Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Egemenliği sahiplenmek

Vatan · 26 Mayıs 2006

Sevgili okurlarım,

Son günlerde yaşadığımız, tüm Türk toplumunu ilgilendiren gelişmelerden sonra, bana herzamankinden fazla e-posta gönderdiniz ve düşüncelerinizi herzamankinden daha ayrıntılı dile getirdiniz. Toplumsal bilinçlenmenin kuşkusuz bir göstergesi olan bu mesaj yağmuru, umarım ve dilerim sivil bir direniş hazırlığının da habercisi olsun. O kadar çoksunuz ve öylesine güzel ifade ediyorsunuz ki, ülkemizin, önümüze dikilmekte, çocuklarımızın geleceğini tıkamakta olan tehlikeyi...

Ben de bugün, bu sütunu, aranızdan birine, zaten hepinizin duygu ve düşüncelerini dile getiren bir okur mektubuna bırakıyorum. Buyrun okuyun, hepimizin altına imza atabileceği bir « kadın » okurun yorumunu :

« Mine hanım,

Dünkü yazınızı okuduktan sonra ben de bu yazıyı yazmak ihtiyacını hissettim.

Aslında nereden başlayayım, bilemiyorum. Eğitime, ahlaka, gelişime, eşitliğe inanan ve laik yaşama gönül vermiş bizler, AKP iktidara geldiğinden beri nedense ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. İktidara geldiğinde tüm toplumu kucaklayacağını, laikler ve radikal dinciler olarak ikiye ayrılmış toplumdaki gerilimi ortadan kaldıracağını öne süren bu iktidar, tam tersine, ilk günden beri uyguladığı ve sergilediği yönetim anlayışı ile iki kesimi birbirinden daha da uzaklaştırdı. Herkesin başbakanı olacağını söyleyen Sn. Erdoğan, maalesef benim hiç bir şekilde başbakanım olamadı. Hele TBMM başkanımız, asla bizlere hitap edemedi. Kendisi laikliğe yeni bir tanım arayacağına, TBMM başkanı nasıl olunur, ona çalışsın…

Başbakanımız olsun, TBMM başkanımız olsun, bizlere sürekli ders verir gibi çıkışları, aşağılayan azarları ile bizleri yok saydılar.

Bizlere sürekli taraflı çıkışları ile haddimizi bildirmeye çalıştılar. Toplumdaki sorunlu kesim olduğumuz imajını verdiler. Onlara göre, türbana karşı olanlarda bir sorun var. Tek kıstasları bu…mu acaba ?

Oysa karşılarına aldıkları toplum kesiti, oy alamadıkları % 70’ler !

Aslında işi orana vurmak istemiyorum. Onlara inancımız yok, güvenimiz yok. Danıştay saldırısının ardından, daha olay sıcakken, M.Ali Şahin’in « Bakın daha neler çıkacak, bu bir komplodur, » açıklaması, Cemil Çiçek’in, « Belki bir kaset bile çıkar, » umudu ve sonuçlar, ne kadar uyumlu değil mi ?

İnanamıyorum bu iktidara, güvenemiyorum. Samimi, doğru, adil, net bulmuyorum. Devlet adamlığı akilliğine sahip olduklarını görmüyorum. Görev almak için eşin türbanlı (ya da ruhu sakallı) olmasını yeterli sayan bir yönetime kim, nasıl, neye dayanarak güvenebilir ki ? Onları, Osmanlı’nın çöküş döneminde, saraylarına sığınmış, halktan kopmuş, avanelerinin şakşakları ile soluklanan paşagillere benzetiyorum…

Söylemek istediğim, toparlayamadığım çok şey var. Ama emin olun, benim gibi düşünen, olanları sessizce seyreden o kadar çok insan var ki ! Ben beni yöneten insanlara saygı duymak istiyorum. Çünkü onlar ülkemi temsil ediyorlar. Devletimi simgeliyorlar. Cenazede uğradıkları, spontan gelişen protestolara, halkın dile gelmesi açısından çok sevindim. Ama devletimin başındakilerin düştüğü duruma da çok üzüldüm. Emanetçisi oldukları görevlere maalesef layık olamadılar. Maalesef.

Sevgilerimi iletiyorum, Mine hanım.

E… »

Ben de bu düşünceleri paylaşan tüm okurlarıma, kaderinizi artık elinize alın, elinizi taşın altına koyun, partilere üye yazılın, siyasal denizde birer damla olun, dip dalgayı oluşturalım ve günü gelince, hep birlikte, TBMM’ye yürüyelim, diyorum.

Madem egemenlik bizim, geri alalım !

----------------------------