Karagözüm..." diye başlayan bir replik duymaya hazırlanıyor. Ve ne gariptir ki hiç hayal kırıklığına uğramıyorum!
Hacivat, Osmanlı toplumunda medrese görmüş, ağzı laf yapan, dolayısıyla her konuda fikir yürütmek hakkını kendinde bulan ve nabza göre şerbet veren bir "gölge oyunu" tipidir.
Bülent Arınç mı ince sesi ve vaiz tonlamasıyla Hacivat'a benzer, yoksa Hacivat karakteri mi Arınç tiplerini özetler, bilemem.
Ama Bülent Arınç, askeri şortla teftiş eden Özal'ın şortunu öpmeye kalktığı yıllardan, Hz. Muhammed'in doğum haftası şenlikleri boyunca elinden düşürmediği güllere karşın tutamadığı gözyaşlarına, müthiş bir Hacivat karakteri değil midir?
Yavuz Selim adlı yazarın 2002 yılında yayınlanan "Yol Ayrımı" kitabında, Erbakan için "Hoca parayı çok seviyor, bir de rahatı yerinde olan insanları çok seviyor. Mağdur, garip ve mazlumları çok fazla düşünmüyor," diyen Bülent Arınç, garip ve mazlumların parasının üstüne oturan Erbakan'ı "vicdanlı yasa" çağrısıyla hapisten kurtarırken, Hacivat'ın vicdanı değil de nedir?
Cumhurbaşkanı Sezer'e Bosna yolunda Hz. Muhammed aşkına bir gül vermediğine hayıflanıp, Karagöz'ünü... Pardon gözünün bebeği Başbakanı'nı, DTP'ye gül göndermeye çağırırken, Hacivat'tan başka kime benzemektedir Bülent Arınç?
Kuşkusuz kendisi, kendisini Sayın Ahmet Necdet Sezer'den sonraki Türkiye Cumhurbaşkanı'na benzetmektedir.
Cumhuriyeti neye benzeteceği ise, zaten Cumhurbaşkanlığı'nın 23 Nisan 2004 davetiyesini "Şeyini şey ettiğimin şeyi" benzetmesinden rahatça anlaşılabilir!
Hacivat Bursalı'dır. Osmanlı gölge oyununda, kendisini: "Fenn-i Itriyatın yektası, meydan şeyhinin merd-i danası, bezm-i irfanın şem-i safası, Bursalı Hacı Evhad namıyla meşhur-i afak..." diye tanıtır.
Ne tesadüf, Bülent Arınç da 1948 Bursa doğumlu olup, Manisa Mesir şenliklerinde her yıl (2006'da 41 adet) kırdığı kudret macunu yakalama rekorlarında, kuşkusuz "meydan şeyhinin merd-i danası" Hacivat'ın, "fenn-i itriyat yekta"lığı vardır.
AKP'li bezm-i irfanın şem-i safası Bülent Arınç, ne kadar ilim irfan meraklısı olduğunu, zaten önceki gün İslam Konferansı Örgütü'nün parlamenter toplantısında, Müslüman ülkelerin petrol zengini olmalarına karşın neden geri kaldıklarını sorgulayarak kanıtlamıştır.
"Demokrasi, özgürlükler ve birey hakları konusunda (Müslüman) durumumuz pek parlak değildir," akılcı saptamasını yapan Bülent Arınç'a, ne demokrasi, ne de özgürlükten haberdar Karagöz ne cevap verirdi acaba?
"Sinameki sülükleri kafanda kırmadan, lambayı yak da aydınlan!" der miydi?
Belki de Hacivat'a sormak gerek, Türkiye'den başka hangi Müslüman ülkede demokrasi var ki, parlak olmasın? Türkiye'den başka hangi Müslüman ülkede özgürlük ve birey hakları var ki, eksikliğinden söz edilebilsin?
Petrolü olmayan Türkiye, niçin daha ilerde tüm Müslüman ülkelerden, acaba bu soruyu soruyor mu kendisine Bülent Arınç?
Kuşkusuz İslami şeriat sayesinde, tesettür, harem selamlık, fetva, recm, falaka ile özgür ve demokrat olmadı. Tam tersine, Türkiye Cumhuriyeti laik olduğu için demokrasi var, özgürlük ve insan haklarından söz edilebiliyor.
"Değerli olan saklanır" safsatasıyla kadına konulan görüntü yasağı tesettürü, özgürlük diye savunan Bülent Arınç ve benzerleri, laikliğin ışığını yakmadan, İslamiyet'in yitirdiği parlak uygarlığı daha çok ararlar.