Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Kargaşa

Vatan · 19 Nisan 2006

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 12 Nisan'da Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı temel yasaları hatırlatarak, irticanın siyaset ve devlet kurumlarına sızdığı endişesini dile getirdi.

T. C. Anayasası'nı oluşturan bu temel yasalar, ülke rejimini cumhuriyet, cumhuriyeti de demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti ilan eder. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir der; bayrağını, marşını, başkentini belirler. Dördüncü maddesinde de ilk üç maddeyi oluşturan bu hükümlerin değiştirilmesini ve değiştirilmesi teklifini imkânsız kılar.

Eğer T. C. Başbakanı bu maddeleri ve anlamlarını hatırlatan bir konuşmayı: "Siz dindar insanları siyasetten alıkoymak için bunu konuşuyorsanız, bu millet sizi affetmez. Çünkü bu ülkede dindar insanların da siyaset yapma hakkı vardır," diye cevaplıyorsa, din ile siyaseti buluşturmak suretiyle, Anayasa'nın dini devlet işlerinden ayıran "laiklik" temel maddesine uymuyor demektir.

Eğer T. C. Başbakanı, Türkiyelilik diye bir üst kimlik icat ederek, Türk Milleti kimliğinin üzerine koyuyorsa, Anayasa'nın 5. ve 6. Maddesiyle de ters düşüyor demektir.

Eğer T. C. Başbakanı, Türkiye'de irticanın siyasete ve devlete sızmadığını iddia ediyorsa, "irtica"dan ne anladığı, zaten Anayasa'nın temel maddeleriyle bağdaşmayan fikirlerinden bellidir.

AKP iktidarını oluşturan hükümet ile milletvekillerinin düşünceleri de farklı olmayınca...

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Cansuyu festivali, "dindar siyaset" yanlısı 25 kişi tarafından basılmakta, bira içen "kafir"lere döner bıçaklarıyla saldırılmakta ve bunlar yakalanamamaktadır.

Çünkü bira içen öğrencilere saldıranları yakalaması gereken polis, bazılarında cuma namazı molası verilen emniyet müdürlüklerine bağlıdır. (Bkz: İçinden Yıkılan Devlet, 30. 12. 2005).

İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde, irticanın 31 Mart'ı, öğrencileri kantine kapatıp zorla Kur'an dinletilerek kutlanmakta, bu işi bir grup yapmış olmasına karşın tek zanlı okuldan uzaklaştırılıp, o da iki gün içinde çıkarılan mahkeme kararıyla yeniden "eğitici" yetiştiren kuruma dönmektedir.

Başbakan'ın deyişiyle "Türkiyeli" Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde ise, tuvaletlerin üstüne: "Türk, Türkçü, Türkçe giremez" diye yazılmakta, fen ve edebiyat fakülteleri "biji serok Apo" sloganlarıyla basılmakta, hemen her gün Abdullah Öcalan lehine forumlar yapılıp bildiriler okunmakta ve PKK bayrağı dalgalandırılmaktadır.

Türkiye, 1980'den öteye "dinsiz sol" ve "milliyetçi sağ"a karşı birleştirici öge olarak İslamiyet'e sarıldı. Kur'an kurslarından imam hatiplere, din eğitimine verilen gaz, üniversitelerde sağ ve sol faşizmi bitirir sanıldı.

"Dinsiz sol" bitirildi gerçekten. Ama yerini, "şeriatçı sol" ve "Kürtçü sol"a bıraktı. Milliyetçi sağ ise, "Müslüman Türk milliyetçisi" olarak sahnede bugün.

Dün marksist sol Türk'ü ve Kürt'üyle, özelinde ABD ve genelinde batı emperyalizmine karşıydı, bugün "şeriatçı sol." Söylem 26 yıldır değişmedi, ama tekbirle başlıyor.

MHP'nin İslamcı kesimini bu "şeriatçı sol"dan ayıran çizgi çok ince.

Kürtçüler ise, artık Amerikancı.

Birileri, "Allah, Allah!" diye saldırıyor, ötekiler "Biji Apo!" diye. Hedef, demokrat, laik, sosyal cumhuriyet. Anayasa'ya aykırı tüm temayüllere eşit mesafede ve tarafsız müdahale etmesi gereken devlet.

Ama başında, Anayasa'ya aykırı temayülde kişiler var. Türkiye'de neyin, kime karşı ve nasıl savunulacağına dair kargaşa, tam da bu yüzden yaşanıyor.