Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

‘Dört bir yanım sinema’

Vatan · 29 Nisan 2006

İstanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye'nin yüz akı yüksek eğitim kurumlarından biri. Benim anladığım anlamda çağdaş, idealist ve kadın erkek eşitliğine özel bir saygı gösterilen bu kuruma, itiraf ediyorum, belirgin bir sempatim var, tarafsız değilim.

Ama bunca "özgür vicdanın" bir araya gelmesi, Türkiye'nin geleceğini biçimleyen yeni gericilik akımı içerisinde öylesine nadir ki artık, kendimi tarafsız olmak zorunda da hissetmiyorum!

Akıntıya kürek çekenlerin takımlaşması gerektiği günler yaşıyoruz. Çünkü yazısız yasalarla yasaklı kafaların, konuşulamayacak, yazılamayacak ve kullanılmayacak özgürlüklerin, isimsiz sessizliklerin, sessiz baskıların ordulaştığı bir çağ dışılığa sürüklüyor bizleri, yeni gericilik selleri.

İstanbul Kültür Üniversitesi'nin kurucu başkanı Fahamettin Akıngüç, adı üstünde akın gücüyle mi kurdu, topladığı harikulade takımını, yoksa iyiler birbirini bulur da tesadüfen mi buluştular onun çevresinde, bilmiyorum.

Öylesine taraflıyım ki, bu üniversiteyi tabii ki dört yıldır bana layık görülen "Cesur Kadın" ödülünün yaratıcısı Prof. Dr. Nükhet Güz ve aralarında yer aldığım, kendisine hayran ekibi sayesinde tanıdım. Başkan Fahamettin Bey'e, Rektör Prof. Dr. Tamer Koçel ve burada çok uzun bir liste oluşturacak öğretim üyelerine bayıldım! Konuşurken ağzına baktıran, özgür, demokrat, muzip, bilgili, komplekssiz, kısacası adam gibi adamlar tanıdım İKÜ'de.

Üstelik, bana gazetecilik virüsünü aşılayan, çok sevip saydığım bir ustama kavuştum bu üniversitenin öğretim üyeleri arasında: Oktay Verel.

Benim ne olacağıma karar veremediğim yıllarda, geleceğimi ilk kez Oktay Verel öngörmüş, söyleyerek de şırınga etmişti kanıma. Bir gün anlatacağım, birlikte hazırladığımız ve hiç basılmayan "Delidolu" dergisinin acı tatlı, unutulmaz macerasını...

Bugünlerde, tatlı bir heyecanla kıpır kıpır İKÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi'nin genç öğretim üyeleri. İletişim Tasarımı Bölümü hocaları, Mardin'de bir "sinema atölyesi" çalışması başlattı. Yedi haftadır dönüşümlü olarak Mardin'e gidip otuz öğrencinin katıldığı atölyede, uygulamalı sinema dersi veriyorlar. "Dört Bir Yanım Sinema" adını taşıyan Mardin'deki atölyenin öğrencileri arasında, hemşire, muhasebeci, fotoğrafçı, memur, öğrenci, hatta Mardin'i mesken tutmuş bir Fransız var. Yedi haftalık dersler, 2 belgesel, 3 kurmaca filme hayat verdi. Öğrencilerin, İKÜ'den gelen öğretim üyelerinin denetiminde yaptığı bu filmler, 6 Mayıs Cumartesi akşamı Mardin'de gösteriliyor ve atölyeden çıkan sinemacılara sertifikaları dağıtılacak.

İKÜ ile Mardin arasında kurulan bu kültür köprüsünün sponsorları, Mardin Valiliği, Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, ENS Otomotiv ve Gübre Sanayii.

İKÜ İletişim Tasarım Bölümü'nden, sevgili arkadaşım Doç. Dr. Bülent Küçükerdoğan, geçen perşembe sabahı filmleri kurgulamak için düşerken Mardin yollarına, "Hedefimiz, bu tür atölyeleri Anadolu'nun her yanına yaymak. Katılımcılar ne kadar akıllı ve yetenekli, görsen duygulanır, ağlarsın Mine!" dedi.

İKÜ'nün sekiz kişilik sinema hocaları ekibi, pırıl pırıl, heyecanları heyecan veren gençlerden oluşuyor. Atölyede yetiştirdikleri yeni sinemacıları, "Mardin Film Evi"ne yerleştirip, çalışmalarının takipçisi oluyorlar.

Ben de kendilerine, huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Çünkü esaretten de, cehaletten de, şiddetten de kurtuluşun tek yolu var. O da kültür, sayın seyirciler. Ve toplumsal kültür yolunun en kısası, sizin de bildiğiniz gibi, sinemadan geçiyor.