Dışı pahalı, içi ucuz adamlık
Vatan · 16 Mayıs 2006
Donata donana varılan noktada, kadın erkek eşitliğini reddeden göz, aç açık gider, toprak doyurana kadar. “Don", bizim dilimiz ve bizim kültürümüzde iç giyim malzemesi olmaktan çok daha önemli ve anlamlı bir sözcüktür. Donsuzluk, yoksullukla özdeşleşirken, donamak, donatmak, donanmak gibi eylemler, hep "don" kelimesinden türeyen ve zenginlikle ilişkili ifadelerdir.
Hatta kültürel zenginlik, bilgi birikimini bile "donanım" kavramıyla anlattığımıza bakılırsa, başla kıç arasındaki evrensel ilişkiyi, kuşkusuz en kısa, belki de en doğru yoldan kuran bizim dilimiz, Türkçedir...
Meğer yeni "baş"larımız, ne kadar açmış donanmaya, ey okur!
Nerede Hz. Muhammed'in öğütlediği tevazu, nerede bunlar. "Bir lokma, bir hırka" felsefesinden "ye kürküm ye" pratiğine, kıtlıktan çıkar gibi iştah ve hırsla daldılar.
Hanımlar pahalı tesettüre, beyler markalı lacilere, evler görgüsüz mobilyalara, kapı önleri lüks arabalara, kız kızan şirketleri ihalelere, banka hesapları öbek öbek destelere, donana donana doymuyorlar.
Uhrevi mutluluğu dünyevi mutluluğun üstünde tutan bir dinin müminleri olarak, doğrusu pek tuhaflar. Fani dünyanın sonunda kul gözünü toprakla doyuracağını, cehennem korkusunu unutmuşa benziyorlar. Hatta bazıları, cenneti hak etmediklerini şimdiden çaktı, tabur tabur huriler düşük ihtimal, yasak meyveleri bile tatmak istiyor, hazır donanmışken.
Evdeki kadının yağlanan vücudunu gizleyemiyor tesettür donanımı, yorgun suratını daha da ablaklaştırıyor türban. Oysa erkek, yağlı, yaşlı ve çirkin olsa da erkek! Peygamberimizin emri, deyip, imam nikâhı falan, Allah ne verdiyse, ikincisini de alıyor, üçüncüsünü de. Allah değil mi alan da, veren de? Alabildiklerine göre, veriyor demek...
Evdeki tesettür donanımlı mızırdanınca da, çakılıyor tokat!
Boşuna mı dağıtıyor sanıyorsunuz, o namazında niyazında belediye başkanları, yeni evlilere karıların nasıl dövüleceğine dair el kitaplarını?
Bakın ne güzel işine yaradı, AKP'li milletin dokunulmaz vekili Halil Ürün'ün Konya Belediye Başkanıyken yayınlayıp dağıttığı "Evlilik ve Düğün Adabı" kitabında ehl-i müslim kocalara faş ettiği "karılarınızı hafif olmak şartıyla dövebilirsiniz" mübahı! Anladığım kadarıyla, ikinci bile değil, üçüncü imam nikâhlı karıya isyan eden resmi (yani laik) ve imam nikâhı katmerli baş karısı Esma Ürün'e attığı dayaktan sonra, hangi vicdan sahibi çıkıp da düşündüğünü yazan ve yazdığını yapan kocayı suçlayabilir?
Tabloya şöyle bir bakacak olursanız, AKP iktidarında donananlarla, önceki iktidarlar sırasında donananlar arasında TEK fark var.
Bu farkı yazarsam mahkemelerde sürünmekten korkuyorum.
Öncekilerin kafasında, parayla doldurmaya çalıştıkları bir boşluk vardı. Bunların kafasında, yasaklı bir yoksunluk.
Parayla pulla, malla mülkle donatılamayacak bir mahrumiyettir cinsel eşitsizlik.
Kadınların saçını, başını, gövdesini örtüp yasaklayarak, aslında kendi özgürlüklerini de sınırladılar. Ellerini sıkamadıkları, bakamadıkları, konuşamadıkları kadına, aç kaldılar.
Bu açlık doyurulamaz. Çünkü ne aşk, ne dostluk, ne de cinsellik eşit paylaşılmayınca, ye yumul, tok tutmaz!