Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Çanak tutan kim?

Vatan · 23 Mayıs 2006

Başbakan Erdoğan, Türkiye'deki gelişmeleri her zamanki gibi Arabistan yollarında değerlendirdi. Şarm El Şeyh'e gider iken, Genelkurmay Başkanı Özkök'ün: Laiklik konusunda reaksiyon umut verici, devam etmesi gerek, sözlerini uzun uzun tasvip etmedikten sonra, Sorumluluk mevkiinde olanların ağızlarından çıkanı bilmesi lazım. Bedeli, faturası ne olur, çok önemlidir, deyiverdi. Herhalde Allah söyletti!Sorumluluk mevkiinde olanları ağızlarından çıkan sözü bilmeye davet eden Başbakan, demek ki kendi ağzından çıkanları biliyor!Demek ki Açık konuşuyorum, Danıştay'da birçok engelle karşı karşıyayız, derken ağzından çıkanı biliyordu. Demek ki, Danıştay 2. Dairesinin tam da silahlı saldırıya uğrama nedeni türban kararına dair, Bu kararı kınıyorum, derken, ağzından çıkanı kulağı duyuyordu. Türkiye'nin yargıçlarına hoca efendi muamelesi çeker ve laik devlet hukukuna karşı, Efendi, bu senin işin değil, diyanetin işi! diye şeriat hukukunu referans gösterirken, ağzından çıkanı demek ki bile bile söylüyordu!İtimadına mazhar şürekâsı da ağızlarından çıkanı biliyorlardır, keza...

Örneğin aynı Danıştay karan hakkında, Bu anlayış diktatör rejimlerin felsefesidir. Kaygıyla karşılıyorum. Bunlar (mahkeme karan) çok yanlış ve tehlikeli şeylerdir, derken ağzından çıkanı bilen Abdullah Gül, herhalde o gün bugündür tehlikenin ne, kimin tehlikede olup nereye kurşun sıkıldığını da, umarız anlamıştır!Aynı Abdullah Gül, En sevdiğim gazete Vakit Gazetesi açıklamasını yaparken de ağzından çıkanı biliyor muydu? Çünkü bu gazetenin hedef gösterdiği Gümüşhane Barosu Başkanı Ali Günday, öldürülmüştü! Dışişleri Bakanı'nın en sevdiği gazete, böyle bir cinayetten sonra bile iltifata gark olur da Danıştay 2. Daire üyelerini hedef göstermez mi? Gösterdi tabii. Sonuç malum.

Sormalı şimdi Sayın Gül'e, ağzından çıkanı bilmeyi, okuduğu gazeteden anladığına mı borçlu acaba?Laikliği yeniden tanımlamaya kalkan badem bıyıklı Hacivat'ı geçiyorum, onun ağzından çıkanlarla yalnız Danıştay değil, zaten topyekûn rejim hedefte!Bu hükümetin ağzından çıkanı ne kadar iyi bildiğine son örnek, dünyada, çevre katliamını önlemeye yetkisiz, ama sit alanlarını yapılaşmaya açan yasayı imzaya yetkili tek Çevre Bakanı, Osman Pepe'nin infiali. Hazret, Danıştay'a saldırıda masum insanları öldürenlerle, Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesinde hükümeti suçlayan protestocuların aynı zihniyet olduğunu söylüyor!Lafın neresi doğru ki, gerisi eğri olsun? Katiller, masum canlara kastettiği ölçüde kınanıyor, Pepe'nin kısıtlı kafasında. Yani suçlu öldürseler, o kadar ayıp olmayacak. İkincisi, silahlı saldırıyla, sözlü saldırıyı aynı zihniyet diye eş tutmak, düşünmeyi eylem kadar yasaklayan şeriat hukukunun ta kendisidir ve mantığında en küçük bir demokrasi kırıntısı içermez!Türkiye'de bugüne kadar tüm din cinayetleri, suikastları, katliamları İslamcı caniler tarafından, Müslüman olmayanlara, laiklere karşı işlendi. Tersi hiç olmadı.

Danıştay saldırısının canileri de İslamcı fanatiklerdir. Azmettiren, çok değişik güçler olabilir. Saldırı, AKP iktidarını zor durumda bırakmaya yönelik de olabilir.

Ama hiçbir olasılık açık, çıplak gerçeği değiştirmez: AKP iktidarı dini politikaya alet ederek, bu gelişmelere çanak tutmuştur. Kongrelerinde gelenekselleşen harem selamlıklar, bu partinin, özgürlükten ayrımcılık anladığının en açık kanıtıdır. Madem ağızlarından çıkanı biliyorlardı, faturasını, bedelini ödemeye de hazır olsalar gerek.

Onlara bu faturayı bizler sunacak, laik ve demokratik cumhuriyete biz sahip çıkacak, ırgalanmasına izin vermeyeceğiz artık. Nasıl mı? Benim önerilerim, yarına...