Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Hedef Cumhuriyet

Vatan · 13 Mayıs 2006

Cumhuriyet Gazetesi, Türkiye Cumhuriyeti'ne denk yaşında, yani tarihinde ilk kez, ardı ardına üç bombalı saldırıya hedef oldu.

Ülkemizin en eski, en köklü ve yerilsin ya da övülsün, yayın politikasını cumhuriyet rejiminin temel ilkelerine dayandıran ve altını oymadan, içini boşaltmadan 83 yıldır kollayan ve savunan gazetesidir Cumhuriyet.

Tutarsınız tutmazsınız; doğru yapıyor yanlış yapıyor, dersiniz. Ama trendlerin ahengini izleyen Türkiye'nin kurumsal haritası depremlerle dolu ve ilke çizelgeleri sismik kayıtlara taş çıkartırken, Cumhuriyet Gazetesi'nin taviz vermeden sürdürdüğü çizgi istikrarı, saygıdeğerdir.

Belki de muhaliflerinde bile uyandırdığı bu saygıdır ki, Cumhuriyet Gazetesi'nin Türkiye için önemi, okur sayısı ve tirajından çok, ama çok yüksektir.

Cumhuriyet Gazetesi'nin cismiyle orantısız büyüklükteki önemini kavramak için Uğur Mumcu suikastına halk tepkisini anımsamak bile yeter! Türk gazeteciliğinin yüz akı Uğur Mumcu, yüz karası cellatlar tarafından öldürüldüğünde, Cumhuriyet Gazetesi'nin tirajı 100 bin bile değildi. Ama Türkiye tarihinde ilk kez, bir milyon insan sokaklara döküldü ve yürüdü bir anda, hiç organize olmadan, doğaçlama.

Ve ülkenin pırıl pırıl beyinleri, beyinsiz silahlılar tarafından dağıtıldığında onar onar, en çok yazar ve gazeteciyi şehit veren gazeteydi.

Suikast tarihlerine dikkatinizi çekerim :

1978, Server Tanilli. 1979, Cavit Orhan Tütengil. 1980, Ümit Kaftancıoğlu. 1990, Bahriye Üçok. 1990, Muammer Aksoy. 1993, Uğur Mumcu. 1994, Onat Kutlar. 1999, Ahmet Taner Kışlalı…

Aralarında bir tek Server Tanilli ölümden kurtuldu. Dört kurşunla felç oldu, ama yaşadı. Ömrü uzun olsun, bizi yazılarıyla aydınlatmayı sürdürüyor.

Aynı yıllarda başka gazeteler de kurban verdi, Abdi İpekçi ve Çetin Emeç de öldürüldü, ama eğer yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye'yi kanlı bir karanlığa iten döneme, Cumhuriyet imzalarına sıkılan kurşunlarla girildi.

Bugüne kadar hep şahıslar hedef alınmış, gazete binası saldırıya uğramamıştı.

Son üç bombalı saldırı, belli ki Türkiye'de otuz yedi yıldır kaldırılıp kaldırılıp yeniden sahneye konulan "Terörya" dizisinde, bir "yeni dalga"nın habercisi. Çünkü rejimle özdeşleşmiş kuruma saldırılıyor. Saldırganlar tekbir getiriyor. Demek ki yeni "derin devlet"imiz şeriatçı!

İşte bu bapta, Belma Akçura'nın "Derin devlet, oldu devlet" (Güncel Yayıncılık, 2006) kitabını okumanızı hararetle öneriyorum. Belma'nın kariyerini uzun yıllardır izliyorum. Bu ufacık tefecik "cesaret kız", Türkiye'de mafyaya yoğunlaşan gazeteciler arasında TEK kadın. Olağanüstü bir kalem hakimiyetiyle yazdığı ve Demirel'in bir "vecizesini" başlık yaptığı "Derin devlet, oldu devlet" kitabında, Susurluk'tan Şemdinli'ye uzanan karanlık yolun geçmişini irdelerken, belki de farkında olmadan, bugün Cumhuriyet Gazetesi'ne saldıran ve yarınlarımızın ipini çekmeye hazırlanan müstakbel cellatları ele veriyor. Kitabı bitirdiğinizde anlıyorsunuz ki, Türkiye'nin terör haritasını çizen, cellatlara işveren "ruh", kâh milliyetçiliği besleyip ülkücü mafyayı kullanıyor, kah dinciliği gazlayıp İslamcı fanatikleri, ama 1970'den beri aynı hayalet ve aynı "azmettirici" tarafından hortlatılıyor.

Belma Akçura'nın kitapta "Mumcu'yu öldürmeyen kalmadı!" ara başlığında topladığı yedi sayfalık arşivde, cinayetin ardından 11 hükümet 7 başbakan, 14 içişleri bakanı değiştiren Türkiye'de, herkesin kendine göre bir Mumcu cinayeti zanlısı olduğu, ama tam da herkesin olduğu için kimsenin sayılmayan bir sorumluluk zinciri var ki…

Zaten yarın nereye ve nasıl dolanacağı da belli oluyor.